1. YAZARLAR

  2. Fatma Zehra Gülnaz

  3. Diplomatik Mektuplar (4) Baybars
Fatma Zehra Gülnaz

Fatma Zehra Gülnaz

Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Diplomatik Mektuplar (4) Baybars

A+A-

Prens Bohemond şehrinin (Antakya) düştüğünü Baybars’tan gelen unutulmaz bir mektupla öğrenir. Mektup Baybars’ın vakanüvisi tarafından kaleme alınır:

 

EY PRENSLİKTEN KONTLUĞA İNMİŞ ŞÖVALYE..."

 

“Ey soylu ve değerli şövalye, Antakya düştüğünden beri prenslikten kontluğa inmiş Bohemond. Biz seni Trablusşam’da bıraktıktan sonra dosdoğru Antakya`ya yürüdük, muhterem Ramazan ayının ilk günü de oraya vardık. Biz oraya varınca senin birliklerin savaşmak üzere dışarı çıktılar ama yenildiler, çünkü birbirlerine yardım etseler de Allah onlara yardım etmiyordu. Ne yazık ki sen, şövalyelerinin yerlerde kalıp atların nalların altında çiğnendiğini, saraylarının yağmalandığını, hanımlarının şehrin mahallelerinde bir dinara alıcı bulduğunu ve o dinarların da zaten senin parandan alınıp verildiğini göremedin!”

 

"BOYUN EĞESİN DİYE ALLAH CANINI BAĞIŞLAMIŞTIR..."

Bu şekilde uzun uzun betimlenir olanlar ve ardından sultan sözünü şöyle tamamlar:

“Antakya’da olmadığın için Allah’ın seni sağ salim bırakıp ömrünü uzattığını haber verdiğinden ötürü bu mektup seni sevindirecektir kuşkusuz. Çünkü orada olsaydın, şimdi ya ölmüş ya yaralanmış ya da esir düşmüştün. Ama belki de Allah senin canını, boyun eğip itaat edesin diye bağışlamıştır.”

 

Bu aşağılayıcı mektuptan sonra Bohemond anlaşma yapmak zorunda kalır, Baybars’ın gönderdiği elçinin zor şartlar ileri sürmesi sabrını taşırır ve elçiye hala savaşacak çok sayıda askeri olduğunu görmesi için elçiye dışarı bakmasını söyler. Elçi can güvenliğinden emin olduktan sonra şöyle cevap verir:

“Sizin ordunuzdaki asker sayısı Kahire zindanlarındaki Frenk tutsağı sayısından daha az!” Bundan sonra Frenkler gerçek bir tehdit olmaktan çıkarlar.( Frenkler yaklaşık iki asırdır Müslüman topraklarını işgal etmiş, dört büyük prenslik kurmuşlardı. Artık sahil şeridindeki birkaç şatodan ibaretlerdir.)

 

ANADOLU’DAN BİR BAYBARS GEÇTİ…

Peki ya Moğollar ne yapıyorlardı? Ayn Calut savaşından sonra birkaç kez daha Suriye’ye saldırmışlar ancak Memluklar tarafından geri püskürtülmüşlerdi. Yine de Anadolu’da çok güçlülerdi ve Anadolu Selçuklu devletini kendi atadıkları sultanlar aracılığıyla denetim altına almışlar ağır vergiler ile halkı canından bezdirmişlerdi. Bu durumu kabul edemeyen bazı Türkmen beyleri ve artık Moğolların masraflarını karşılamakta zorlanan Selçuklu devlet adamları ( Başta Muineddin Süleyman Pervane olmak üzere.) Baybars’ tan yardım isterler.

