Dede Korkut'tan Bugüne: Kitap Okumak, Kendimizi Bulmaktır

Remzi Yıldırım

Dede Korkut, Türk dünyasının hafızasıdır.

Onun hikâyelerinde yalnızca geçmişimizi değil; karakterimizi, değerlerimizi, acılarımızı, sevinçlerimizi ve insan olma biçimimizi buluruz.

Edebiyat, raflarda sessizce duran kitaplardan ibaret değildir. Edebiyat okumak değil, hissetmektir. Bir kitabın sayfalarını çevirirken bazen yıllar öncesine gider, bazen hiç tanımadığımız bir insanın hayatında kendimizi buluruz.

Bir cümle vardır.

Okursunuz ve bir anda durursunuz.

"Bu cümle beni anlatıyor" dersiniz.

İşte kültür tam da orada başlar.

Çünkü kitap, insanın yalnızca aklına değil, ruhuna da dokunur. Bazen bir roman bize sabretmeyi öğretir, bazen bir şiir unuttuğumuz bir duyguyu yeniden hatırlatır. Bazen de bir tarih kitabı, bugün kim olduğumuzu anlamamız için geçmişimize ayna tutar.

Kitap okumayan toplum, hafızasını kaybeder

Bugün çocuklarımızın, gençlerimizin ve hatta yetişkinlerin kitapla arasına mesafe koyduğunu görüyoruz. Telefon ekranlarında saatler geçiriyor, kısa mesajlarla uzun düşüncelerin yerini doldurmaya çalışıyoruz.

Oysa insanın kelime hazinesi küçüldükçe düşünce dünyası da küçülür.

Kitap okumak sadece bilgi edinmek değildir. Düşünmeyi, sorgulamayı, empati kurmayı ve başka hayatları anlayabilmeyi öğrenmektir.

Bir kitabın sayfalarında bazen bir annenin gözyaşıyla karşılaşırsınız. Bazen bir çocuğun hayaliyle. Bazen bir milletin mücadelesiyle.

Anlarsınız ki insan, aslında yalnızca kendi hayatından ibaret değildir.

Dede Korkut bize ne söylüyor?

Dede Korkut'u bugün yeniden okumamızın sebeplerinden biri de budur.

O hikâyeler yüzyıllar öncesinden bugüne seslenir. Aileyi, dostluğu, cesareti, vefayı, sözün değerini, toplumsal dayanışmayı anlatır.

Dede Korkut'un dili eskimiş olabilir ama insana söylediği söz eskimemiştir.

Çünkü insanın değişen teknolojisi vardır; fakat değişmeyen duyguları da vardır.

-Sevgi.

-Vefa

-Hasret.

-Korku.

-Cesaret.

-Adalet.

-Umut.

Edebiyat işte bu duyguların hafızasıdır.

Bir kitap, bir insanın hayatını değiştirebilir

Belki de hepimizin hayatında okunmayı bekleyen bir kitap vardır.

Kütüphanenin bir köşesinde, evimizin rafında, bir arkadaşımızın elinde ya da bir sahafın tozlu raflarında.

O kitabı bulduğumuzda belki de kendimizden bir parça bulacağız.

Bu yüzden çocuklarımıza "Kitap oku" demek yetmez.

Onlarla birlikte kitap okumalıyız.

Bir kitabın üzerine konuşmalı, bir şiiri birlikte okumalı, bir hikâyenin kahramanını birlikte tartışmalıyız.

Çünkü kitap sevgisi emirle değil, örnek olarak kazanılır.

Bugün bir çocuğun eline bir kitap verirsek, yarının daha düşünen, daha sorgulayan, daha anlayışlı bir insanına kapı açmış oluruz.

Unutmayalım: Kültür, başkasının bize bıraktığı miras değil; bizim okuyarak, hissederek ve yaşatarak gelecek nesillere bırakacağımız emanettir.

Dede Korkut Türk dünyasının hafızasıdır.

Kitap ise insanlığın hafızası.

İnsan, hafızasını kaybettiğinde yalnızca geçmişini değil, geleceğini de kaybeder.

Öyleyse bugün bir kitap açalım.

Belki bir cümlede kendimizi buluruz.

Belki bir şiirde unuttuğumuz bir duyguyu hatırlarız.

Belki de bir kitabın sayfaları arasında, kendimize yeniden rastlarız.

Çünkü edebiyat sadece okumak değildir.

Edebiyat, hissetmektir.

İnsanın kendisini bulduğu yerde, kültür başlar.