MHP ile ilgili sağlam, ciddi bir analize ihtiyacımız var. Bu partinin Erdoğan ve AKP ile kurduğu ilişkinin dinamiklerini çözümleme görevi önümüzde duruyor. Siyasal İslamcı iktidar ile MHP arasındaki ilişki vazgeçilmez, adeta kadere dönüşmüş bir ilişki mi yoksa sürprizlere hazırlıklı olup bu ilişkinin kaçınılmaz bir sonu olacağını hesaba katmalı mıyız? Bu sürprizler hangi momentlerde ve hangi dinamiklerle ortaya çıkabilir?
Bahçeli bazan iki ileri bir geri bazan bir ileri iki geri adımlar atarak ne yapmaya çalışıyor? Yoksa MHP mevcut iktidar koalisyonun ayrılmaz bir parçası olarak kendisine verilmiş rolü mü yerine getiriyor? MHP hem Kürt tarafı ile ilişkilerinde hem de CHP hakkında verilen butlan kararı karşısında iyi polisi oynayarak muhalefeti oyalama, atalete sürükleme rolünü mü oynuyor? Okuduğumuz analizlerin büyük bölümü MHP'ye iyi polis rolünü yüklüyor. Bu rol gereği MHP iktidarın bir parçası olmasına rağmen AKP ile arasına bilinçli ayrımlar çekiyor. Yoksa aralarında esaslı ayrımlar bulunmuyor. AKP ile MHP devlet sınıfları tarafından fethedildikleri için bu sınıfların tayin ettiği sınırları aşabilirler mi yoksa artık birer siyasi parti olma vasfını yitirdikleri için bu durum imkansız mı?
Sorular çoğaltılabilir. Bu durumu değerlendirirken iki hususa dikkat çekeceğiz. İlki AKP ile MHP arasındaki ideolojik farklılıklar diğeri cari devlet konfigürasyonundaki yerleri. MHP Türk milliyetçiliğinin sözcülüğüne soyunmuş bir parti olarak Cumhuriyet ile esaslı bir sorunu olmayan, sorunları daha çok tali konulardan ibaret bir parti. Atatürk milliyetçiliği minimalist, yurtta sulh cihanda sulh ilkesine bağlı, Osmanlı geçmişi ile sorunlu, oldukça laik ve seküler iken MHP'de temsilini bulan Türk milliyetçiliği daha irredentist yani Turancı, Türkün cihan hakimiyeti mefküresine düşkün, İslami dozu daha yüksek bir laiklik anlayışına sahiptir. MHP Mustafa Kemal'in sol tarafından içerilmesine karşı olmakla birlikte ondan büsbütün vazgeçmeyi de düşünmez. Paşayı Türklüğün iftihar vesilelerinden biri sayar. MHP aslında muhafazakar bir Atatürkçülüğe razıdır. Sağ Kemalistlerle arasındaki mesafe uzak değildir.
MHP Cumhuriyetin kuruluşunu bir yenilgi olarak görmez. Aşırı Batıcılığından, modernite tutkusundan rahatsız olmakla birlikte tarihi geriye sardırma yanlısı değildir. Cumhuriyetin kurucu partisi olarak CHP içine solun toplanmasından hoşnutsuz olsa da ipler bunların eline geçmediği müddetçe sorun yoktur. MHP CHP'nin solculaşmasından, halkçılaşmasından, düzen siyasetinin sınırlarını zorlamasından rahatsız olur. Kısaca MHP ideolojik düzeyde Cumhuriyeti yıkmayı, yerine bir önceki düzeni getirmeyi, Hilafet ve Saltanatı ihya etmeyi, sembol ve simgelerini değiştirmeyi düşünmez. Bu düzeylerde bir MHP'li sağ Kemalist, muhafazakar Atatürkçü biri ile siyasal islamcı biri ile anlaştığından daha iyi anlaşır.
Eğer ideolojik koordinatlar böyle ise MHP'nin AKP ve CHP ile kurduğu ilişki de özgül olan husus nedir? Bu iki parti arasındaki ilişki de MHP kendine nasıl bir yer tayin ediyor, kendini nereye konumlandırıyor? Gücünü devletten alan bir parti olarak MHP devlet için vazgeçilmez olmayı, devletin sürekli kendisine ihtiyaç duyacağı bir siyasi vasatı ister. 12 Eylül geldiğinde Türkeş fikirlerinin iktidarda kendilerinin cezaevinde olduğunu söylemişti. Bugünde MHP çoğunlukçu seçim sisteminin devam etmesini, AKP'nin seçim kazanabilmek ve devleti yönetebilmek için kendine mecbur kalmasını ister. O nedenle CHP'nin büsbütün tasfiyesi MHP'nin işine gelmez. Çünkü CHP iktidar oyunun büsbütün dışına itildiğinde, ülke açık bir faşizme geçiş yaptığında MHP'ye de gereksinim kalmayacak ve bu parti de benzer operasyonlarla başbaşa kalacaktır.
Naziler iktidara geldikten sonra parlamentoyu kundaklayarak suçu komünistletin üzerine atmış ve sosyal demokratlarda dahil herkesi ya sindirmiş ya da tutuklamıştı. Nazi partisinde anti kapitalist tepkiselliği dile getiren hizipte uzun bıçaklar gecesi ile yok edilmişti. Tarih bize mutlakçı iktidarların iktidarı kimseyle paylaşmaya yanaşmayacağını ve en nihayetinde birlikte yol yürüdüklerini de yok ettiğini gösteriyor. MHP'nin verdiği tepkileri, ileri geri adımlarını böyle okumak gerektiği düşüncesindeyim.