 Baybars ordusunu toplar ve Anadolu`ya gelir.  1276 yılında Elbistan yakınlarında Moğol-Anadolu Selçuklu ordusunu yenen Baybars, Kayseri`ye geçip adına hutbe okutur ve kendisini yardıma çağıran devlet adamlarını ile hakanı bekler…

 Pervane,  bir süre Baybars’ı oyalamak ve ne yapacağına karar vermek için sultanı da alıp Tokat’a kaçmıştır çünkü kafası oldukça karışıktır. Memluk sultanını  Anadolu’yu Moğol zulmünden kurtarması için çağıran Pervane,  Elbistan’ da gerçekleşen Memluk-Moğol savaşını da izlemiş ancak Memlukleri çağırdığına pişman olmuştur.( Memluklerin coğrafi açıdan  Anadolu’ya uzak olması Moğolların ise çok kısa mesafede bulunup her an saldırılarına açık olunması Pervane’yi ve diğer devlet adamlarını çıkmaza sokar. Memluklerin saldırı haberini Moğol hakanına haber vererek Moğollardan taraf olurlar.) Baybars ise oyalanmaktan ve iki yüzlü politikalardan sıkılır, hayvanlarının çokluğu ve yem sıkıntısı da ortadadır. Ülkesine dönmek üzere  Anadolu`dan ayrılırken şöyle der:

Pervane`ye deyiniz ki “Anadolu'nun yollarını öğrendim. Onun anası, oğlu ve kızının çocukları yanımdadır. Bize bu kadarı kafidir. Bize kendi tahtımız ve Kudüs`ün fethi kafidir!” der.

 

"TAHT MALIMIZ DEĞİLDİR..."

Pervane`ye ulaştırılmak üzere bir de  mektup bırakır. Baybars, mektupta:

“Biz verdiğimiz sözü tuttuk… Buna karşılık onlar anlaşma şartlarını yerini getirmediler. Harp sahasında askerimizin sol kanadının karşısında yer aldılar, atlarını küffarın hizmetine verdiler. Tatarların egemenliğine girdikten beri onlar fesat kumkuması olmuşlardır. Anadolu ülkesinde bizim askerlerimiz arasına girecek ve bize yarar sağlayacak asker yoktur. Çünkü geçmişte yemiş oldukları darbelerin korkusundan onların hiçbirinde Moğolların karşısına çıkacak cesaret kalmamıştır...  Kumandanlıkla hiç ilgisi olmayan bezm adamlardır… Artık kendilerine daha başka bir yardım yapmak niyetinde değiliz… Biz ahrette Anadolu halkını öldürerek ve mallarını yağmalayarak değil, ölümden koruyarak gitmek istemiştik. Sizin Tatar’a severek verdiğiniz mallardan ve onların ganimet olarak aldıkları şeylerden elimizi uzak tuttuk. (Baybars atlarının yem ihtiyacı dahil tüm ihtiyaçları esnaftan bedelini ödeyerek karşılamış, yağmaya izin vermemiştir.) Saltanat tahtınıza oturuşumuz Ali’i Selçuk tahtını kendimize mal etmek için değildi. Sadece, size bizim önümüzde hiçbir engel olmadığını göstermiş olmak ve hiçbir kimsenin kudretimiz karşısında korkmadan duramayacağını anlatmış olmak içindi… Bizim ülkemizde bu taht ile aynı ayarda olan kaç hükümdar tahtı vardır!”

 

SONUÇ

Baybars’ın Anadolu seferi, Anadolu halkını büyük sevince uğratmış halk Baybars’a ümit bağlamıştı. Pervane’nin kararsızlığı ve Moğol korkusu bu büyük teşebbüsün boşa çıkmasına, fırsatın kaçmasına sebep olur.

 Baybars’a gönderdiği yardım çağrılı mektupları Moğol askerlerinin eline geçen Pervane, idam edilmekten kurtulamaz. Anadolu Selçuklu devleti ise yıkılış sürecine hızla devam eder.

 Tabi bütün bu olanlar belki de Anadolu’da Osmanlının doğumu için  gerekli ortamın  oluşmasını hızlandırmıştır.

Sefer sonrası Baybars zehirlenerek öldürülür. Gücünün zirvesinde olup da zehirlenerek ortadan kaldırılan diğer ünlü hükümdarlar gibi…( Halk arasında çıkan söylentiye göre Baybars seferden sonra kılık değiştirerek doğduğu topraklara, Kıpçak bozkırına döner.)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar