Sevgi

Remzi Yıldırım

Sevgi para ile satın alınmaz…
Para ile satılmaz…
Sevgi sadece yaşanır.
Ve yaşandığı yerde bereket olur.

Şubat ayının ayazı Çukurova’nın sabahına ince bir buğu bırakmıştı. Takvimler 14 Şubat’ı gösteriyordu. Vitrinler kırmızıya boyanmış, çiçekçiler gülleri sıraya dizmişti. Her köşe başında bir kampanya, her ekranda bir indirim… 

Sevgi etiketlenmişti sanki. Fiyatı vardı. Taksite bölünmüştü.
Ama gerçek sevginin taksiti olmazdı.
Ali Usta, yıllardır aynı sokakta ayakkabı tamirciliği yapardı. Dükkânının kapısında ne kalpli balonlar vardı ne de süslü afişler. Tahta bir tabure, bir semaver, bir de duvarda asılı solgun bir fotoğraf…

Fotoğraftaki kadın, eşi Zeynep’ti. Yirmi beş yıl önce çekilmişti o kare. Zeynep gülüyordu. Ali Usta o gülüşe ömrünü vermişti.

Bir gün bir müşteri sormuştu:

“Usta, sen hiç sevgililer gününde hediye almadın mı eşine?”

Ali Usta gülümsemişti:

“Evladım,” 

demişti, “ben her sabah işe giderken ona selam verdim. Akşam yorgun gelince yüzüne baktım. O hastalandığında başucunda bekledim. O üşüdüğünde sobaya bir odun daha attım. Sevgi hediyeye sığar mı?”

Zeynep yıllar önce Hakk’a yürümüştü. Ama Ali Usta hâlâ sabah dükkânı açarken önce o fotoğrafa bakar, 

“Günaydın Zeynep” 

derdi. İşte sevgi buydu… Varlıkta da yoklukta da eksilmeyen.
O gün dükkâna üniversiteli bir genç girdi. Elinde pahalı bir saat kutusu vardı. Kararsızdı.

“Usta,” dedi, “bunu aldım ama içime sinmedi. Daha pahalı bir şey mi almalıyım? Sevgilim kırılmasın.”

Ali Usta çivisini bıraktı. Gencin gözlerine baktı.

“Sen onun gözlerine en son ne zaman uzun uzun baktın evladım?” dedi.

Genç sustu.
“Onu dinledin mi? Üzüldüğünde yanında oldun mu? Yoksa sadece pahalı hediyelerle vicdan mı susturuyorsun?”

Genç o an anladı. Sevgi, kredi kartının limitiyle ölçülmezdi. Sevgi; fedakârlıktı, emekti, sabırdı. Birlikte susabilmekti. Aynı göğe bakıp aynı duayı edebilmekti.
Saat kutusunu kapattı.

“Ben bugün ona zamanımı hediye edeceğim usta,” dedi.

Ali Usta başını salladı.

“En pahalı hediyedir o,” dedi.

Sevgi, bir annenin çocuğuna gece yarısı örttüğü battaniyedir.

Sevgi, bir babanın yorgun omuzlarında taşıdığı umuttur.

Sevgi, bir şehrin zor günlerinde kenetlenmesidir.

Sevgi, ekmeği ikiye bölüp yarısını vermektir.

Sevgi, affedebilmektir.
Sevgi gösterişi sevmez. Gürültüden hoşlanmaz.
O sessiz büyür. Derinden kök salar.

Ve en çok da zor zamanda kendini belli eder.

Bugün 14 Şubat…
Kimileri için çiçek, kimileri için çikolata günü.
Ama hakikatte bugün, sevginin hatırlanma günü.
Oysa sevgi bir güne sığmaz.
Sevgi, her gün omuz omuza yürüyebilmektir.
Sevgi, kırıldığında onarabilmektir.
Sevgi, “ben” demekten vazgeçip “biz” olabilmektir.
Para tükenir.
Güzellik solar.
Gençlik geçer.
Ama sevgi…
Gerçek sevgi zamana meydan okur.

Sevgi satın alınsaydı, en zenginler en mutlu olurdu.

Oysa en mutlu olanlar, birbirine yürekten tutunanlardır.
Bugün bir hediye alacaksan;
Gözlerinin içiyle bakmayı al.

Sabretmeyi al.

Affetmeyi al.

Sadakati al.

Çünkü sevgi para ile satın alınmaz…
Para ile satılmaz…
Sevgi sadece yaşanır.

Ve yaşandığında insanı insan eder.
Sevgi Paylaşmaktır. Sevgiyle kalın.