Keké'nin İlk Sınavı

Yaşar Erkmen

“Bugün pazar

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.” diye başlar Nâzım Hikmet’in cezaevi günlerini anlattığı şiiri.

Evet, bugün pazar ve bugün ben de ilk defa okuyucunun karşısına çıkacağım. Nâzım gibi gardiyanların arasında değil ama gönüllü olarak. Hem de Keké ile birlikte, hem de Keké ile el ele. 

Sözlüye kalkmış bir öğrenci tedirginliği içindeyim. Karşımda her biri farklı mesleklerden emekli, kılı kırk yaran elit bir kitle var. Bugün son kitabım Keké ilgili değerlendirmeler yapacak, benimle söyleşecekler.

Sanatevi’nde, çeşitli sanat etkinliklerin yanı sıra kitap okuma grupları da var. Bu gruplardan biri şubat ayı okuma listesine benim kitabımı aldığında başlamıştı o tatlı heyecan. 

Eleştiri, sadece eksikleri görmek, beğenmediğimizi karalamak, aşağılamak değildir., öyle de olmamalıdır. Eleştiri yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır. Dolayısıyla, kusurların nasıl giderileceğini de gösteren yapıcı eleştiri, eleştirile kişiye ışık tutar, yol gösterir. Bir insan her şeyi bilemez. Bu yüzden ünlü Yunan filozof Sokrates (MÖ 469-MÖ 399), “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” sözünü söylemiş ve bu sözünün kulaklara küpe olmasını istemiştir. Sokrates; bilgeliğin, bilmediğini bilmekten geçtiğine dikkat çekmiştir.

                 

Bakalım Kekè, on beş yirmi kişilik bu titiz ve gittikçe uzmanlaşan kitap okuma ve değerlendirme grubundan geçer not alabilecek mi?

Ben de bugün farklı gözlerin okuyup değerlendirdiği kişilerden çok şeyler öğreneceğime inanıyorum. Sanatevi’ne ve kitap okuma grubuna teşekkür ediyorum.

Kitabın kahramanları Kekè ile Fatè’nin (babam ve annem) ruhları da umarım bir köşeden mutlu ve huzurlu bir hâlde bizi dinleyecektir. 

Sevgi ve hoşgörü şairi Yunus Emre ne demişti?

“Ölürse tenler ölür

Canlar ölesi değil!”