Şehirlerin de bir kalbi vardır.
O kalp bazen bir meydanda atar, bazen bir parkın içinde, bazen de bir sanat sahnesinin ışıkları altında… Çünkü bir şehrin gerçek ruhu; betonun içinde değil, kültürün ve sanatın içinde yaşar.
Adana’nın o kalbi yıllarca Adana Atatürk Parkı içinde atardı. Parkın gölgesinde mütevazı ama kıymetli bir mekân yükselirdi: 75. Yıl Sanat Merkezi.
Orası sadece bir bina değildi.
Orası şiirlerin alkışla buluştuğu yerdi.
Genç tiyatrocuların sahneye ilk adım attığı yerdi.
Resimlerin duvarlarda konuştuğu, müziğin salona umut bıraktığı bir kültür yuvasıydı.
Fakat bir gün o sahnenin ışıkları söndü.
Kapılar kapandı.
Ve yaklaşık üç yıl önce Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından bina yıkıldı.
O gün verilen söz büyüktü:
“Daha modern bir sanat merkezi yapılacak.”
Adanalılar da inandı. Çünkü sanatın yeniden doğacağına inanmak isteyen bir şehir vardı.
Ama zaman geçti…
Bir ihale yapıldı, talip çıkmadı.
İkinci ihale oldu, yine kimse gelmedi.
Üçüncü ihale…
Dördüncü ihale…
Şimdi ise beşincisi konuşuluyor.
Ve şehir kendi kendine sormaya başladı:
Bu kültür sanat merkezi bilmecesi nereye gidiyor?
Adana Büyükşehir Belediyesi nereye koşuyor?
Çünkü mesele artık yalnızca bir bina meselesi değil.
Mesele bir şehrin kültür hafızasının bekletilmesi meselesi.
Bir şehirde hizmet yavaşladığında bunu ilk hissedenler sokaklardır.
Sonra esnaf hisseder.
Sonra gençler.
En sonunda da şehir sessizleşir.
Bugün Adana’da birçok insan aynı soruyu fısıldıyor:
“Bu nasıl bir hizmet anlayışı?”
“Bu şehir sahipsiz mi?”
Yollar yapılabilir…
Asfalt dökülebilir…
Ama şehirler sadece asfaltla yaşanılır hale gelmez.
Şehirler sanatla nefes alır.
Kültürle büyür.
Tiyatro ile düşünür.
Şiirle insan olur.
Eğer bir şehirde kültür yatırımları yavaşlıyorsa,
sanat mekânları kaderine bırakılıyorsa,
o zaman şehir büyüyor gibi görünse de ruhu daralmaya başlar.
Kimse yüksek sesle söylemek istemese de
madalyonun diğer yüzü budur.
Eğer bir problem varsa çözülmelidir.
Çünkü şehirler bekletilecek yerler değildir.
Adana bekliyor.
Sanat bekliyor.
Gençler bekliyor.
Ve bu şehir diyor ki:
“Efendiler…
Artık silkinip kendinize gelin.”
Bu kentin daha yaşanılır hale gelmesi gerekiyor.
Kültür ve sanat hayatının kolaylaşması gerekiyor.
Çünkü bir belediyenin en büyük görevlerinden biri yalnızca yol yapmak değil,
şehrin ruhunu da ayakta tutmaktır.
Unutulmamalıdır ki…
Bir şehirde tiyatronun ışıkları yanıyorsa,
bir galeride resimler konuşuyorsa,
bir sahnede gençler alkış alıyorsa…
O şehir gerçekten yaşıyordur.
Şimdi Adana’nın kalbi yine aynı soruyu soruyor:
Atatürk Parkı’nda sanat yeniden doğacak mı?
Yoksa kentin sanat belleği gerçekten müteahhitlere mi emanet edildi?