Bazı insanlar vardır; bu dünyadan göçüp giderler ama isimleri, iyilikleri ve bıraktıkları izler yaşamaya devam eder.
İşte benim kıymetli emmioğlum, de böyle insanlardan biriydi.
Büyüksaat Gazetesi'nin sahibi, Adana'da yaşayan mazlumların, gariplerin, yetimlerin ve ihtiyaç sahiplerinin sessizce elinden tutan, onların derdine derman olmaya çalışan muhterem insan...
Bugün onun ahiret âlemindeki doğum günü.
Dünyada ise sene-i devriyesinde kendisini en kalbi duygularımla anıyor, yâd ediyorum.
Emmioğlu;
İnanıyorum ki ahiret âleminde de boş durmuyorsundur.
Çünkü senin dünyadaki düsturun belliydi:
Hayra motor, şerre fren olmak.
Sen iyiliğin reklamını yapmadın.
Bir yetimin başını okşadığında fotoğraf çektirşrken dahi tedirgin oldun.
Bir fakirin sofrasına ekmek koyduğunda bunu ilan etmememek için çaban vardı.
Bir mazlumun elinden tuttuğunda kameraların karşısına geçmedin.
Çünkü sen iyiliğin insanlara değil, Allah'a anlatılması gerektiğine inanıyordun.
Bize de bunu öğrettin.
Şimdi bizler, senin yolunda yürümeye çalışıyoruz.
Fakiri, fukarayı, yetimi gözetmeye; onların hayatına küçücük de olsa bir damla olmaya gayret ediyoruz.
Yaptıklarımızı yalnızca Allah biliyor.
Hiçbir yerde paylaşmıyorum.
Sen nasıl istemişsen öyle yapıyorum.
Sağ elimizin verdiğini sol elimizden saklıyoruz.
Çünkü bazı iyilikler vardır, alkışlanınca küçülür; sessizce yapılınca büyür.
Sen bunu bize yaşayarak öğrettin.
ADANA DEĞİŞTİ EMMİOĞLU
Senin ardından Adana'ya bakıyorum.
Adana, bıraktığın Adana değil.
Yüreğir ise hiç değil..!
Her şey birbirine karışmış gibi.
Kim gerçekten iyilik için koşturuyor, kim kendi hesabının peşinde; ayırt etmek bazen gerçekten zor.
Herkes bir alametin içinde, herkes bir yerlere tırmanma telaşında.
Ama bir de gerçekten yetimlerin, yoksulların peşinde koşan insanlar var.
Onlara bakıyorum,
Öyle çok reklam yapıyorlar ki bazen insanın aklına, "Bir senaryo yazıp film mi çeksek?" diye düşünmek geliyor.
Ama sonra kendimi tutuyorum.
Çünkü sonuçta o reklamların arasında bile olsa bir yetimin sofrasına bir ekmek gidiyorsa, onu da görmezden geliyorum.
Sen böyle yapmazdın.
Sen ekmeği verir, sessizce çekilirdin.
Adını bile söylemezdin.
SENİN İZİN HÂLÂ YAŞIYOR
Sen bu yalan dünyaya "elveda" çekeli yıllar oldu.
Ama biz seni unutmadık.
Adını yaşatmak, hatıranı geleceğe taşımak için yapılan çalışmalara elimizden geldiğince destek verdik.
Senin adını taşıyan sosyal tesislere, yapılan çalışmalara, ortaya konulan projelere ışık olmaya çalıştık.
Çünkü biliyoruz ki insan öldüğünde geride bıraktığı makamı değil, insanlara dokunduğu yeri bırakıyor.
Sen de Adana'nın kalbine dokundun.
Özellikle Yüreğir'in gariplerine, yetimlerine, mazlumlarına dokundun.
Bugün Yüreğir'e baktığımda, senin bıraktığın o samimi dayanışma ruhunu daha çok arıyorum.
Belediyecilik zor iş..!
Yüreğir'i yönetmek daha da zor.
Ama asıl mesele makamda oturmak değil; o makamın hakkını verebilmek.
Sen olsaydın, eminim ki yine mazlumun tarafında dururdun.
Yine kimsenin görmediği yerde bir yetimin elinden tutardın.
Yine hayra motor, şerre fren olurdun.
DUAM SANA, VEFAM SANA
Emmioğlu...
Senin için gün aşırı dua ediyorum.
Bu duanın sana ulaşması, kabul olması benim için çok önemli.
Çünkü insanın dünyadaki yakınlığı biter ama gönüldeki yakınlığı bitmez.
Sen artık gerçek âlemdesin.
Biz hâlâ bu yalan dünyanın telaşındayız.
Senin hicretin ebedî.
Bizim yolculuğumuz ise devam ediyor.
Bize bıraktığın en büyük miras ne mal, ne makam, ne de şöhret...
İyilik.
İnsana dokunmak.
Yetimi gözetmek.
Mazlumun yanında durmak.
İyiliği mümkün olduğunca sessiz yapmak.
İşte biz hâlâ bunun için mücadele ediyoruz.
Senin öğrettiğin gibi.
Hayra motor, şerre fren olmak için.
Ahiret dostlarına selam olsun.
O güzel ve özel kabir ehlinin kıymetli ellerinden öpüyorum.
Rabbim mekânını cennet, makamını âlî eylesin.
Nur içinde uyu güzel emmioğlu.
Biz seni unutmadık.
Unutmayacağız.
Rabbime emanetsin.
Eyvallah güzel insan,
Eyvallah hayra motor, şerre fren olan güzel emmoiğlu.
Ruhun şad kabrin Cennet Bahçesi olsun, o bahçeyi yağmur suları sulasın. Su gibi geldin, Gül kokuttun, Rahmet i rahmana koştun. Maşallah sana.