Köprüden önceki son çıkış: Bahçeli’nin hamlesi jest mi, rest mi?

Taner Talaş

Devlet Bahçeli Köprüsü, Adana Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Hüseyin SÖZLÜ’nün en iddialı projesi olarak kamuoyunda yer aldı. Temel atma törenine, bizzat MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ katıldı. Törende “İsmimin bu köprüye verilmesi çok anlamlı, şahsım için ayrı bir gurur vesilesidir” diyerek memnuniyetini dile getirdi.

O günden sonra, köprü inşaatıyla alakalı negatif tonu yüksek tartışmalar Adana gündeminden hiç düşmedi. Özellikle dönemin Ak Parti İl Başkanı Fikret YENİ ve meclis üyeleri, köprünün ihale ediliş biçimini, ilk ihale rakamının 115 milyonken ihalenin iptal edilmesi sonrasında neden 215 Milyona ihale edildiğini, aylarca şantiyeden neden ses çıkmadığını uzun uzadıya kamuoyu önünde bazen de sertleşerek tartışmaya açtılar.

Bu konuda özellikle iktidara yakın basın kuruluşlarında MHP’li başkan Hüseyin SÖZLÜ aleyhine ciddi ithamların yer aldığı haberlere konu oldu. Ardından TMOBB’a bağlı Mimar ve Mühendis Odaları, köprü ile alakalı skandal nitelikte iddia ve açıklamalarda bulundular. Köprünün projesinin olmadığı dahi iddia edildi. Köprü, Adana kamuoyunda siyasi çekişmelerden bağımsız olarak şüphelerin odağı haline geldi. Sonunda köprü inşaatı ekonomik nedenlerle resmen durdu.

BAHÇELİ’DEN ÖNCE, ZEYDAN KARALAR KÖPRÜNÜN İSMİNİN DEĞİŞMESİNİ İSTEDİ

30 Mart 2019 yerel seçimlerinde Hüseyin SÖZLÜ seçimi kaybetti, CHP’nin adayı Zeydan KARALAR seçimi kazandı. Devlet BAHÇELİ köprüsü iki defa Adana kamuoyunun gündemine Zeydan Bey vesilesiyle geldi. Zeydan KARALAR, köprünün 600 Milyon liralık bir kaynağa ihtiyacı olduğunu söylediğinde, Adana kamuoyu bu rakamı abartılı ve siyasi buldu.

Ardından Zeydan KARALAR 22 Mart 2020 tarihinde yapılan CHP Adana İl kongresinde, Devlet BAHÇELİ köprüsünün isminin değişmesi gerektiğini söyledi.

Bu çıkışa Adana Büyükşehir Belediyesi MHP’li meclis üyeleri sert tepki gösterdi. Başkan Zeydan KARALAR geri adım atarak tansiyonu düşürdü. Bu konunun bir daha gündeme gelmemesi için çaba harcadığını da biliyoruz.

Yukarıda anlattıklarımdan sonra cereyan eden gelişmeler ise Türk siyasetinin genel işleyişinin aksine tutumlar olarak tarihe geçti.

Hükümet, Devlet BAHÇELİ köprüsünün belediye tarafından yapılamayacağı kanaati ile CHP’li belediyeden Devlet BAHÇELİ köprüsünü teslim aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN imzasıyla 700 Milyon TL kaynak, Ulaştırma Bakanlığı’na aktarıldı.

Adana kamuoyu bu kararın çıkış nedenini, köprü isminin Devlet BAHÇELİ olmasından kaynaklı olduğuna kanaat getirdi.

Çünkü daha elzem olan, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin belini büken, Adana metrosu borcu,  yıllardır Ulaştırma Bakanlığı’na devir umudu ile beklerken, Devlet BAHÇELİ Köprüsü kararının ivedilikle çıkmasının başka izahı yok.

Adanalılar, Devlet beyin isminin semeresini görmenin mutluluğunu yaşarken, Devlet Bey’den beklenmedik (bence beklenilmesi gereken) çıkış geldi.

DEVLET BAHÇELİ NEDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ İSTEDİ?

Devlet Bey’in MHP’ye Genel Başkan olduğu günden bu yana, kendi tabanında dahi tepki gören açıklama ve icraatlarını “Devlet/Millet menfaatinin, parti menfaatinden evvel gelmesi” düsturuyla tahkim ettiğini biliyoruz. Bugün, Devlet BAHÇELİ’yi tabanında konsolide eden yegane siyasi ilke, bu düsturun üzerine kurulmuş durumda.

