1. YAZARLAR

  2. Aziz Terzi

  3. Müstakil Devlet Olgusu ve S-400'ler
Aziz Terzi

Aziz Terzi

Müstakil Devlet Olgusu ve S-400'ler

A+A-

Düşünmek, insan için en önemli karakter olmalı, yani kendisinden kopmaz bir parça haline gelmeli. Neyi düşünecek ve bunu nasıl yapacak?

Herhalde tartışmaların yaşandığı, farklı yönelimlerin olduğu alan, bu soruya verilen cevaplarda ortaya çıkıyor.

Yeri gelmişken ifade etmekte yarar görüyorum, düşünmenin önemi vurgulayacak değilim, buna itiraz edecek bir akıl tanımıyorum. Eğer varsa da, düşünmenin önemini kavramadı ise benim ona yapabileceğim tek şey “kendi halini bir düşün” demek olur ki, bu ona ne kadar fayda edebilir bilemiyorum!

 “Gerçekler” üzerinde fazlaca kafa yormuyoruz. Bu yüzdendir ki manipüle edilmemiz de bir o kadar kolaylaşıyor. Ne zaman gerçekleri müşahede edebilirsek ki bu, gerçekler hakkında nasıl tefekkür edileceğini bilmek ile mümkündür, hakikatin anahtarını ellerimize almışız demektir.

Gerçekler hakkında düşünmeye nasıl başlayacağız?

Gerçeğin ne olduğunu ortaya koyarak işe başlamak gerekir. Gerçek, düşüncenin veya belli bir düşünüş sonucu elde edilen çıkarımların ya da gerçek diye önümüze konulanların, gözümüzün içine sokulanların vakıa ile uyumlu olmasıdır. “Gerçeği” tespit etmekteki temel, işte bu basit hakikattir. O zaman, önümüze konulan düşünceleri, etrafımızda oluşturulan ve hakikati görmemizi engelleyen engelleyici çıkarımları veya düşünce dünyamızda oluşturulan ön yargıları tek tek incelemekle işe başlamalıyız. Bunlardan hangisi vakıa ile uyumlu değilse, bunun sahte bir gerçeklik olduğunu anlamalı ve hakiki gerçeklik ile onu değiştirme azmini ortaya koymalıyız.

Tüm bu hususları anlatmamın nedeni manipülasyonlar çağında, siz bunlara modern sihirde diyebilirsiniz, gerçeği yakalama kaygısından başka bir şey değil!

S-400'ler alınacak mı? Amerika F 35 savaş uçaklarını verecek mi?

Yüzlerce sorunun konuşulduğu bir düşünsel ve siyasi karmaşanın/kargaşanın tam ortasındayız.

Deveye inişi mi seversin, yokuşu mu? Demişler; düz yola ne olmuş, demiş.

Hava savunma sistemlerinin Amerika'dan mı yoksa Rusya'dan mı alınacağına odaklaşmış bir siyasal ve düşünsel bir zemin söz konusu. Gözlerden kaçan veya kaçırılan nokta ise biri Amerikan bağımlığını ifade ederken diğeri ise Rus bağımlılığını dayatmaktadır.

Neden müstakil bir devlet olarak karar alabileceğimiz bir seçeneği tartışmıyoruz?

Tartışmalarımızın bu seçeneği ıskalamaması gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi gelelim ne olacak sorusuna?

S-400'ler gelecek mi?

S-400'ler ile ilgili üç ihtimalli bir senaryo var, siyasilerin manipülatif açıklamaları sizleri yanıltmasın. Siz gerçeklere odaklanın…

1-Amerika ile yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri nedeniyle Türkiye, anlaşmanın devam etmemesine karar verip, S-400 yerine Rusya’dan helikopter gibi taktik silahlar satın alarak anlaşmayı telafi edebilir. Zira bu tür taktik silahlar, NATO veya ABD’nin hasmane tepkisine neden olmayacak ve böylece Türkiye, Amerika’dan güvenliğini koruyan savunma teçhizatı almaya devam edecektir... Savunma Bakanlığı görevini vekâleten sürdüren Patrick Shanahan Salı günü Pentagon’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Umarım sorunu çözeceğiz ve böylece (Türkiye) Patriotlar ve F-35’ler olmak üzere doğru savunma ekipmanına sahip olacak” açıklamasında bulundu.” [02.04.2019 El Arabiya]

2-Ya da Amerikalılar, “Yunan çözümünü” önerebilirler. Yani Rus füzelerini depoda tutarak çürümeye terk edilmesi, karşılığında 3,5 milyar dolar değerinde ABD’den Patriot bataryalarının satın alınması. Yunanistan’daki Rus füzelerinin öyküsü şöyledir: Moskova, Kıbrıs’a S-300 satmıştı, ancak Türkiye çok büyük tepki gösterince Atina, Türkiye ile krizden kaçınmak için füzeleri Kıbrıs’a vermek yerine depoya koymuştu. Bu, Türkiye'nin Rus füzelerine ödeyecekleri iki buçuk milyar dolara ek olarak bu bedeli de ödeyecekleri anlamına gelir! Bu çözüm, Donald Trump’a da kesinlikle uygundur. Ancak yüksek maliyeti nedeniyle hükümet muhalefetin sert eleştirilerine maruz kalacak, izlediği yanlış dış politikaların kurbanı olarak paralarının heder edildiği suçlamasıyla karşı karşıya kalacaktır.

3-Ya da Rusya’yı kızdırmamak için bu sistemin, Hindistan gibi üçüncü bir ülkeye gönderimi yapılabilir ki bu, Amerika’nın Çin’i kuşatma stratejisiyle de örtüşmektedir.

Bu mesele ile ilgili üç seçeneğin dışında bir seçenek yoktur. Ve bunlar dışında anlatılanlar gerçeği yansıtmamaktır.

Son söz olarak müstakil / tam bağımsız bir ülke ise bu üç seçeneğin dışında bir seçeneği inşa etme gücüne sahip devlet demektir. Artık bunu tartışalım. Ne dersiniz bu daha iyi olmaz mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar