1. YAZARLAR

  2. Yusuf Haseki

  3. Can çekişen umutlar, unutulmaz aşklar
Yusuf Haseki

Yusuf Haseki

Can çekişen umutlar, unutulmaz aşklar

A+A-

Akdoğan Ustamız geçen haftaki köşe yazısıyla Türkiye genelinde 150 bin sayısına yakın tıklanıp okununca hepimizi bir sevinç, ardından önümüze koyduğu çıtayı yükseltmesi nedeniyle hüzün kapladı.

(bkz. https://www.kucuksaat.com/adanada-ramo-rezaleti-197yy.htm)

Elazığ depremi  gerçekten  büyük bir acı  yaşamamıza neden oldu..

Sosyal medyada yazılanları okudukça, Deprem üzerinden dahi, bir toplum nasıl kutuplaşabilir derin bir üzüntü ve körelen umutlarımızla takip ettik.

Hüzün deyince akla gelen GERÇEK BİR Hikâye, o hikâyenin sözcüklere dökülmüş muazzam duygulu, hatta ağlatabilecek kadar güçlü mısraları ile konuyu şarkılara taşımak istiyorum...

Bugüne kadar dinlerken sizi hangi duygu sellerinde ıslattıysa yine o şekilde ıslanmaya devam edin, yaşanmış aşklarınız, yaşanamamış hayalleriniz, hepsini hatırlayın.

Fakat gerçek hikâyesindeki o anne aklınıza geldiğinde boş verin karışsın duygularınız. Ağlayın...

 

GENELEVDE GEÇEN ACI BİR HAYAT

Bazı hayatlar vardır ki, isteseniz de anlatamazsınız... O hayatlar sadece yaşayanların dilinden dökülebilir sözcüklere.

Hele birde söz konusu Bir Anne ise.

Hikâye Karaköy Genelevinde yaşayan bir kadının hikâyesidir...

Yaşadığı ağır şartlar içerisinde bir gün hiç istemediği bir şey olur!

Kadın hamiledir.

İçinde bulunduğu şartlar ile doğacak bir bebek.

Hiç olacak bir şey değildir ama bebeği çok istemektedir.

Uzun geçen karanlık gecelerde düşünür, düşünür…

Ve Kararını verir, Anne olacak, bebeği doğuracaktır.

 

ANNE OLMUŞTUR; PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Bebek dünyaya gelir.

Anne o zor, karanlık hayata geri dönmek, çalışmak zorundadır.

Ama bir karar vermek durumuyla karşı karşıyadır.

Biricik bebeği var olan hayatını bilmemeli, o hayatın ötesinden bile geçmemelidir.

Ve sonunda bir anne için çok acı, çok zor bir karar verir.

Biricik evladını evlatlık verecektir...

 

UZUN GEÇEN SON GECE

Sabah olurken, uzun uzun araştırdığı ve sonunda karar verdiği aileye bebeğini teslim edecektir…

Bütün gece koklayıp doyamadığı biricik bebeğini sıkıca tuttuğu göğsünden bir türlü bırakamamaktadır.

Nefesini dinlerken, yanaklarını, burnunu, kulaklarını okşarken bebeği de onun gözlerine bakmaktadır.

İşte o uzun gecenin sabahında, KIYAMADIĞI bebeğine okur o inanılmaz sözleri.

İKİ KİŞİNİN ARASINDA GEÇTİĞİNİ ZANNETTİĞİMİZ UNUTULMAZ BİR AŞK,

AMA BU BAŞKA BİR AŞK.

O gece dile gelen bir ağıt. Okurken hatırlayacaksınız.

‘’ Bir gün anlayacaksın, neden sessizce gittiğimi.

Senden vazgeçmek uğruna, nasıl bir savaş verdiğimi.

Mevsim kış olur hani,  bir yudum güneş bulamazsın.

Sonsuz uçurumlardaki çiçeklere dokunamazsın.

Her sabah bir sayfa daha eksilip gidiyor ömrümden

Gönlümün yıkıntılarında, can çekişiyor umutlarım.

Ellerimde acı var, ellerini tutamam

Kıyamam, kıyamam sana.’’

Yollarımda ayaz var, yaklaşma yollarıma,

Kıyamam, kıyamam sana.

Karanlık gecelere ortak edemem seni,

Kıyamam, kıyamam sana.’’

Bugüne kadar dinlerken iki kişi arasında geçen bir aşk hayal ederek dinlediyseniz, yine öyle dinleyin, duygularınızın yanına o anneyi de ekleyerek dinleyin...

Sözler Çiğdem Talu adına tescillenmiş, beste Leman Sam a aittir…

Ama duygular yumağı olan sözler bir anneye ait...

Önceki ve Sonraki Yazılar