Yıl 1920…
Anadolu yanıyor.
Toprak işgal altında, dağlar duman, köyler yetim.
Ama bu toprakların bir de susmayan yüreği var.
Cephede mermi az, umut çok.
Türk askeri yorgun ama inançlı.
Çarığı yırtık, yüreği çelik.
O gün düşman, ovaya hâkim bir geçidi arıyordu.
Haritaları vardı ama Anadolu’yu bilmiyorlardı.
Çünkü bu toprak yalnızca yol göstermez,
gerektiğinde tuzak olurdu.
İşte o sırada karşılarına çıktı Hatice Hatun.
Başında yazması, sırtında eski bir hırka…
Eli nasırlı, yüzü güneş yanığı.
Bir Anadolu kadını…
Sıradan gibi görünen ama tarihi değiştirecek kadar büyük.
Düşman askeri sertçe sordu:
— “Bu dağların ardı nereye çıkar?”
Hatice Hatun başını eğdi.
Gözleri yere baktı ama aklı cephedeydi.
Kocasını Yemen’de toprağa vermişti.
Oğlunu Sarıkamış’ta kara kışa…
Bu topraklara borcu vardı.
Yavaşça konuştu:
— “Bir kestirme yol var…” dedi.
— “Ama bilen azdır.”
Düşman sevindi.
Çünkü açgözlüydü.
Çünkü kibirliydi.
Çünkü Anadolu’yu sadece harita sanıyordu.
Adanalı Hatice Hatun öne düştü.
Adımları ağır ama kararlıydı.
Her taşta bir dua, her patikada bir yemin vardı.
Dağlara girdiler.
Yol daraldı.
Sessizlik büyüdü.
Rüzgâr sustu.
Kuşlar uçmadı.
Ve bir anda…
“ALLAH ALLAH!”
Dağlar yarıldı sanki.
Türk askeri her yandan çıktı.
Süngüler parladı, iman yürüdü.
Düşman neye uğradığını anlayamadan
Türk askerinin kucağına düştü.
Harita işe yaramadı.
Silah kurtarmadı.
Çünkü karşılarında vatan olmuş bir ana vardı. Hemşerimiz
Hatice Hatun kenarda duruyordu.Ne bağırdı ne sevindi.
Sadece göğe baktı.
— “Hakkını helal et Anadolu,” dedi.
— “Borcumdan bir parça ödedim.”
O gün Pozantıda Toros dağları cephede bir mevzi kazanıldı.
Ama aslında bir milletin kaderi kurtarıldı.
Çünkü Kurtuluş Savaşı’nı
yalnızca askerler kazanmadı.
Kağnısıyla mermi taşıyan analar
Evladını toprağa verip dimdik duran kadınlar
Yol bilen, tuzak kuran, yalanı vatan için söyleyen Adanalı Kahraman Hatice Hatunlar kazandı.
Nihayetinde:
Hatice Hatun’un adı tarih kitaplarında küçük yazıldı.
Ama bu toprakların vicdanında dağlar kadar büyüktür.
Çünkü Kurtuluş Savaşı’nda
kadınlar ağlamadı sadece,
yol gösterdi…
Ama düşmana değil.
Milletin kurtuluşuna.