Cumhur İttifakı içerisinde de varoluşunu bu ilke üzerinden yürütüyor. Çok rahatlıkla birkaç bakanlık alması mümkün iken elinin tersiyle itiyor, yüksek bürokrat atamalarına ise tenezzül etmiyor. Ortaklık gerekçesiyle gelecek olan bir payeyi de kabul etmiyor.

Bu durum BAHÇELİ’yi, parti tabanı ve ötekiler açısından müstahkem bir mevkide tanımlamaya mecbur eden bir konuma itiyor. Kendisini sevmeyenlerin dahi teslim etmek zorunda kaldığı, akçeli işlere tenezzül etmemesi, müstahkem mevkisini daha da sağlamlaştırmış oluyor.

BAHÇELİ’NİN TAVRI JEST Mİ, REST Mİ?
Kendi rızasıyla MHP’li bir belediyenin yaptığı köprüye isminin verilmesi ancak devamında Cumhur İttifakı münasebetiyle tamamlanmasını, isminin bu vesileyle yaşamasını istemediği çok açık. Lütuf görüntüsünden de rahatsız olduğunu zannediyorum.

Adana’da kurulmuş, kurumsal kimliğini tamamlamış Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin isminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın teklifiyle Alparslan Türkeş Üniversitesi’ne dönüşmesine onay vermesini bir kenarda tutan AK Parti aklı, köprü meselesini mukayese ederek böyle bir teşebbüste bulunmuş olabilir. Ancak Devlet Bahçeli, büyük ortağına eyvallah etmemiş lider olarak tarihe geçmeyi, bir siyaset olarak artık bellemiş durumda.

Köprü ismine vermiş olduğu tavsiyelerin başında Recep TAYYİP ERDOĞAN olması ise ince/diplomatik bir dili kendi içinde barındırıyor. Alternatif başka isimler sunması ise hayli dikkat çekici. 15 Temmuz 2016 Demokrasi ve Şehitleri Köprüsü, 5 Ocak Kurtuluş Köprüsü gibi isim öneriyle de geri adım atmayacağını üçlü/alternatifli isim seçeneğiyle tahkim etmiş olduğu aşikâr görünüyor.

Bu çıkışa Cumhur İttifakı’nın iki partisinin hazırlıksız yakalandığı ise mevcut sükuttan belli oluyor. Gerek AK Parti, gerekse MHP, hem yönetici hem de teşkilat mensupları bazında sessizliğe gömülmüş durumda. Hiç kimse lehte ya da aleyhte yorum dahi yapmaya cesaret edemiyor. Hatta “Şimdi ne yapacağız sorusunun” soğuk edası, meseleyi dondurmuş durumda. 700 milyonluk para aktarımının büyüklüğü, Devlet Bey’in çıkışının yarattığı sükûtun altında kalmış vaziyette.

Meselenin atlanmaması gereken diğer bir boyutu ise beyanat verilen gazetecinin seçiminde saklı. Devlet BAHÇELİ’nin yakın tarihte “kılıç artığı” dediği Abdülkadir Selvi’yi tercih etmesi de ayrıca manidar. Özellikle, Muharrem ayının 10.günü gibi özel bir günde…

BAHÇELİ’nin “kılıç artığı” çıkışı o günlerde tartışılmış, özellikle de Alevi yurttaşlarımızdan tepki görmüştü.
 

ÇÖZÜLMESİ GEREKEN ESAS CÜMLE

BAHÇELİ’nin çıkışında çözemediğim(?) yegâne cümle:

“Benim de bir hassasiyetim var. İsmimin köprüye verilmesinden dolayı Cumhur ittifakının yıpratılmaya çalışılmasından endişe ediyorum”…

2016 Yılının Mart ayında, kendi rızası dâhilinde isminin köprüye verilmesi gerçeği ortada iken, köprüye isminin verilmesinin Cumhur İttifakı ile alakasının olmadığı kesin bir bilgi olarak önümüzde dururken, Cumhur ittifakının bu vesileyle nasıl bir yıpranmaya muhatap olacağı sorusu somut olarak karşımızdayken, Devlet Bey’in ihtimal olarak gördüğü kaygı, izaha muhtaç bir hükmü işaret ediyor.

Bu açıklamanın şerhini bence muhatapları biliyor. Onlar mesajı aldı. İhale sürecini hep beraber seyredeceğiz