Bayram sabahı Adana’nın üstüne ince bir ışık yayılmıştı.
Seyhan kıyısından yükselen serinlik, sıcak taş sokaklara dokunurken minarelerden tekbir sesleri yükseliyordu.
Şehir o sabah yalnızca uyanmıyordu;
şehir dua ediyordu.
Bir çocuk elinde babasının parmağıyla yürüyordu.
Yeni ayakkabılarının sesi kaldırımlara vuruyor, gözleri ise bayramın ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Yaşlı bir adam cami avlusunda sessizce oturmuş, avuçlarının içine sakladığı ömrüne bakıyordu.
Bir anne mutfakta kaynayan tencerenin başında “Bugün kimse aç kalmamalı ” diye içinden geçiriyordu.
Çünkü Kurban Bayramı yalnızca et paylaşmak değildi.
Kurban Bayramı, insanın kendi nefsinden bir parçayı Allah’a teslim etmesiydi.
Ve işte tam orada, kalbin en derin yerinde bir ses yankılanıyordu:
“Aşk’ı Mekkeli bir Yetimden öğrendik ”
O yetim ki merhametiyle insanlığı büyüttü.
O yetim ki açın hâlinden anladı, garibin başını okşadı.
İnsanlığa sevgiyi yalnız sözle değil, yaşayarak öğretti.
Aşk buydu işte.
Bir lokmayı bölüşebilmekti.
Kendi sofrasını başkasıyla tamamlayabilmekti.
Kesilen kurbanın etini yalnızca eve değil, gönüllere dağıtabilmekti.
Adana’nın bir mahallesinde o sabah kurban kesiliyordu.
Tekbir sesleri göğe yükselirken bir adam gözlerini kapatıp içinden şöyle dedi:
“Allah’ım,
Bu kurban yalnızca bıçağın değil, kalbin de teslimiyeti olsun ”
Sonra etler pay edildi.
Bir kısmı hiç et alamayan bir eve gitti.
Bir kısmı yaşlı bir teyzenin kapısını çaldı.
Bir kısmı çocukların bayram sevincine karıştı.
İşte o an, aşk ete kemiğe büründü.
Çünkü gerçek aşk;
yalnız sevdiğine değil, yaratılan her cana merhamet gösterebilmektir.
Bir kasap ellerini yıkarken
“Vekâlet tamam mı ağabey?” diye sordu.
Adam tebessüm etti.
“Tamam kardeşim, Allah kabul etsin, ”
Gökyüzünde kuşlar dönerken mahallede kaynayan kazanların kokusu yayıldı.
Çocuklar koştu, büyükler sarıldı, küslükler sessizce eridi.
Ve bir kadın evinin önünde duran ihtiyaç sahibine poşeti uzatırken şunu söyledi:
“Bu bayram herkesin bayramı olsun ”
İşte Kurban Bayramı’nın özü buydu.
Gösterişsiz bir iyilik.
Sessiz bir paylaşma.
Allah için yapılan bir teslimiyet.
Sonra gün akşama dönerken Adana’nın sıcağı yavaş yavaş çekildi.
Bir evin içinde iki rekat şükür namazı kılındı.
Bir başka evde çocuklar bayram harçlıklarını saydı.
Bir başka sokakta ise yalnız yaşayan yaşlı bir adamın kapısı ilk kez çalındı.
Hayat bir kez daha gösterdi ki:
Aşk bazen bir kurban payında saklıdır.
Bazen bir yetimin duasında.
Bazen de Mekkeli bir Yetim’in insanlığa bıraktığı merhamette.
Bayramınız aşk tadında, huzur içinde, paylaşmanın bereketiyle mubarek olsun Adanam…