1. YAZARLAR

  2. Aziz Terzi

  3. Majestelerinin Valisi
Aziz Terzi

Aziz Terzi

Majestelerinin Valisi

A+A-

İç siyasette sular ısınmaya başladı.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yavuz Oğhan, İsmail Saymaz ve Akif Beki'nin sorularını yanıtladığı ve geçmişle hesaplaştığı ve gelecek projeksiyonunu anlattığı röportajı bir Youtube kanalında yayınlandı.

Bu röportajın birçok artçı etkileri oldu. Şimdi ona işaret etmek istemiyorum.

Belki daha sonra…

Bu röportajın hemen öncesinde de Erkan Mumcu ile Oda Tv bir görüşme gerçekleştirdi. Erkan Mumcu'nun Türkiye siyaseti üzerine söylediği bazı noktalar üzerine mercek tutmak gerektiğini düşünüyorum. Polemikler üzerine değil, esaslar üzerine dikkat çekmek istiyorum, polemikler  üzerinde duran kişiler zaten olacaktır.

Bu arada suların ısınmaya başladığını belirtmiştim. İzleyip göreceğiz önümüzdeki süreçte kimler mikrofonu eline alacak.

Siyasilerin bu tür anılarını, değerlendirmelerini, şahitliklerini anlatmaları,  geçmişte yetki sahibi iken dile getirmedikleri- getiremediklerini ortaya dökmelerini her zaman ilgi ile takip etmişimdir. Bu anıların satır aralarında Türkiye siyasi hayatının temel taşlarını bulmak mümkün olabiliyor.

Erkan Mumcu'nun en çok ilgilimi çeken ifadesi Abdullah Gül için "majestelerinin valisi" ifadesini kullanmasıydı.

Burada Abdullah Gül üzerinden manipülatif bir değerlendirme yapma niyetinde de değilim.

Size olaylara biraz daha yukarıdan bakmayı teklif edeceğim sadece.

Resmin bütününü görebilmek adına.  

Yalnız yükseklik korkunuz varsa yüksekten bakmamayı da tercih edebilirsiniz. Çünkü gerçekler sizin hayal ettiğiniz gibi olmayabilir.

Türkiye siyasetinin nasıl şekillendiği ile ilgili bir bilgi vermesi açısından reel siyasetin kodlarına atıf yapan noktaları sizinle paylaşmak istiyorum.

Erkan Mumcu ; " Ben kendisini majestelerinin valisi olarak kodladığım için " (Abdullah Gül'ü kastediyor)

Sunucu;  " Majesteleri kim ?"

Erkan Mumcu ; " Kendisinin ve yandaşlarının meşruiyet devşirdiği uluslararası alan"

Sunucu; " Amerika Birleşik Devletleri mi?"

Erkan Mumcu ; " Herkes kendini bildiği için ne dediğimi çok iyi anlıyor."

Erkan Mumcu ; "Bu işlerde kendine ait ne bir fikir ileri sürebilir ne de bir aksiyon yapabilir" (Abdullah Gül'ü kastediyor)

Türkiye'yi bir çevre ülkesi olarak tanımlayan Mumcu, bunun bir ülkenin "her dediğini yapma imkânına sahip olamaması" olarak açıklıyor.

Ayrıca Mumcu " İstenen şey Türkiye'nin iç işlerinde görece bağımsız, dış işlerinde tam bağımlı bir ülke olmasıdır."

Şimdi bu cümleleri toparlayalım ve sorularımızı soralım.

Türkiye siyasetinde etkin olabilmek, iktidar devşirebilmek için uluslararası siyasi güç odaklarının valisi, adamı vs. olmak mı gerekiyor?

Uluslararası güç odaklarının da yek pare olmadığını ve birbirleri ile çatışma halinde olduklarını göz önünde bulundurduğumuzda karşımıza nasıl bir tablo çıkmaktadır?

Kendilerine ait bir fikir ileri süremeyenler, bir aksiyon yapamayanların uluslararası güç merkezlerinden aldıkları icazetle ülke yönetmeye talip olduğu bir ülke bağımsız ve müstakil bir ülke olabilir mi?

Türkiye'nin, iç işlerinde görece bağımsız, dış işlerinde tam bağımlı bir ülke olmasını isteyen uluslararası güç alanları ile görece güç devşirmek için bu alanlarla ilişkiye geçenler bu ilişkilerini örtbas etmek için nasıl maskeler kullanıyorlar?

Bu soruları uzatmak mümkün?

Ama siz benim ne demek istediğimi anladınız sanırım…

Yükseldikçe tablo netleşiyor ve bu tablo hiç iç açıcı değil?

Bu tabloyu görünce canınız sıkıldı ise ve inanmak istemediyseniz yükseklik korkunuz var demektir, en iyisi siz biraz aşağılarda gezin canınız sıkılmasın..!

Bu arada aklıma takılan bir soru daha var.

Oda Tv neden Erkan Mumcu'yla merkezinde Abdullah Gül olan bir röportaj yapar?

Önceki ve Sonraki Yazılar