1. YAZARLAR

  2. Fatma Zehra Gülnaz

  3. Geçmişten günümüze ilginç diplomatik mektuplar… (1)
Fatma Zehra Gülnaz

Fatma Zehra Gülnaz

Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Geçmişten günümüze ilginç diplomatik mektuplar… (1)

A+A-

Son günlerde hem ülkemizin gündemini hem ABD kamuoyunu oldukça meşgul eden ABD Başkanı Trump`ın Türkiye Cumhurbaşkanı  Erdoğan`a yazdığı diplomatik nezaketsizlik örneği mektubu, sürecin devam ettiği bu günlerde beni bu konuda biraz araştırma yapmaya sevk etti. Geçmişte devletler arasında buna benzer veya  farklı şekillerde ilginç ya da hakaret içeren  mektuplar yazılmış mı, yazılmışsa nasıl karşılık bulmuş? Merak ettim. (Türkiye`nin sınırlarını korumak amacıyla Suriye'nin kuzeyine operasyon yapmasını engelleme amaçlı yazılan bu mektuba Barış Pınarı Harekatı yapılarak cevabı verilmiştir ancak yine de diplomatik olarak da mutlaka  bir cevap verilecektir. )

YILDIRIM BAYEZİD - TİMUR ARASINDAKİ MEKTUPLAR

Geçmişte devletlerarası yapılan yazışmalarda rekabetin seviyesi mektuplardaki üslubun seviyesini de belirlemiştir. Bazen de rekabet dışında daha farklı gelişmeler üzerine kaleme alınan mektuplar da olmuştur. (Yardım, antlaşma, barış, akrabalık vb)  İlginç birkaç mektup ve cevabını sizin için derledim. Bakalım geçmişte devletlerarası mektuplar nelere mal olmuş, nasıl sonuçlanmış?

Yıldırım Bayezid ve Timur`un “Üstünlük Bende” Temalı mektupları
Timur`un önünden kaçan Bağdat Hükümdarı Ahmet Celayir önce Memluklara sığınır. Timur batıya yapacağı sefer öncesi mali kaynak sağlamak için Hindistan`a sefere çıkar. Bu durumu fırsat bilen Ahmet Celayir, Bağdat`ı geri alır. Timur döndüğünde yeniden Bağdat`ı almak için harekete geçer. Ahmet Celayir ve  Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Yıldırım Bayezid`e sığınır.
Yıldırım Bayezid`in Anadolu da Türk birliğini sağlamak için savaştığı bazı beyler de Timur`a sığınır. Timur, Bayezid`e bir mektup yazar ve kendisine sığınan beyleri öldürmesini ya da teslim etmesini ister. Ancak cihan devleti olma gereği bu isteği geri çevirir Yıldırım Bayezid.

1.Mektup- Timur;
    "Rum diyarında melik olan Yıldırım Bayezid! Bil ki, biz kudret ve iktidarımızla     insanlık aleminin en büyük kısmını tab`ımız haline getirmiş bir hükümdarız. Bu     görülmemiş işi tek başımıza yaptık, senin gibi babamızdan ülkeler tevarüs etmiş     değiliz. Aklını başına topla ve Kara Yusuf ile Ahmet Celayir`i topraklarından kov.     Emirlerimize karşı gelen hükümdarların akıbetini duymuşsundur. Siz de o     hükümdarların arasına girmekten sakının..."

1.Mektuba cevap-  Bayezid;

    "Ey ihtiyar köpek! Tekfur kafirlerinden daha şiddetli kafirsin. Mektubunda bizi     korkutmak ve hile ile kandırmak istemişsin. Osmanlı sultanlarını Acem         padişahlarına benzetme. Osmanlı askerleri de ne Kıpçak ülkesi Tatarı gibi sıradan     insanlar, ne de Hint toplulukları gibi başıboş, sere serpe avare kalabalıklar     değildirler. Osmanlı     askerleri, Irak ve Horasan askerleri gibi himayesiz ve perişan     olmayacak kadar onurlu askerlerdir. Yine sen, Osmanlı askerlerini Şam ve Halep     (Memluk) askerlerine de benzetmeyesin… Bu mektup eline geçtikten sonra savaş     meydanına her kim ki gelmeyip kaçarsa onun eşi üç talakla kendisinden boş     olsun..."
Oldukça sert ve aşağılayıcı bu ilk mektuplarda iki hükümdara sığınan beylerin kışkırtmalarının yanı sıra Timur`un isteklerini Yıldırım Bayezid`in emr-i vaki sayması ve daha öncesinde Timur`un Sivas kalesini kuşatması etkili olmuştur. Mektuplar bundan sonrasında daha yumuşak bir üslupla devam etmiştir.

