Türkiye’de il sayısının 100’e, ilçe sayısının ise 1000’e çıkarılmasına yönelik tartışmalar yeniden gündeme gelirken, il olması konuşulan ilçeler arasında Kozan ve Ceyhan’ın da yer alması Adana’da tartışma yarattı.
Gazeteci Mehmet Uluğtürkan, kaleme aldığı yazıda Kozan ve Ceyhan’ın Adana’dan ayrılmasının yalnızca idari sınırları değiştirmekle kalmayacağını, kentin ekonomik ve bölgesel gücünü de doğrudan etkileyebileceğini savundu.
Uluğtürkan, yazısında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye’nin il sayısını 100’e çıkarma tartışmalarında Kozan ve Ceyhan’ın da adının geçmesi, Adana’nın geleceği açısından ciddi bir tehdit. Osmaniye’nin ayrılmasıyla ekonomik ve idari hinterlandı daralan Adana, şimdi yeni kayıplarla mı karşılaşacak? Bu ihtimale karşı milletvekillerinden yerel yönetimlere, meslek odalarından sivil toplum kuruluşlarına kadar şehrin bütün temsilcileri ortak tavır ortaya koymalı.
TBMM’de yeni yasama döneminin başlamasıyla birlikte Türkiye’de il sayısının 100’e, ilçe sayısının da 1000’e çıkarılması tartışmaları yeniden gündeme geldi.
İl olması konuşulan ilçeler arasında Çukurova’yı yakından ilgilendiren dört önemli merkez var: Kozan, Ceyhan, Tarsus ve İskenderun.
Bu dört ilçenin ortak özelliği, yalnızca bağlı bulundukları illerin değil, Çukurova’nın ekonomik, ticari ve sosyal bütünlüğünün de vazgeçilmez parçaları olmaları.
İhtiyaç varsa yeni iller de kurulabilir, yeni ilçeler de oluşturulabilir. Ancak böylesine önemli kararlar siyasi beklentiler, yerel hevesler ya da yalnızca nüfus büyüklüğü esas alınarak verilemez. Ölçü, yapılacak düzenlemenin ülkeye ve bölgeye sağlayacağı yarar olmalıdır.
Çukurova söz konusu olduğunda ise mesele çok daha hassas.
Tarsus’u Mersin’den koparmak, Kozan veya Ceyhan’ı Adana’dan ayırmak, İskenderun’u Hatay’dan uzaklaştırmak yalnızca haritadaki sınırları değiştirmek değildir. Yıllar içinde oluşmuş ekonomik ilişkileri, yatırım planlamalarını, üretim zincirlerini ve bölgesel kalkınma stratejilerini de etkileyecek bir müdahaledir.
Üstelik ne uğruna?
Bir valilik binası, birkaç yeni kamu müdürlüğü, yeni makamlar ve yeni plakalar uğruna mı?
Ben sağduyulu hiçbir Kozanlının veya Ceyhanlının, sırf ilçesi il statüsüne kavuşsun diye Adana’yla arasındaki tarihî, ekonomik ve sosyal bağların zayıflamasını isteyeceğine inanmıyorum.
Kozanlının da Ceyhanlının da asıl beklentisi yeni bir vilayet tabelası değil, daha fazla yatırım, daha çok istihdam, daha güçlü bir ekonomi ve daha yüksek yaşam kalitesidir.
Kozan’ın tarımsal üretimi, kırsal ekonomisi ve tarihî birikimi Adana’nın gücüdür. Ceyhan ise enerji, petrokimya, liman ve lojistik yatırımlarıyla yalnızca Adana’nın değil, Türkiye’nin geleceğinde de önemli rol üstlenecek bir merkezdir.
Şimdi böylesine stratejik iki ilçeyi ya da ikisinden birini Adana’dan ayırmanın kime, ne kazandıracağını gerçekten merak ediyorum.
Üstelik geçmişte benzer bir deneyim yaşadık.
1996 yılında Osmaniye’nin il yapılmasıyla Adana’nın idari sınırları ve ekonomik hinterlandı daraldı. Bana göre bu karar, Adana’nın bölgesel ağırlığının aşınmaya başladığı sürecin önemli dönüm noktalarından biriydi.
Elbette Adana’nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik ve sosyal kayıpların tamamını Osmaniye’nin ayrılmasına bağlayamayız. Ancak o kararın Adana’nın bölgesel gücü üzerindeki etkilerini yeterince tartıştığımızı da söyleyemeyiz.
Şimdi aynı hatanın Kozan ve Ceyhan üzerinden tekrarlanması ihtimaliyle karşı karşıyayız.
Buradan, siyasi partisi ne olursa olsun Adana’nın bütün milletvekillerine açık bir çağrıda bulunuyorum.
