Memleketin kumaşı pahalı malesef...
İplik dövizden,
Dikiş enflasyondan,
Yama sabırdan…
Ramazan gelmiş.
Sofralar bereket beklerken,
Etiketler tokadı basmış durunda..
Domates 130 lira…
Biber 145…
Patlıcan ateş pahası…
Armut desen 225 lirayla dalında kalmak istiyor.
Ayva 215 liradan “beni alma” diye bağırıyor.
Karnıbahar bile 95 lirayla beyaz kefen gibi tezgâhta duruyor...
Vesaire etiketler çığlık çığlığa:
“Bu ürünü alma!”
Peki vatandaş ne alsın?
Neyi koysun iftar sofrasına?
Yarım kilo domatesle kaç kişilik umut doğranır..?
Markette gezen bir anne düşün…
Elindeki listeyi ikiye katlıyor.
Çocuğun istediği meyveyi sessizce siliyor.
Kasa sırasına gelmeden vazgeçiyor.
Bu tabloyu gazeteci abartmaz.
Gazeteci gördüğünü yazar.
Çünkü fiyat etiketleri zaten bağırıyor...
Piyasadan habersiz yapılan açıklamalar,
Havanda su dövmek gibi…
Ses var, sonuç yok.
Çıkın çarşıya!
AVM’lerin manav reyonlarına bakın!
Etiketler vicdanla yarışıyor mu..?
Yoksa vicdan çoktan raf dışı mı kalmış..?
Ramazan denetim ayıdır deriz ya…
Önce nefsi denetleriz,
Sonra piyasayı.
Ama şimdi nefis değil,
Fiyatlar azmış.
Bir kilo domates lüks olmuşsa,
Sorun yalnız manavda değildir.
Sorun, görmezden gelen bakıştadır...
Memleket kumaşı pahalı dedim ya…
Çünkü ter ucuz,
Emek ucuz,
Ama hayat pahalı.
Sofralar küçülürken,
Cümleler büyüyemez...
Şimdi söz değil,
Denetim zamanı.
Çünkü açlık,
İstatistik dinlemez.