1. YAZARLAR

  2. Fatma Zehra Gülnaz

  3. Mete ve Teoman (1)
Fatma Zehra Gülnaz

Fatma Zehra Gülnaz

Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Mete ve Teoman (1)

A+A-

Gelin birlikte tarihsel empati yapalım. Neden mi?

Geçmişte yaşanan birçok tarihi olayın hala gün yüzüne çıkmamış, aydınlanmamış belki de hiçbir zaman aydınlanamayacak karanlık kısımları var. Peki, biz tarihe ilgi duyanlar, tarihin sırları bir gün çözülür elbet diyerek öylece bekleyecek miyiz?

Ben o vakte kadar geçmişte yaşanan tarihi olayları, tarihe mal olmuş karakterleri ve yaşadıkları önemli olayları daha iyi değerlendirebilmek için bilimsel açıklama ya da kanıt getirilememiş kısımları tarihsel empati yaparak yapbozun parçalarını tamamlar gibi tamamlayıp büyük fotoğrafı görelim istedim. Tabi bunu yaparken biraz hayal gücüne çokça dönemin şartlarını göz önünde bulundurmaya ve dönemin bilinen, doğruluğu kanıtlanmış bilgilerinin ışığından faydalanmaya ihtiyacımız var…

 

METE'NİN RÜYASI

Kahramanlarımız Büyük Hun Devleti kurucusu Teoman ve oğlu büyük kumandan Metehan…

Bilindiği üzere Türkleri bir bayrak altında toplayıp Asya Hun Devletini kuran Teoman aynı zamanda bilinen ilk Türk Devletinin de kurucusudur.

Metehan ise tarihte bilinen ilk onlu ordu sistemini bulan, ordusunu büyük bir disiplin içinde eğiten, ıslık okunu keşfeden, Çin Devletini işgal eden ve yerleşmek yerine milletinin Türklük bilincinin kalabalık Çin nüfusu içinde kaybolmasından endişe ederek vergiye bağlamayı tercih eden Türklük bilinci yüksek ve ileri görüşlü bir devlet adamıdır.

O halde bilinen bu bilgiler ışığında başlayabiliriz Teoman ve Metehan´ın hikâyesine…

Genç Mete, çocukluğundan itibaren üzerinde çalıştığı ok kullanma tekniği üzerine talim yaptığı sırada yanına doğaüstü güçleri olduğuna inandıkları Ulu Şaman gelir. Beklemediği bir anda Şaman´ı karşısında bulan Mete bir an tedirgin olur. Şaman Mete´nin omuzlarına dokunarak gizemli bir ses tonuyla şöyle der:

"Korkma oğul sana göklerden gelen bir haber vermeye geldim. Bu günlerde gördüğün rüyalardan da korkma sakın!"

"Sen benim gördüğüm rüyaları da mı görüyorsun? Der şaşkınlıkla Mete.

"Rüyalarında babanı öldürdüğünü görüyorsun kokma oğul bu göklerden gelen bir emir, sen babanı öldürecek ve ulu bir hakan olacaksın" diyerek oradan ayrılır.

Mete kendi kendine söylenmeye başlar:

"Bu Şaman da kımızı fazla kaçırmış olmalı, yok babamı öldürecekmişim de yok bu karar göklerden gelmiş de... Babam beni sever bir kere hem zaten tahtın varisi de benim ayrıca bütün hakanlık alametlerini de taşıyorum; sırtım kurt gibi kıllı, ayaklarım öküz ayağı gibi, başım ise ayı gibi daha ne olsun?"

 

METE DÜŞMANA REHİN VERİLİR

Bu sırada Teoman Çin Prensesi olan eşi ile otağında tartışma içindedir.

Çinli Prenses:

"Hakanım, son zamanlarda kötü rüyalar görüyorum bunun için Şaman`a gittim ancak Şaman 'otağıma uğursuzluk getirdin' diyerek beni uzaklaştırdı. Mete ve annesi Ay Kağan bir olup bazı adamları ile seni tahtan indirecekler bu duruma bir çözüm bulmalıyız."

"Haklısın hatun bu durumdan ben de endişeliyim ancak beyler ben yaşlandığım için Mete`yi desteklerler bu halde Mete`yi nasıl tahtımdan uzaklaştırabilirim?"

Bir ulak izin isteyerek Teoman`ın huzuruna çıkar ve: Sınırlardaki Yüeçiler'den ve saldırılarından bahseder, böyle giderse İpek Yolu`nun tehlikeye gireceğinden söz eder.

Böylece istediği fırsat ayağına gelen Teoman derhal kurultayı toplar.

Teoman açılış konuşmasından sonra konuya girer ve Yüeçiler ile savaşacak durumda olmadıklarından devletin bekasının tehlikede olduğunu söyler ve çözüm olarak oğlu Mete`yi Yüeçilere esir vermeyi teklif eder.

Teklif şaşkınlık yaratır ve Mete`nin annesi Ay Kağan ile birkaç boy beyinin itirazına rağmen devletin bekası tehlikesine karşılık Mete`nin düşmana esir verilmesine karar verilir.

Oğlu Mete ile vedalaşmak isteyen Teoman, Mete ile baş başa kalır ve onu teselli etmek ister ancak Mete babasına çok kırılmıştır.

Babasına sitem eden Mete kırgınlığını şu dizelerle ifade eder:

"Çin Prensesi`nden olma oğlun Gökhan tek nefeste soluverecek bir çiçek, ona kıyamadın, ya ben, beni, beni, Mete`ni nasıl teslim edersin düşmana, ben uğrunda savaşılmayacak kadar değersiz bir evlat mıyım?

Genç Mete`nin sitemleri de işe yaramaz ve düşmana esir verilir.

Bundan sonra Ay Kağan ve Mete için zor zamanlar başlar. Bazı komutanlar bu durumdan rahatsızdırlar çünkü Mete gelecek vadeden lider ruhlu ve yetenekli bir tigindir. Oysa Çin Prensesinden olma Gökhan hassas, sanatçı ruhlu fazla nazik ve askeri anlamda yeteneksizdir. Bu durum Mete`nin ve Teoman`ın ölmesi halinde devletin kısa sürede yıkılmasına yol açacaktır. Bu düşüncenin getirdiği pişmanlık ile birkaç komutan plan yapar ve binlerce askerin arasından bir gece gizlice Mete`yi kaçırırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar