ATA’MIN PARTİSİ!

Erol Aydın

               CHP’ye birçok insan sırf Ata’mın partisi diye oy veriyor. Oysaki bilmedikleri veya bilip de bilmezden geldikleri veya mecbur oldukları o partinin sadece ismi kalmıştır. Cismi çok uzun zaman önce tarih olmuştur. Buna rağmen gönülsüz ve kerhen oy vermeğe devam etmektedirler.

               Bu bir bağnazlıktır, bu bağnazlığı unutup başka partiye oy verenleri koyun ve sürü olarak ifade etmeleri de ironinin zirvesi olmaktadır. Toplum olarak şöyle bir hastalığımız var; bizim düşünce, tercih ve öngörülerimiz mükemmel diğerleri cahil! Bu ideolojik körlük gerçekleri görmemize engel olduğu gibi başkalarını da kolayca suçlamamıza neden olmaktadır.

               Bugün Aykut Erdoğdu bağlamında ortaya saçılan pislikleri örtbas etmek olası değildir. Meseleyi bağlamından kopararak aile içi özel hayat deyip konuyu kapatmak mümkün değildir. Demokrasi, adalet, ahlak ve liyakat diyerek ortalığı inletenlerin kapalı kapılar ardında ne tür dolaplar döndürdüğünü göstermesi açısından son derece önemlidir. CHP, meseleyi kişiselleştirerek kurumsal sorumluluktan kurtulamaz. Bu şahıs, sıradan bir parti üyesi değil, aynı zamanda milletvekili, aynı zamanda genel başkan yardımcı, eşi aynı zaman da merkez karar ve disiplin kurulu üyesi. Partinin kurumsal kimliğini beyin takımı olarak temsil eden bu kişilerin eylem ve söylemleri partiyi bağlamaktadır.

               İstifa etmeleri bu partiye temize çıkarmayacaktır. Partide milletvekili olabilmek adına dolarların havada uçuşması itibar ve prestij açısından büyük kayıptır. Bu partiye gönül vermiş, ümit bağlamış milyonların hayal kırıklığı da bonus olarak yine partiye fatura edilecektir. Bazı kesimlerin, “bu ve benzeri şeyler diğer partilerde de var” demesi sadece züğürt tesellisi olacaktır.

               Bu Aykut Erdoğdu CHP’nin ekran yüzü olarak çıktığı tartışma programlarında adeta höykürerek büyük, çok büyük laflar ederek aslan kesiliyor, mangalda kül bırakmıyordu. Çok büyük iddialarla ortalığı toz dumana boğarak taraftarlarının göğsünü kabartıyor, hislerine tercüman oluyordu. Kibir, gurur ve egosu ise “küçük dağları ben yarattım” havasındaydı. Gelinen noktada karton bile değil, kâğıttan bir kaplan olarak yaşadığı kristal kafesin tuzla buz olması sonrası dımdızlak ortada kalmıştır. Bir insanın kendisine yaptığı kötülüğü kimse yapamaz, bir anda her şey yerle yeksan olmuştur. Zararı kendisine olsa bir nebze üstünü çizer meseleyi kapatırsınız ama misyonu gereği partisini de peşinden uçuruma sürüklemiştir. Tam da yaşadığımız ekonomik sıkıntılar sonrası “geliyor, gelmekte olan” diye havalara girmişken ipleri kendi ayaklarına dolanarak iktidarın ekmeğine yağın yanı sıra bir bal sürmüşlerdir.

               Sonuç olarak; bu CHP’ye gönül verenlere acıyorum yine hüsran yine hayal kırıklığı içinde başka bir bahara ve Kaf dağının arkasında umutları yok olmuştur. Sırf Ata’mın partisi diye oy verdikleri partileri oysaki Ata’larını sadece istismar ederek kendi sırça köşklerinde sırtlarında yumurta küfesi olmadan muhalefet olmanın keyif ve konforunu sürmüşlerdir. Çok, hem de çok yazık…

               Esenlik dileklerimle,

               Erol Aydın