Doğru tanı tedavi sürecini belirliyor
Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Aka Bolat, meme biyopsisinden elde edilen dokunun incelenmesinin kanserin türünü, derecesini ve biyolojik özelliklerini belirlemede önemli rol oynadığını söyledi. Bolat, bu sonuçların hastaya uygulanacak tedavinin planlanmasına katkı sağladığını vurguladı.
Görüntüleme yöntemleri kişiye özel seçiliyor
Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hülya Özdemir, mamografi, tomosentez, meme MR’ı ve ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinin tanı sürecinde önemli olduğunu belirtti. Özdemir, uygun yöntemin hastanın risk durumu ve klinik bulgularına göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Genetik değerlendirme riskleri belirlemeye yardımcı oluyor
Tıbbi Genetik Uzmanı Dr. Nigar Shirinova, özellikle genç yaşta tanı alan, aile öyküsü bulunan veya belirli meme kanseri türlerine sahip kişilerde genetik değerlendirmenin gündeme gelebileceğini söyledi. BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerin incelenmesinin tedavi kararlarına ve aile bireylerinin risklerinin değerlendirilmesine katkı sağlayabildiğini belirten Shirinova, kontrollerin ertelenmemesi çağrısında bulundu.
Radyoterapi hastaya göre planlanıyor
Radyasyon Onkolojisi’nden Dr. Öğr. Üyesi Burak Tilki, meme kanserinde cerrahi, ilaç tedavileri ve radyoterapinin temel tedavi yöntemleri arasında yer aldığını belirtti. Modern tekniklerle radyasyonun hedef bölgeye hassas biçimde uygulanabildiğini ifade eden Tilki, tedavinin süresi ve kapsamının hastaya göre planlandığını kaydetti.
Fiziksel ve psikolojik destek de önemli
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Pınar Doruk Analan, tedavi sürecinde görülebilen ağrı, yorgunluk, hareket kısıtlılığı ve lenfödem gibi sorunların kişiye özel rehabilitasyon programlarıyla azaltılabileceğini söyledi.
Psikolog Rozerin Oktay Şahan ise meme kanseri tanısının duygusal açıdan da zorlu bir süreç başlatabildiğini belirterek, psikolojik desteğin hastaların kaygıyla baş etmesine ve tedavi sürecine uyum sağlamasına yardımcı olduğunu ifade etti.