1. YAZARLAR

  2. Deniz Cömertpay

  3. Kendi kalemizin burcunda
Deniz Cömertpay

Deniz Cömertpay

Kendi kalemizin burcunda

A+A-

Değişik bir denge bu doğanınki…

Bir şey anlatmaya çalışıyor ama ne olduğunu anlamıyoruz.

“Düşün” diyor belki de…

Kendi içine çakıl ve düşün. Ne yaptın?  Ne yapmalısın bu kalan ömründe?

Belki 50 yıl belki 10 yıl belki 5...

Uzaklaş her şeyden, uzaklaş ki önünü gör, uzaklaş ve bak hangi hayatı yaşadığına.

Uzaklaş ki, hisset kimlerin hayatında yeri var özlem duyduklarım kimler? Uzaklaş ve hisset.

 

Ne kadar uzak senden bu yaptıkların? Hayallerinden ve istediklerinden ne kadar uzaksın?

Küçükken hiç bir şeyimiz yoktu. Kendi başımıza karar alıp çıkamazdık öyle dışarı aklımıza estiğinde. Alıp da Nedensizce bir şeyler paylaşabileceğimiz bir şeylere ulaşabileceğimiz telefonumuz yoktu. Bir tek akıl almaz bir hayal gücümüz vardı yoktan var eden. Her güne yeni bir, hatta bin umut sığdıran bir hayal gücümüz vardı.

Biriktirdik o umutları hep. Çuvallara sığmaz akıllardan ağızda hatta parlayan gözlerimizden taşar hale gelene kadar biriktirdik. Sonra durduk bir yerde ‘yeter’ dedik ‘yeter bu umut bir ömür bize. Artık o umutları harcayıp istediğimiz hayatı yaşama vakti.’

 

Ama öyle hızlı tükendi ki onlar. Öylesine yok etti ki bu dünya onları, kırıntıları ile yüreğimize şu serpmeye başladık.

 

Şimdi hiç bir şey yok işte elde var sıfır belki 60 yaşındasın belki 20 henüz çocuk olanlar belki onlar gülerek hatırlayacak bu günleri. Ama şimdi kendini artık çocuk hissetmeyenlerin kırıntılarını da süpürdü işte doğa. ‘Başa dön’ dedi ‘bak gene evdesin ve gene elinde sadece sen ve hayal gücün var.’ Tabi bir farkla elimize yapışan telefonları hesaba katmadı belki de. Bak dedi bak bakalım geleceğe ne görüyorsun.

 

Kör etmişiz gözlerimizi

kör etmişiz ruhumuzu.

Hayal dünyamızı kör etmişiz.

Öyle ki boş zamanımızda boş boş bakar olmuşuz etrafa bu yaşananlara. İnsanoğlunun kurduğu bu kaosun ritmine o kadar kapatırmışız ki kendimizi o ritim olmadan yaşayamaz olmuşuz.

Şimdi kimse bilmiyor bu zorunlu içine kapanış bittiğine ne olacağını.

Şimdi kimse bilmiyor dışarı adim attığında bu alışa gelmiş kaosun nasıl devam edeceğini.

 

Çare yeniden umut biriktirdiği belki de insan belki de sadece bunu yapmayı becermeliydi kendi için bir amaç koymayı gitmek istediği yolu planlamalıydı. Para için değil öylesine yasamak için değil, anlam katmak için kendine bu dünyaya bir yarar sağlamak için. Çocukluğundaki gibi gülümsemeliydi aynada kendine, dışarı çıktığında insanlara öylesine umutla bakmalıydı.

Yeniden doldurmalıydı o çuvalları doldurmalı ki devam etsin, yaşam devam etsin.

Paylaşmak yerine çocukluk fotoğraflarını her yerde hatırlamak gerekti sadece.

Ben kimdim? Nasıl biriydim? Henüz hiç bir maske yokken suratımda geleceğe nasıl baktığını hatırlamalıydı belki de insan.

Herkesin özlemi var aslında çocukluğuna, o günkü saflığa ve belki de huzura.

Gelecekten o kadar umudunu kesti ki herkes albümlerde buldu çareyi ama düşünmek yerine paylaştılar neden yaptıklarını bilmeden.

 

"Hayır, o günleri değil, o günlerde hayalini kurduğum yaşamı özlüyorum" demiş Jean Paul Sartre. Günümüzün özeti bu aslında...  

Herkesin bir özlemi var içinde; kendine ve kendi hayaline duyduğu doldurulmaz bir boşluğu var.

Belki de o boşluğu doldurmak için fırsattır bu günler.

Belki bu denge ve dengesizlik bizim için bir fırsattır birçoğumuzun kullanmayı beceremeyeceği veya kullanma imkânı bulamayacağı bir fırsat.

Önceki ve Sonraki Yazılar