Adana'da konut sektöründeki makas günden güne açılıyor. Sarıçam ve Çukurova ilçelerinde yeni projelere olan yoğun talep kiraları astronomik seviyelere taşırken, kentin kalbi sayılan eski yerleşim yerlerinde tam tersi bir tablo hakim. 6 Şubat depremlerinin ardından değişen güvenli konut algısı, Seyhan ve Yüreğir’in yıllanmış mahallelerini cazibe merkezi olmaktan çıkardı.
KUZEYDE TALEP PATLAMASI MERKEZDE TAHLİYE DALGASI
Adana'da yaşanan krizin temelinde 1990’lı yılların başında inşa edilen bitişik nizam binalar var. Bu sebeple özellikle şehirdeki orta gelirli kesim bütçelerini zorlayarak zemini daha sağlam kabul edilen kuzey bölgelerine yerleşmeye başladı. Bu sebeple Adana'nın eski mahallelerinde hane sayısı günden güne azalıyor.
OTOPARK VE ALTYAPI SORUNU KİRACIYI KAÇIRIYOR
Boş kalan dairelerin tek sorunu yapı ömrü değil. Kentin eski yerleşim yerlerindeki dar sokaklar ve artan araç sayısı, günlük yaşamı içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Bölgedeki emlak uzmanları, potansiyel kiracıların evin içinden ziyade dışındaki imkanlara baktığını belirtiyor. Uygun fiyatlı ve bakımlı daireler bile "Aracımı nereye park edeceğim?" sorusuna yanıt verilemediği için tercih edilmiyor. İtfaiye ve ambulans gibi acil durum araçlarının girmekte zorlandığı bu sokaklar, yeni nesil kiracılar için güvenlik riski olarak görülüyor.
EV SAHİPLERİ VE ESNAF ÇIKIŞ YOLU ARIYOR
Mahallelerde evlerin boşalmasıyla mülk sahipleri de biriken aidatlar ve emlak vergileriyle uğraşıyor. Ev kiralarının düşürülmesi şehirde başlayan göçü durdurmaya yetmedi. Ayrıca binaların boş kalması çevredeki ticari hayatı da olumsuz yönde etkiliyor. Şehir plancılarına göre ise bir an önce ada bazlı kentsel dönüşüm hamlelerinin yapılması gerekiyor.