Bugünün Orhan Kemal'leri Unutuldu Acaba Neden..?

Remzi Yıldırım

Altın Koza'da Orhan Kemal Emek Ödülleri sahiplerini buldu. 

Aydın Sayman, Macit Koper ve Suna Selen. Üç değerli sanat insanı, sinemaya ve sanat dünyasına verdikleri emeklerin karşılığında ödüllerini aldı. 

Sonuna kadar da saygıyı ve takdiri hak ediyorlar.

Buraya kadar hiçbir itirazımız yok.

Aksine; Sanata yıllarını vermiş insanların emeklerinin hatırlanması, alkışlanması ve ödüllendirilmesi son derece kıymetli.

Ancak; Tam da burada benim kafamı kurcalayan bir soru var. Bu soru öyle kolay geçiştirilecek bir soru değil.

ORHAN KEMAL'İN ŞEHRİNDE BUGÜNÜN ORHAN KEMAL'LERİ NEREDE..?

Adana, Orhan Kemal'in şehri. Yaşar Kemal'in, Muzaffer İzgü'nün, Abidin Dino'nun izlerini taşıyan; edebiyatın, sanatın ve kültürün damarlarında dolaştığı kadim bir şehir.

Bugün de bu şehirde kalemi elinden düşmeyen, kitaplar yazan, öyküler üreten, şiir söyleyen, romanlar kaleme alan, Adana'nın belleğini gelecek kuşaklara taşıyan çok sayıda edebiyat insanı var.

Kimisi yıllardır yazıyor.
Kimisi kendi imkânlarıyla kitap yayımlıyor. Kimisi Adana'nın sokaklarını, insanlarını, acılarını, sevinçlerini ve geçmişini satırlarına taşıyor. Kimisi ise bu kentin kültür hayatı için sessiz sedasız emek veriyor.

Peki; 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde bu şehirde yaşayan yazarlardan birinin edebiyat alanındaki emeğini görünür kılmak neden düşünülmedi..?

İşte itirazım burada başlıyor..!

BU BİR ÖDÜL İSTEĞİ DEĞİL, VEFA MESELESİDİR

Yanlış anlaşılmasın.

"Bana neden ödül verilmedi..?" diye bir serzeniş değil bu.Mesele şahıs meselesi hiç değil.
Mesele Adana'nın edebiyatına bakış meselesidir.

Bir kentin kültürünü yalnızca festival haftasına sıkıştırırsanız, o kentin yıllardır masa başında, kütüphanede, sahaflarda, okulda, kültür merkezlerinde, dergilerde, gazetelerde üreten insanlarını görmezden gelmiş olursunuz.

Altın Koza yalnızca sinemanın festivali değil midir..?

Elbette sinema merkezindedir.

Ama sinema edebiyattan bağımsız mıdır..?

Senaryo edebiyattan beslenmez mi..?

Hikâyeden, romandan, şiirden, insanın hayatından beslenmez mi..?

O halde bu şehrin edebiyat insanlarına da festivalin büyük kültür çatısı altında bir pencere açmak neden mümkün olmasın..?

KİTAP FUARINDA HATIRLANAN YAZAR, ALTIN KOZA'DA NEDEN GÖRÜLMEZ..?

Şimdi asıl soruya gelelim.
Adana'da kitap fuarı olduğunda yazarları, şairleri, edebiyat insanlarını hatırlıyoruz.

-Stantlar kuruluyor.
-Kitaplar imzalanıyor.
-Söyleşiler yapılıyor.
-Fotoğraflar çekiliyor.
-Edebiyat konuşuluyor.

Peki festival zamanı neden aynı şehirde yaşayan edebiyat insanlarının bir kısmı görünmez hale geliyor..?

Kitap fuarında hatırlanan kalem, Altın Koza'da neden hatırlanmıyor..?
Bunu sormak hakkımız değil mi..? Üstelik bu insanlar gökten zembille inmedi. Bu şehrin sokaklarında yürüdüler.
Bu şehrin insanlarını yazdılar. Adana'nın hafızasına not düştüler.
Kitaplar yayımladılar.
Kimi zaman kendi ceplerinden para vererek eserlerini bastırdılar.
Kimi zaman bir kitabın okuyucuya ulaşması için yıllarca uğraştılar.

