980’li yıllarda Ramazan ayı geldiğinde Adana çarşılarında ve mahalle aralarında çocuklar tepsilerle dolaşır, yüksek sesle:
“Ramazan’ın gülleriii, şak şak öter bülbülleriii!”
diye bağırarak yağlı yavan satardı. Hem iftar öncesi hem de teravih sonrası bu sesler Ramazan’ın simgesi haline gelmişti.
Yağlı yavan, sade ama lezzetli yapısıyla özellikle çocukların ve dar gelirli ailelerin sofralarında sıkça yer bulurdu.
1980’lerden Günümüze Uzanan Gelenek
Nuri Erbaz, yıllar önce çekilmiş bir kareyle o günleri hatırlatırken geleneğin tamamen kaybolmadığını da vurguladı. Erbaa, geçtiğimiz günlerde yeniden çarşıda aynı sesleri duyduğunu belirterek:
“Dün çarşıdaydım. Bu gelenek hâlâ devam ediyor. Ramazan gelince bazı tablacılar yine Ramazan’ın güllerini satıyor,” ifadelerini kullandı.
Sadece Bir Yiyecek Değil, Bir Kültür Mirası
Ramazan’ın Gülü yalnızca karın doyurmak için değil, Adana’nın sokak kültürünün bir parçasıydı.
O yıllarda:
Çocuklar harçlığını böyle çıkarırdı
Mahalleli birbirine alıp ikram ederdi
Ramazan akşamları daha canlı geçerdi
Bugün ise bu gelenek nostalji severlerin ilgisiyle yeniden değer kazanıyor.
Adana’da Ramazan’ın Ruhunu Yaşatan Hatıra
Eski Ramazanların samimiyetini hatırlatan bu görüntüler, Adana’nın kültürel zenginliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Vatandaşlar, bu tür geleneklerin korunması ve yeni nesillere aktarılması gerektiğini dile getiriyor.