1. YAZARLAR

  2. Aziz Terzi

  3. Yeni Amerikan Büyükelçisi yeni dönemin bir işareti mi ?
Aziz Terzi

Aziz Terzi

Yeni Amerikan Büyükelçisi yeni dönemin bir işareti mi ?

A+A-

John Bass'in Kabil'e tayin edilmesinin ardından Ankara'da bıraktığı Amerikan büyükelçilik koltuğu aylarca boş kalmıştı. 8 ay resmi olarak da boş kalan büyükelçilik koltuğuna 18.06.2018 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Ortadoğu işlerinden sorumlu müsteşar yardımcısı David Satterfield atanmıştı. Ve geçtiğimiz günlerde  (27.06.2019) Amerikan elçiliğinin resmi twitter hesabından duyurduğu haberle ABD Senatosunun, Büyükelçi David Satterfield’ın ABD’nin Ankara Büyükelçiliği görevini onayladığını duyurdu. 10 Temmuz da ise yeni büyükelçi David Satterfield Türkiye'ye geldi. Fiili olarak 2 yıla yakın bir zamandadır boş kalan büyükelçilik koltuğu doldurulmuş oldu.

Büyükelçiler doğrudan istihbarat teşkilatlarına bağlıdır. Yani selefleri gibi yeni göreve başlayan David Satterfield 'de doğrudan CIA e bağlıdır. Bunu belirtmeğe gerek yoktu. Fakat yapacağım değerlendirmeyi daha iyi aktarabilmem için bu vurguyu yapma gereği duydum.  Düşük profilli John Bass'ın ardından, iyi derecede Arapça ve Fransızca bilen,  Ortadoğu'yu karış karış gezmiş birisi ayrıca, 40 yıldır Ortadoğu ile ilgilenen yüksek profilli bir büyükelçinin atanmış olması hem Türkiye hem de yakın çevremiz açısından yeni bir dönemin işaretini vermesi açısından değerlendirilmelidir.  

Bu arada David Satterfield'ın nasıl bir siyasi perspektife sahip olduğunu belirlemek için George W. Bush döneminin Dışişleri Bakanı, BOP projesinin mimarı Condoleezza Rice'ın Irak'tan sorumlu kıdemli danışmanı olarak görev yaptığını vurgulamak gerekir.

Yeni büyükelçinin gelişi yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilmelidir, demiştim.  Bu yeni dönemin hem iç siyaset açısından hem de dış siyaset açısından hazır bulduğu gündem maddeleri var zaten.

Suriye meselesi, Suriye'deki PYD varlığının geleceği, İdlib'in geleceği, Suriye'deki Rus ve İran güçlerinin geleceği, Esad Rejiminin geleceği gibi …

Irak ile alakalı yeni gelişmelerin varlığı söz konusu…

İran karşıtı açıklamaları ile bilinen yeni büyükelçi Satterfield,  Amerikanın bir sopa olarak kullandığı İran kartına yeni bir pozisyon kazandırma konusunda politik bir refleks göstereceğinin işaretlerini verecektir.

Ortadoğu'da suni bir politik gündem olarak işlevselliğini yitiren "İsrail" – İran çatışması / kutuplaşması senaryosunun tekrar canlandırılması söz konusu, bu paralelde "İsrail" yanlısı İran karşıtı bir eksen yeniden kurulmaya çalışılıyor. Yeni büyükelçi Satterfield'ın bu sürecin aktif bir unsuru olacağını söylemek hiç de zor olmasa gerekir.

Aynı şekilde "İsrail"in varlığını ve güvenliğini sağlamlaştırmak için yapılan  "Yüzyılın Anlaşması" nın yürürlüğü konulmasında da aktif bir rol üstleneceğini tahmin edebiliriz.

Doğu Akdeniz'de ısınan suların politik dalgalanmalarını yönetmek konusunda aktif olacağını söyleyebiliriz.

İç politikayla da ilgili olarak;

Komitedeki ifadesinde Satterfield “Türkiye S-400 alarak F-35 programındaki rolünü tehlikeye attı. Büyükelçiliğim onaylanırsa Türkiye’nin doğru tercihi yapması için çalışacağım” demişti.

Bu açıklaması dikkate alındığında yeni büyükelçi Satterfield'ın iç politik süreçte de aktif rol izleyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

PYD ile ilgili politik yaklaşımları bilinen Satterfield'ın yeniden bir "Çözüm Süreci" nin önünü açmaya çalışacağını ifade etmekte yarar var.

Yeni parti kurulmasının konuşulduğu şu günlerde Babacan ve ekibinin destek arayışları için binlerce km gitmesine gerek kalmamışta olabilir.

Erol Mütercimler, yaşamış olduğu ve yalanlanmayan açıklamasın da Ak Partinin kuruluş aşamasını Avukat Münci İnci'nin evinde nasıl şekillendiği tekrar hatırlamak gerekir, diye düşünüyorum.

***

Hulasa yeni büyükelçiyi yeni bir dönemin işaretlerinden biri olarak okumak gerekir. Kartlar yeniden karılıyor. Yeni oyun başladı.

Soğuk Savaş yıllarında ABD’nin darbelerle ilişkisini özetleyen bir cümle vardı.

 “Amerika’da neden hiç askeri darbe olmaz?”  “Çünkü orada Amerikan Elçiliği yoktur!” deniyordu.

Şimdi bende bu cümleye yeni bir yorum getirmek istiyorum.

" Koltuğu dolu bir Amerikan büyükelçiliği olmasındansa koltuğu boş bir Amerikan Büyükelçiliği olması daha iyidir. Ama en iyisi hiç Amerikan büyükelçiliğinin olmamasıdır."

Önceki ve Sonraki Yazılar