Aytül Uzan: " Yesil Deniz, Gençlerin Dikkatini Kendilerine Döndüren  Yolculuktur ”

Emekli İngilizce öğretmeni ve yazar Aytül Uzan, eğitimci kimliğini edebiyatla buluşturduğu yeni kitabı “Yesil Deniz” ile gençlerin dünyasına dokunuyor.


Dikkat ve odaklanma sorunlarını merkeze alan kitap, genç okurları içsel bir farkındalık yolculuğuna davet ediyor. Uzan ile eğitimden edebiyata, gençlikten hayata uzanan kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.


Soru: Okurlarımız için sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Aytül Uzan kimdir?

Yazar: Ben Aytül Uzan. Hayatımın büyük bir bölümünü İngilizce öğretmeni olarak geçirdim. Sınıflarda, koridorlarda, öğrencilerin gözlerindeki merakı ve bazen de yorgunluğu izleyerek büyüdüm diyebilirim. Emeklilikle birlikte mesleki görevim sona ermiş olabilir ama öğretmenlik ruhum hiç emekli olmadı. Yazmak, aslında yıllarca sınıfta kurduğum bağların başka bir biçimde devam etmesidir. Eğitim, insanın hayatından bir kez çıkınca tamamen silinen bir şey değil; bilakis, yazıyla daha derin bir anlam kazanıyor.

Soru: Emeklilik sonrası yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?

Yazar: Emeklilik benim için bir duraklama değil, içe dönme fırsatı oldu. Yıllarca başkalarına anlatırken, bu kez kendi birikimimi kelimelere dökmek istedim. Öğrencilerle geçen yıllar bana insan ruhunu okumayı öğretti. Yazarlık da bunun doğal bir sonucu oldu. Yazarken hâlâ bir öğretmen gibi düşünüyorum; anlatmak değil, fark ettirmek istiyorum.

Soru: Yeni kitabınız “Yesil Deniz” ismiyle oldukça dikkat çekiyor. Bu ismin hikâyesi nedir?

Yazar: Yesil Deniz bir metafor. Deniz genellikle mavidir ama ben yesili seçtim çünkü yesil; dinginliği, umudu ve zihinsel tazeliği simgeler. Gençlerin zihinleri bugün adeta dalgalı bir deniz gibi. Gürültülü, hızlı ve karmaşık… Yesil Deniz, bu karmaşanın içinde nefes alabilecekleri, sakinleşebilecekleri bir iç alanı temsil ediyor.

Soru: Kitabınızın temel odağında gençler var. Neden özellikle bu yaş grubuna yöneldiniz?

Yazar: Çünkü gençler bugün çok şeyle aynı anda mücadele ediyor. Dersler, sınavlar, sosyal medya, gelecek kaygısı… Hepsi dikkatlerini parçalıyor. Ben gençlerin “odaklanamıyorum” dediği noktada aslında “yalnızım” demek istediklerini düşünüyorum. Yesil Deniz ile onlara, kendi iç seslerini yeniden duymaları için bir alan açmak istedim.

Soru: Dikkat ve odaklanma sorununu edebiyatla ele almak cesur bir tercih. Bu dengeyi nasıl kurdunuz?

Yazar: Asla didaktik olmak istemedim. Gençler nasihat dinlemekten yoruldu. Ben onların yerine düşünmek değil, onlarla birlikte düşünmek istedim. Hikâye dili, semboller ve sezdirme yoluyla mesajlar verdim. Edebiyatın gücü de burada zaten; doğrudan söylemez ama hissettirir.

Soru: Eğitimci kimliğiniz kitabın anlatımına nasıl yansıdı?

Yazar: Öğrencilerimin hangi kelimelerde durduğunu, hangi cümlelerde koptuğunu çok iyi biliyorum. Bu yüzden dili sade ama yüzeysel olmayan bir çizgide tuttum. Her cümlenin genç bir zihinde yankı bulmasını önemsedim. Kitap, bir öğretmenin değil; bir yol arkadaşının sesi olsun istedim.

Soru: Genç okurlardan gelen geri dönüşler size neler hissettiriyor?

Yazar: Aldığım her 
mesaj beni hem duygulandırıyor hem de sorumluluğumu hatırlatıyor. “Kitabı okurken kendimi dinledim” ya da “Telefonu bırakıp düşündüm” diyen gençler var. Bu cümleler benim için bir kitabın ulaşabileceği en anlamlı nokta.

Soru: Sizce edebiyat, günümüz gençleri için ne ifade etmeli?

Yazar: Edebiyat gençler için bir kaçış değil, bir yüzleşme alanı olmalı. Kendileriyle, korkularıyla, hayalleriyle yüzleşebilecekleri güvenli bir alan… Kitaplar, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmeli.

Soru: Yesil Deniz’i bitiren bir genç hangi duyguyla kitabı kapatsın istediniz?

Yazar: Biraz daha sakin, biraz daha farkında ve kendine karşı daha şefkatli… Hayatın hızına kısa bir mola vermiş olsun istedim. Kitabı kapattığında iç dünyasında bir sessizlik oluşsun; çünkü bazen en çok ihtiyacımız olan şey sessizliktir.

Soru: Yazarlık yolculuğunuzda bundan sonra neler var?

Yazar: Gençlere dokunan, hayatın içinden ama derinlikli metinler yazmaya devam edeceğim. Eğitim, farkındalık ve insanın kendini tanıma yolculuğu benim için bitmeyen bir tema.

Soru: Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?

Yazar: Hayat çok gürültülü olabilir ama insanın iç sesi her zaman oradadır. Yeter ki durup dinlemeyi bilelim. Yesil Deniz, o sesi duymak isteyen herkes için yazıldı.

Sorularımıza verdiğiniz cevaplar  röportaja  anlam kattı teşekkür ediyorum.

GÜNDEM Haberleri

Kızıldağ Yaylası’nda 500 yıllık mülkiyet sorunu çözüldü
Belediye başkanlarından Vali Mustafa Yavuz’a hayırlı olsun ziyareti
Bekir Sıtkı Özer, yıkılacak olan Çukobirlik binasının tarihini yazdı!
Depremzede Tuğba protez bacağıyla yeşil sahalara çıktı
Barış Manço, çocukluğunun geçtiği Kozan’da anıldı