Kozan’ın veya Ceyhan’ın Adana’dan ayrılmasını öngören bir düzenleme TBMM gündemine geldiğinde, hepsinden ortak bir açıklama bekliyorum:
“Böyle bir düzenlemeye hep birlikte karşı oy vereceğiz.”
Çünkü söz konusu olan siyasi partilerin çıkarları değil, Adana’nın geleceğidir. Bu konuda Adana milletvekillerinin ortak bir irade ortaya koyabilmesi gerektiğine inanıyorum.
Elbette sorumluluk yalnızca milletvekillerinin omuzlarında değil.
Adana Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, ticaret ve sanayi odaları, borsalar, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri de bu konuda açık ve ortak bir tavır ortaya koymalıdır.
Şehrin ekonomik bütünlüğünü ve geleceğini doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir mesele karşısında sessiz kalmak kabul edilemez.
Adana’nın bütün kurumları, siyasi görüşlerini ve kurumsal farklılıklarını bir kenara bırakarak bu şehrin ortak çıkarları etrafında buluşmalıdır.
Çünkü Adana’nın kaybedecek ne zamanı ne de bir karış ekonomik coğrafyası kaldı.
Bir dönem Türkiye’nin sanayi ve tarım başkentlerinden biri olan bu kadim şehir, sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen yıllardır ekonomik göstergelerde hak ettiği yere ulaşamıyor. Sanayide, ihracatta ve yatırımlarda eski ağırlığını yeniden kazanmak için mücadele ediyor.
Böyle bir dönemde Adana’nın ekonomik coğrafyasını daha da daraltmak, şehri güçlendirmek yerine zayıflatacaktır.
Oysa yapılması gereken bunun tam tersidir.
Çukurova’yı küçük idari parçalara ayırmak yerine, bölgenin ekonomik bütünlüğünü güçlendirecek yeni bir yapılanma üzerinde düşünmeliyiz. Eğer Türkiye’nin idari haritası yeniden düzenlenecekse Adana’nın sınırları daraltılmamalı, aksine bölgenin ekonomik ve coğrafi gerçekleri doğrultusunda genişletilmesi değerlendirilmelidir.
Örneğin Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yenice ile Hatay’ın Dörtyol ilçesinin Adana’ya bağlanması neden tartışılmasın?
Yenice, Adana’nın ulaşım ve lojistik bağlantıları açısından doğal bir tamamlayıcısıdır. Dörtyol ise İskenderun Körfezi, Ceyhan ve Yumurtalık ekseninde gelişen enerji, sanayi ve liman ekonomisinin önemli halkalarından biridir.
Bu merkezlerin Adana’yla idari bütünleşmesinin sağlayabileceği fırsatlar, coğrafi ve idari koşullar da dikkate alınarak bilimsel verilerle incelenebilir.
Kısacası tartışmamız gereken, Çukurova’yı nasıl böleceğimiz değil, nasıl daha güçlü ve verimli hale getireceğimizdir.
Dünyada kentler ekonomik güçlerini artırmak için ortak metropol alanları oluşturmanın, ulaşım ağlarını birleştirmenin, sanayi ve lojistik yatırımlarını birlikte planlamanın yollarını arıyor. Biz ise aynı ekonomik havzayı yeni idari sınırlarla daha küçük parçalara ayırmayı konuşuyoruz.
Bu çelişkiyi görmek zorundayız.
Çukurova’nın ihtiyacı daha fazla makam, daha fazla bürokrasi veya yeni il tabelaları değil, bütünleşmiş bir üretim, ulaşım, tarım, sanayi ve ticaret politikasıdır.
Bir şehrin büyüklüğü yalnızca nüfusuyla ya da yüzölçümüyle ölçülmez. Çevresindeki ekonomik hayatı ne ölçüde bir araya getirebildiği, yönlendirebildiği ve ortak refaha dönüştürebildiği de önemlidir.
Adana geçmişte bu güce sahipti. Bugün de sahip olduğu üretim kültürü, girişimcilik birikimi, bereketli toprakları ve stratejik konumuyla aynı gücü yeniden kazanabilecek potansiyele sahip.
Yapılması gereken bu potansiyeli büyütmektir, parçalamak değil. Osmaniye’nin ardından bir de Kozan ve Ceyhan’ı kaybetmek, bu kadim şehrin geleceğine vurulacak ağır bir darbe olur.
Adana’yı küçülterek Çukurova’yı büyütemezsiniz. Çukurova’yı zayıflatarak da Türkiye’yi güçlendiremezsiniz.
Artık Adana’nın kayıplarını değil, kazanımlarını konuşmalıyız.
Çukurova’yı bölmeyin, gücünü birleştirin!"