Adana yol durumu: Medeniyetin çukurla sınavı

Remzi Yıldırım

Yol medeniyettir…
Yol, bir şehrin aynasıdır.
Yol, insanı insana, emeği ekmeğe, öğrenciyi okuluna, hastayı şifaya ulaştıran sessiz bir köprüdür.

Ama gel gör ki, bugün Adana’da yollar konuşuyor… Hem de çığlık çığlığa.
Milli servet dediğimiz şey yalnızca bütçe tablolarında yazan rakam değildir. O servet; sabahın köründe kontak çeviren emekçinin arabasıdır. 

Borçla alınmış otomobildir, taksitle alınmış motosiklettir, çocuğuna alınmış bisiklettir. İnsanlar dünya kadar borca giriyor, alın terini bankalara ipotek ediyor.

Sonra ne oluyor?

Bir köprü girişinde, bir bulvar çıkışında, bir ara sokakta…
Teker çukura düşüyor.
Ertesi gün sanayi yolu…

Rot balans, amortisör, jant, lastik…
Fatura yine vatandaşa.

Kış bitiyor, yağmur diniyor ama çukurlar baki kalıyor.
Metro köprü geçişlerinde mucur dökülüyor. Yağmurla birlikte o mucur hamur oluyor; her araç geçtiğinde yoğruluyor, savruluyor, dağılıyor. Geçici çözümlerle kalıcı sorunlar örtülmeye çalışılıyor.

Ama asfaltın dili var; susmuyor.
Soruyorum:
Bu yolların vergisini kim veriyor?
Bu asfaltın parasını kim ödüyor?
Milli servet korunmuyorsa, bunun hesabı kimden sorulacak?

Bir şehir düşünün; yolları avcı çukuru gibi delik deşik.
Bir şehir düşünün; logar kapakları asfaltın altında değil, üstünde yükseliyor.
Bir şehir düşünün; ızgaralar yol seviyesinden santimlerce aşağıda, her geçişte aracın alt takımına darbe vuruyor.

Türkü bile yakmış bu şehre:
“Adana’nın yolları taştan…”
Ama taş değil mesele, mesele ilgisizlik.
Yol kızgını bir şehir bu.
Direksiyon başında sabrı sınanan bir halk var.

Her çukurda biraz daha sinirlenen, her tümsekte biraz daha yorulan sürücüler…
Bakım yapılmadan yapılan yol, yarım iştir.
Denetimsiz malzeme, israfın adıdır.
İhmal edilen asfalt, milli servetin sessiz çöküşüdür.

Belediyelere düşen görev yalnızca asfalt dökmek değil;
kaliteli malzeme kullanmak, denetlemek, bakım yapmak,
logarı asfaltla eşitlemek, ızgarayı yol seviyesine getirmektir.
Bu bir lütuf değil.
Bu, vatandaşın hakkıdır.

Yol medeniyettir demiştik…
Medeniyet çukur kabul etmez.
Medeniyet, eşit ve güvenli bir zemin ister.

Ey bu şehrin yöneticileri;
Direksiyon başındaki insanın duasını mı alacaksınız,
yoksa her çukurda edilen sitemi mi..?

Adana’nın yolları artık taştan değil;
sabırdan, öfkeden ve bekleyişten yapılmış gibi…

Ve bu şehir,
düzgün bir yolun
hakkını istiyor.