Bütün bunların karşılığında istedikleri belki de büyük bir maddi ödül değil.

-Bir teşekkür.

-Bir plaket.

-Bir sahne.

-Bir alkış.

"Adana'da edebiyat adına emek verenleri de görüyoruz" denilmesi...

Çok mu zor..?

DUYARSIZLIK MI, UNUTKANLIK MI?

Burada Altın Koza Yürütme Kurulu'na ve Adana Büyükşehir Belediyesi'nin kültür birimlerine açık bir soru yöneltmek istiyorum:

Adana'da yaşayan ve yıllardır edebiyat üreten insanlarımızdan neden hiçbiri bu festivalin kültür ikliminde bir edebiyat ödülüne layık görülmedi?

Bunun bir gerekçesi varsa açıklansın.

Belki de bizim göremediğimiz bir kriter vardır.

Belki festivalin ödül anlayışı yalnızca sinema eksenindedir.

Belki de böyle bir ödül kategorisi hiç düşünülmemiştir.

Bunların hepsi anlatılabilir.

Ama cevap verilmezse...

İşte o zaman soru büyür.

Çünkü suskunluk, insanın aklındaki soru işaretlerini çoğaltır.

BU ŞEHİR VEFA İSTER

Adana kolay lokma değildir.

Bu şehir sanatçısını da yazarını da şairini de unutmaz.

Unutmaz ama yönetenlerin de unutmamasını bekler.

Çünkü sanat, yalnızca sahnedeki alkıştan ibaret değildir.

Sanat biraz da vefadır.

Bugünün genç yazarına omuz vermektir.

Yaş almış kalemin elini tutmaktır.

Bir kitabı görmektir.

Bir öyküyü dinlemektir.

Bir şairin sesini duyurmaktır.

En önemlisi;

"Bu şehirde üreten insanlar var ve biz onların farkındayız" diyebilmektir.

BUGÜNÜN ORHAN KEMAL'LERİNİ BEKLETMEYİN

Orhan Kemal yaşadığı dönemde yalnızca kitap yazmadı.

-İnsanı yazdı.
-Sokağı yazdı.
-Emeği yazdı.
-Yoksulluğu, alın terini, hayat mücadelesini yazdı.

Bugün Adana'da onun izinden yürüyen, insanı ve hayatı kalemiyle anlatmaya çalışan nice edebiyat insanı var.

Belki hiçbiri Orhan Kemal değil. Zaten mesele de Orhan Kemal olmak değil.

Mesele, kendi çağında kendi emeğini ortaya koyan insanı zamanında görebilmektir. Çünkü bir sanatçıyı öldükten sonra hatırlamak kolaydır. Asıl marifet, yaşarken elinden tutabilmektir. İşte derdimiz tam olarak budur.

Altın Koza'da ödül alan değerli sanat insanlarına bir kez daha saygılarımı sunuyorum.

Onların ödüllerine, emeklerine ve sanat yolculuklarına sözümüz yok. Ama Adana'nın edebiyat insanlarına da bir sözümüz var: Adana'da yaşayıp Adana yaşanmışlıkları edebiyatlaştıranları görmezden gelmeyin..!

Bu şehirde kitap yazan, şiir yazan, öykü yazan, roman yazan, Adana'nın belleğini kalemiyle geleceğe taşıyan insanlara sahip çıkın.
Çünkü kültür politikası sadece festival düzenlemek değildir.

Kültür politikası, o şehrin yetiştirdiği insanı zamanında fark etmektir.
Yoksa yıllar sonra bir gün.

"Bizim zamanımızda kimler vardı?" diye arar dururuz. Belki de çok geç olur. Bugünün Orhan Kemal'leri hayattayken, eserleri ellerindeyken, kalemleri mürekkep kokarken görülmeli.

Çünkü vefa, mezar taşına çelenk bırakmak değildir.
Vefa, insan hayattayken omuz vermektir.Adana'nın kültür ve sanat yönetimine de yakışan budur.

Gerisi, Sadece alkıştır.