Bekir Sıtkı Özer, yıkılacak olan Çukobirlik binasının tarihini yazdı!

Çukobirlik’te geçmişte özel kalem müdürü olarak görev yapan Bekir Sıtkı Özer, yıkılması gündemde olan Adana Çukobirlik Genel Müdürlük Binası’nın mimari, kültürel ve kentsel bellek açısından taşıdığı önemi kaleme aldı.

Çukobirlik’te daha önce özel kalem müdürü olarak görev yapmış olan Bekir Sıtkı Özer, yıkılması gündemde olan Çukobirlik Genel Müdürlük Binası'nın kültürel ve tarihi mimarisi ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Özer, yazısında binanın yalnızca bir yapı olmadığını, 20. yüzyıl modern mimarlık mirası kapsamında korunması gereken önemli bir kültürel değer olduğunu vurguladı.

Bekir Sıtkı Özer, yayımladığı yazıda şu ifadelere yer verdi:

"Adana Çukobirlik Genel Müdürlük Binası, 1974-1976 yıllarında projelendirilmiş, 1976-1978 yıllarında inşa edilmiştir. SEYAŞ mimarlık ekibinden Betül Sipahioğlu’na ait olan tasarımın,proje yürütücülüğünü Dr. Yalçın Tezcan üstlenmiştir. Türkiye’de çok katlı betonarme modern dönem mimarlığının nitelikli örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Yapı, mimari nitelikleri yanında Adana’nın sosyo-ekonomik gelişim sürecindeki rolü ve kent siluetindeki belirleyici konumuyla da önemli bir kamusal referans noktasıdır.

Genel müdürlük binasını, brutalist mimarlığın daha sade ve geç dönem örnekleri arasına alabiliriz. Brutalist mimarlığın karakteristik özellikleri olan brüt betonun doğrudan kullanımı, sade cephe anlayışı, strüktürün açıkça okunabildiği kütlesel tasarım dili, Çukobirlik binasında güçlü biçimde hissedilir. Tekrarlayan düşey elemanlar ve modüler cephe düzeni, betonarme taşıyıcı sistemin mimari ifadeye dönüşmesini sağlar. Adana gibi sıcak ve güneşlenme süresi yüksek bir kentte, yapının kalın beton kütleleri, derin cephe boşlukları ve gölgeleme potansiyeli sunan elemanları, mimari formun aynı zamanda bölgenin iklim koşulları dikkate alınarak tasarlandığını gösterir. Bu yönüyle yapı, uluslararası modern mimarlık ilkelerinin yerel koşullara uyarlanışını temsil eder.

Ancak Çukobirlik Genel Müdürlük Binası’nı, Adana’nın kentsel belleğinin önemli bir bileşeni olarak da değerlendirmek gerekir. Uzun yıllar boyunca kentin tarıma dayalı ekonomik yapısının simgesel kurumlarından biri olan Çukobirlik’in merkezi olması, binaya güçlü bir toplumsal ve kurumsal anlam yüklemiştir. Yapı, pamuk üretimi ve kooperatifleşme üzerinden şekillenen Çukurova ekonomisinin mekânsal karşılıklarından biri olarak, modernleşme, örgütlenme ve kalkınma ideallerini somutlaştırmıştır. Tekirdağ’da 2019 yılında düzenlenen “Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları” sempozyumunda Burçin Kutsal ve Sait Özkal tarafından yapılan sunum özetinde “Genel Müdürlük Binası, çevresi ile oluşturduğu zıtlık bakımından kentte bir işaret öğesi (landmark) olma özelliği taşımaktadır. Aynı zamanda kent belleğinde önemli bir yere sahiptir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Çukobirlik Genel Müdürlük Binası, klasik anlamda “tarihi yapı” tanımının ötesinde, 20. yüzyıl modern mimarlık mirası kapsamında ele alınması gereken bir kültürel miras öğesidir. Yapının kültürel miras değeri; yaşı, mimari üslubu, temsil ettiği dönemsel ideoloji ve kentin ekonomik toplumsal belleğindeki yeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu tür yapılar, yalnızca estetik ya da teknik nitelikleri nedeniyle değil, kent kimliğini ve toplumsal sürekliliği temsil etmeleri nedeniyle korunmaya değer kabul edilmelidir.

Yüksekliği ve anıtsal kütlesiyle uzun yıllar bölgede belirgin bir referans noktası oluşturan yapı,kentlilerin zihninde yer edinmiştir. Bu durum, binanın algısal ve simgesel bir değerde taşıdığını; bireysel ve kolektif hafızada kalıcı izler bıraktığını göstermektedir.

Bu çerçevede Adana Çukobirlik Genel Müdürlük Binası, uluslararası mimarlık tartışmaları bağlamında da görünürlük kazanmış bir yapı olarak dikkat çekmektedir. Yapı, 2023 Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu’nda yer alan “Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi” başlıklı sergide örnek yapılar arasında sunulmuştur. Sergi, işlevini yitirmiş, terk edilmiş ya da dönüşüm baskısı altındaki modern mimarlık ürünlerini, mimarlık tarihinin merkezî anlatılarının dışında kalan ancak kent belleğinde güçlü izler taşıyan yapılar olarak ele almayı amaçlamıştır. Çukobirlik Binası, fiziksel varlığıyla, temsil ettiği kurumsal, ekonomik ve toplumsal ilişkiler ağıyla birlikte değerlendirilmiş; yapının “hayalet” olarak nitelendirilen bu durumu, yok oluşun değil, aksine mimarlık aracılığıyla yeniden düşünülmesi gereken kentsel hafıza katmanlarının bir göstergesi olarak yorumlanmıştır. Bienaldeki bu temsil, Çukobirlik Genel Müdürlük Binası’nın, 20. yüzyıl modern mimarlık mirasının korunması, belgelenmesi ve yeniden işlevlendirilmesine yönelik güncel tartışmalar içinde kültürel miras değeri taşıyan bir referans yapı olarak ele alınması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. 20. yüzyıl modern mimarlık mirasının korunması, belgelenmesi ve yeniden işlevlendirilmesine yönelik güncel tartışmalar içinde kültürel miras değeri taşıyan bir referans yapı olarak ele alınması ve korunması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır."

Özer, son olarak Adana Valiliği başta olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak, Çukobirlik Genel Müdürlük Binası hakkında verilecek kararların uzman görüşleri ve kamu yararı gözetilerek yeniden değerlendirilmesini istedi. Özer, yapının yıkım yerine korunması ve yeniden işlevlendirilmesinin kentin tarihine karşı bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

GÜNDEM Haberleri

Kızıldağ Yaylası’nda 500 yıllık mülkiyet sorunu çözüldü
Belediye başkanlarından Vali Mustafa Yavuz’a hayırlı olsun ziyareti
Aytül Uzan: " Yesil Deniz, Gençlerin Dikkatini Kendilerine Döndüren  Yolculuktur ”
Depremzede Tuğba protez bacağıyla yeşil sahalara çıktı
Barış Manço, çocukluğunun geçtiği Kozan’da anıldı