Veyis Abinin anıları nihayet kitaplaştı. Onu tanıyan bizler bu çalışmadan uzun bir süredir haberdardık ve yayınlanacağı günü bekliyorduk. Uzun süre İstanbul'da kalıp yeniden Adana'ya döndüğünde her karşılaşmamızda kitabın ne vaziyette olduğunu sorardım. O da işin kendisiyle ilgili kısmının bittiğini, yayın hazırlıklarının devam ettiğini söylerdi. Veyis Sami Türkmen 75-80 arasındaki Adana devrimci mücadelesinde silinmeyecek izler bırakmış biriydi. Kitap yalnızca Veyis Abinin anılarından ibaret değil. Kitabı yayına hazırlayanlar yalnızca Veyis Abinin anılarının bir dökümünü çıkartmakla yetinmemiş, olayların daha anlaşılır olması için dönemin başka kahramanlarınıda konuşturmuş. Kitap bu katkılarla birlikte Adana devrimci mücadelesinin bir dönemini bilmeyenler için daha bilinir hale getiriyor.
Adana 75-80 arasındaki anti faşist mücadelenin en önemli merkezlerindendi. Bu özelliği kentin ülke ekonomisindeki, siyasasındaki öneminden kaynaklanıyordu. Adana kapitalizme erken geçen ve bu geçiş nedeniyle de bir dizi özgünlük üreten bir kentti. Adana, İstanbul bir yana bırakıldığında ülkenin ilk sanayileşen kenti olma hüviyetine sahipti. Bu özgünlüğü nedeniyle kent sürekli göç almıştı. Kent hem göçebe nüfusunun yerleşik yaşama iskanı hem de daha 19.yüzyıl ortalarından itibaren dünya kapitalizmine eklemlenmeye başlamasıyla sürekli göçlerin, aş ve iş arayanların çekim merkezi olmuştu. Bereketli topraklar pamuk üretimi için ıslah edilerek üretime elverişli hale getirilirken, bir yandan da pamuğu işleyecek ve değişik emtialara dönüştürecek fabrikalar pıtrak gibi çoğalıyordu.
Kitaba da adını veren sarı sıcağın altında sınıf mücadelesi keskinleşiyordu. Adana bu özgün koşulların etkisiyle metropol vilayetlerin dışında ülkenin en önemli tarım ve sanayi şehirlerinden biri haline gelmişti. Bereketli topraklar kır emekçilerini kendine doğru çekerken pıtrak gibi çoğalan fabrikalarda ücretli emeği, sanayi işçilerini kendine çekiyordu. Tüm bunlar Adana'nın kendine özgü kültürel dinamikleri ile harmanlanıyordu. Yerleşik yaşama geçişe direnmenin getirdiği isyancı gelenekler kapitalizme geçişin getirdiği özgünlüklerle ortadan kalkmıyor yeni biçim ve formlar altında devam ediyordu. Milli mücadelenin getirdiği emperyalizmin açık işgaline dikleniş de bu kültürün bir parçasıydı.
Adanalının bu özellikleri şiirlere, romanlara ve filmlere konu edinilmiş ve bütün memlekette Adanalılarla ilgili bir imgenin oluşmasına yol açmıştır. Adanalı yiğittir, merttir ve delikanlıdır. Dostuna düşkün düşmanına karşı açık sözlüdür. Kavgacılığı, hırçınlığı ve öfkesi hem doğanın hem kültürün bir özelliğidir. Sarı sıcak Çukurovalıyı tez canlı, samimi ve öfkeli kılar. Bu coğrafyanın, iklimin tabi bir sonucudur. Kültür ise onu yiğit, delikanlı ve mert yapar. Bu ikisinin birbiriyle etkileşiminden ve sentezinden bir Adanalı karakteri ortaya çıkar. Bu karakter kapitalizmin yarattığı sert çatışma ile karşılaştığında Adana'ya özgü anti faşist mücadelenin hakikatleri ortaya çıkar.
Bu mücadele mahalle eksenli olup, kapitalizmin mekandaki yayılımı da fabrikalar etrafında kümeleşmiştir. Bu fabrikalar binlerce insanın kadın-erkek çalıştığı yerlerdir. Bu büyük fabrikalar çevresinde mahalleler kurulmuş ve gelişmiştir. Mahalleden insanlar ya servislerle ya da yürüyerek işlerine gider gelirler. Bu mahalleler klasik gecekondu bölgeleri değildir. Yaşayanları informel sektörlerde değil binlerce insanın sanayi ilişkileri içinde kırsal alışkanlıklardan uzaklaşıp işçi sınıfı kültürü edindiği yerlerdir. Sinemaya gitmek, takım tutmak ve mahalle aidiyeti edinmek. Yaşam alanları ile çalışma alanları içiçedir adeta. Dayanışma ağları, kırsal ağlar ve mahalle aidiyeti çok güçlüdür. Mahalle, sokak ve ev içiçedir.
Böyle bir ortamda delikanlılık mahalle gençleri için ideal davranış kalıbıdır. Komşuluk ilişkileri çok güçlüdür. Özel alan kendi mahremiyetine hapsedilmiş olmayıp sokak ile içiçedir. Delikanlılık, mahallenin namusundan kendini sorumlu saymak, komşuya düşkünlük ve kendini bu türden ilişkiler içinde kurmak özendirilen değerlerdir. Delikanlılık salt bileği kuvvetli olmak değil dürüst ve erdemli de olmak demektir. Yaşlıya saygı, küçüğe özen, yoksula merhamet ve mahalleliye sadakat delikanlılığın şanındandır. Sınıfın üretim sürecinden getirdiği disiplin, dikkat, ortak çıkarlar bilinci ile mahallenin getirdiği delikanlılık, diğergamlık ve diğer yüceltici değerler biraraya geldiğinde solun gelişeceği mümbit bir toprak ortaya çıkacaktı. Adana anti faşist mücadelesi bu delikanlı abilerin omuzlarında yükselecekti. Mesele yalnızca siyasal bir mücadeleden ibaret değildi. Bir kültürün, yaşam tarzının ve ilişkilerin faşist bir seçenek karşısında savunulmasıydı aynı zamanda.