Timur'un Bayezid'e 2. mektubu: 

2. Mektubunda Timur, Bayezid`e bazı sitemlerde bulunur: 
    “Bizi kafir olmakla suçlamışsın oysa ben kırk yıla yakın zamandır nefsimi cihada     adamışım. Müslümanların ulü`l emiriyiz, saltanatımıza hutbeler okunur, sikkeler     basılır. Askerlerimiz Müslüman ve Müslüman çocuklarıdır oysaki Osmanlı askerleri     çoğunlukla kafirlerden devşirmedir. Sivas`ı kısa zamanda elde ettim. (Sivas kalesi     savunmasında Yıldırım Bayezid oğlu Ertuğrul`u da kaybetmiş ve bu duruma çok     üzülmüştür.  Çekilme sırasında kaval çalan bir çoban görür ve “Çal çoban çal!      Sivas gibi kalen mi düştü, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü?”der.) Sen Malatya'yı dört     ayda elde edemedin.  Durumunu Sivas`ta ele geçirdiğim adamlarından öğrendim     ancak Müslümanları rencide etmek, han ve mallarını harap etmek istemedim. Bize     hizmet eder ve saygı gösterirsen böylece Frenk kafirlerine de fırsat vermemiş oluruz.     Aramızda sevgi ve yumuşama peyda olur. Aksi halde kılıç ortaya çıkarsa kaleme     gerek kalmaz ve`sselam…”(Özetle)

2. Mektuba cevap- Yıldırım Bayezid;

    “ Zamanın cihan sultanı Timur-i Köregen ( Damat Timur) Sivas`a gelip yerleşmeyi     bizim Tebriz`e yöneldiğimize benzeterek tuhaf kıyaslamalarda bulunmuşsun. Kaldı     ki biz Kefe`den Şirvan`a asker çıkarsak kim engel olabilir?  Kıpçak halkı sizden     bıktığı için bizi tercih eder. Malatya ve Sivas`ı bazı vilayetlerimize yapılan     saldırılardan dolayı muhasaradan vazgeçtik.  Atalarım Ertuğrul Han üç yüz     gazisiyle Hülagü Tatar`ından on bin Tatar`a vurup Alaeddin Keykubat`a galip     gelenleri mağlup etmiştir. İsyan ve başkaldırı yapmadan devlet idare etme hil`atı     verilmiştir. Osman Bey`in cülusundan bu yana saltanat yıldızımız dördüncü     tabakaya erişmiş fethettiğimiz kale ve kasabaların sayısı geçmiş sultanların     hayalinden bile geçmemiştir."

 (Bayezid, Timur`a en başından Damat diye hitap eder ve kendi atalarının soyundan övgüyle bahseder. Osmanlıyı diğer devletlere benzetmesinin hata olduğunu da göstermek ister.)
Timur`un Osmanlı askerlerinin devşirme olmasını eleştirmesine karşılık olarak da "sahabe-i kiramın da babalarının Müslüman olmadığı halde kendilerinin Müslüman olmasına" benzetir ve böyle Müslüman olanların insafı olmayan Müslüman-zadelerden daha üstün olduğunu belirtir. Ayrıca Timur`un Bayezid`i sertlik, kabalık ve kibirli olmakla suçlamasını da kabul etmez ve mektuplarının akıllı devlet adamları ile yaptığı istişarelerden sonra gönderilen mektuba uygun cevaplandığını  belirtir.(Özetle)

SONUÇ OLARAK...
Görüldüğü üzere ikinci mektuplar diplomatik üsluba daha uygundur. Bunda Timur`un daha önce Sivas`ı nasıl tahrip ettiğini bilen Yıldırım Bayezid`in Anadolu`ya daha fazla zarar verilmesini engelleme isteği görülmektedir. Ancak çıkması muhtemel savaşı diplomasi ile halletmeye çalışırken cihan hükümdarı tavrından da taviz vermemekte Timur`un savaşıp mağlup ettiği beylerden, hakanlardan Osmanlının farkını açıklamakta, Timur`a da damat olduğunu yani han soyundan gelmediğini hatırlatmakta ve Osmanlının fethettiği yerleri yakıp yıkmadığını da vurgulamaktadır.
Mektuplar bundan sonra daha yumuşak ifadeler içerse de bilinen karşılıklı dört mektup savaşın çıkmasını engelleyememiştir. Zira Yıldırım Bayezid üslubunu yumuşatsa da Timur`un istekleri bitmemiş ve kendisine sığınan beyleri teslim etmenin devlet geleneğine ters olduğunu düşünen Yıldırım Bayezid aslında Timur tarafından savaşa zorlanmıştır. 
Şüphesiz bu savaş (Ankara Savaşı 1402)  o sırada İstanbul`u kuşatmış olan Yıldırım Bayezid`in, Timur`un doğudan üzerine geldiği haberi ile Yıldırım Bayezid`i hazırlıksız yakalamıştır. Savaş hem Osmanlının Fetret Devri'ne girmesine hem İstanbul`un fethinin yaklaşık elli yıl gecikmesine sebep olmuştur. Tabi bir de Müslüman kanının Müslüman tarafından akıtılmasına sebep olmuştur. 

Gelecek Bölüm: Hitit Kralı ile Mısır kraliçesi arasındaki mektuplar
 

Önceki ve Sonraki Yazılar