1. YAZARLAR

  2. Yusuf Haseki

  3. Coronavirüs Günlerinde "AŞK"
Yusuf Haseki

Yusuf Haseki

Coronavirüs Günlerinde "AŞK"

A+A-

752cce1f-740d-4dcc-9d0e-1706e0f0e8e8.jpg

İstanbul sokakları CoronaVirüs’e (TaçlıVirüs) Teslim olunca Perşembe pazarından Galata'ya, oradan Caddeye (İstiklal), Caddeden Cihangir’e boş kalmış tarihi sokakların keyfini çıkartırken yazı karşıma çıktı. Ceneviz döneminden kalma dar sokaklarda bir duvara yazmışlardı:

"İSTESEM AŞIK OLABİLİRİM AMA, ÇOK ÜŞENİYORUM"

Hâlbuki bizim Gençliğimizde bırakın AŞK için üşenmeyi, duvarlara bir kalp çizilir, alttan girip yukarısından çıkan bir ok,  "Müberra seni Çok Seviyorum" u yazmak için dahi saatlerce duvar üzerinde sanat eylenirdi.

Günümüz Sanatlarının her dalı gibi Aşk meseleleri de tıkanmış kalmış diye düşünüp, duvardaki yazının resmini çekerken dört genç yanımda bitiverdi.

"Ne Düşünüyorsunuz?" diye sorduğumda biri:

"Doğru yazmış abi, kim uğraşacak AŞK ile"’ dedi.

Gençlerin AŞK konusuna bakışı böyle demek ki diyerek Cihangir Kafelerine vardım.

Bomboş... Önceden yer bulamadığınız kafeler Tın Tın...

Virüs ’ün etkisi olsa da, diğer gerçek ekonomik olarak da artık insanların etkilendiği... Alkol ve yiyecekler dışarıda oturup yemek içmek için çok pahalı gelmeye insanları evlerde vakit geçirmeye yönelttiği…

60553fc3-cf48-44a6-8110-5ae359ce7962.jpg

HER YERDE VİRÜS VARKEN AŞIK OLMAK

Hava serin olmasına rağmen kafe önlerinde tek tük oturanlar sigara mahkûmları, çile çekiyorlar.

 Meşhur, bir kadın oyuncu telefonuyla oynuyor.

Durur muyum?

İliştim masanın ucuna, başladık sohbete. Aradan birkaç saat geçince birde baktım ki önyargılarım muhakeme halinde, duygularım çok hassaslaşmış, ama rolüm gereği üşenmem gerek!

Cihangir’in orta yerinde şöhret arayan güzel kızlar, yakışıklı erkekler geçerken masamızın önünden gülücük atıyor, selam veriyorlar. Anadolu çocuğu olarak pay çıkartmaya çalışıyorum.

Bu kadar mütevazı, bu kadar naif, bu kadar bizden biri olunca tüm önyargılarım yıkıldı ve yanında oturduğum şöhretli kadını sevmeye başladım.

"Yalan Dünya’’daki performansı, "İstanbullu Gelin" deki oyunculuğu, yeni projeleri vs. derken akşam olmaya başladı.

Şöhret olmanın güzel bir yanı olduğunu orada keşfedince bir resim çekilelim ama içinde biraz ROL olsun dememle, dönüverdi, yaklaştı ve gözlerimin içine içine bakarken ben:

"Dur hele bacım! Ben Anadolu Erkeği olarak anlamam bu pozlardan" diyeceğim anda Kameraman / Yönetmen, elindeki çatalı boş bardağa vurarak, ÇIN... ÇIN... ÇIN...

"Çekimler bitti!" deyiverdi...

Sevgili Nihal Yalçın benim gönlümde sadeliğin, mütevazılığin, güzel kalpli olmanın sembolü olarak kalırken "Aşk" konusu kafama takılmıştı...


 

                                                                                          

TEMBELLERE BİLE İLHAM VEREN "AŞK"’ NEDİR?

Tolstoy aşkı şöyle tanımlamış; arzulanan şeyin ‘ten’ olduğu ve buradan hareketle aşkın sadece bir kişiyi tercih etme durumu olmadığını ve sonsuza kadar da devam etmeyeceğini ileri sürmüş.

Freud ise "Tensel Aşk" diye tanımlamış,. "Cinsel tatmin beklentisiyle bir nesneye bağlanan duygu yatırımı" olarak devam etmiş tanımlamasına.

Freud’a göre "Duygu yatırımı arzulanan nesneye (Ten) kavuştuğunda AŞK biter"

Tolstoy ise başka bir eserinde bunun tam tersi bir duruş sergilemiş, demiş ki;

"Aşk duruma göre, aylar değil, yıllar değil, ömür boyu süren bir duygudur."

Sizce hangisi daha gerçekçi?

 

BİR BAŞKA GÖRÜŞ DAHA VAR; Aşkın Ten’e değil, daha yüce ve sonsuz bir mutluluğa, erdeme ulaşmak olduğudur.

Bunun içinde birbirinden uzak kalan âşıkların duygularının bir kor gibi hep canlı kalması olarak gösterilmesidir.

Yani ayrılığın verdiği ıstırap, âşıkların duygularını diri tutarak özlemlerini büyük bir hasrete dönüşmesiyle Büyük Aşk hikâyelerinin ortaya çıktığı iddiasıdır. Buna Örnek mi?
 

d8cf0273-95f7-47b7-8765-1c0725d091d6.jpg

LEYLASINA MECNUN OLAN O AŞIK

Padişah bir gün Mecnun’u huzuruna çağırır:

"Oğlum bu ne hal, saç sakal birbirine karışmış, bu nasıl bir AŞK?" diye sorar. Mecnun;

"Öylesine güzel ki, çöllerde yanmamak, kavrulmamak mümkün değil" der.

Padişah dayanamaz, çağırtır Leylayı huzura.  Leyla huzura girince Mecnun’un nefesi kesilir.

Padişah ise şaşırır:

"Oğlum bu mu senin Leyla Leyla diye çöllere düştüğün, bunun neresi güzel?" diye sorar. Mecnun derin bir iç çeker ve şöyle der:

"PADİŞAHIM SİZ BİR DE ONU BENİM GÖZÜMDEN GÖRSENİZ"

Siz ne dersiniz? Evlerde geçen bu günlerde düşündürecek bir konudur Aşk...

Sevgili ‘’Nihal Yalçın’’ ve ‘’Mustafa Seven’’ e Teşekkürlerimle...

Önceki ve Sonraki Yazılar