Sinaps kurucularından dikkat çeken mesajlar: Sigaradan yapay zekâya sağlıklı yaşam uyarıları

Adana’da faaliyet gösteren Sinaps’ın kurucuları Dr. Çetin Reha Yurdaer ve Uzman Psikolog Filiz İzbal; sigara bağımlılığından dijital çağın etkilerine, nefes çalışmalarından yapay zekâya kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Adana’da faaliyet gösteren Sinaps’ın kurucuları Dr. Çetin Reha Yurdaer ve Uzman Psikolog Filiz İzbal; sigara bağımlılığı, nefes çalışmaları, dijital çağın insan üzerindeki etkileri, sağlıklı toplum ve yapay zekâ üzerine değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, sağlıklı yaşamın yalnızca fiziksel hastalıklardan uzak kalmakla değil, zihinsel ve sosyal iyilik haliyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Sigara toplumsal yaşamda normalleştirildi”

Türkiye’de sigara kullanımının yüksek olmasının nedenlerini değerlendiren Dr. Çetin Reha Yurdaer, bağımlılığın yalnızca nikotinle açıklanamayacağını söyledi.

Stres, yalnızlık, kaygı, sosyal çevre ve duygusal ihtiyaçların da sigara bağımlılığını beslediğini belirten Yurdaer, “Türkiye’de sigara kullanımının yüksek olmasının önemli nedenlerinden biri, sigaranın toplumsal yaşamda normalleştirilmiş olmasıdır” dedi.

2023 Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması verilerine göre 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 34,8’inin tütün ürünü kullandığını belirten Yurdaer, bağımlılıkla mücadelede beden, zihin ve yaşam biçiminin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Sigarayı bırakmak irade sınavına indirgenmemeli”

Sigara bağımlılığıyla mücadelede profesyonel desteğin önemine dikkat çeken Yurdaer, “Sigarayı bırakmak irade sınavına indirgenmemelidir. Profesyonel destekle başarı şansı artırılabilir” ifadelerini kullandı.

Yurdaer, kişinin sigarayı bırakırken yalnızca bir maddeden vazgeçmemesi, bunun yerine daha sağlıklı bir yaşam biçimi kazanması gerektiğini vurguladı.

Filiz İzbal: “Nefes terapisi mucizevi bir yöntem değildir”

Uzman Psikolog Filiz İzbal ise nefes çalışmalarının stres ve duygu yönetiminde destekleyici olabileceğini söyledi.

Yavaş ve kontrollü nefes egzersizlerinin kişinin sakinleşmesine yardımcı olabileceğini belirten İzbal, nefes çalışmalarının bilimsel tıbbın alternatifi olmadığının altını çizdi.

İzbal, “Nefes çalışması, tek başına bütün psikolojik veya fiziksel sorunları çözen mucizevi bir yöntem değildir. Bilimsel tıbbın yerine geçmez; gerektiğinde onunla birlikte kullanılabilecek destekleyici bir uygulamadır” dedi.

“Dikkatimizi geri kazanmak, yaşamımızı geri kazanmaktır”

Dijital çağın insanın dikkat süresi üzerindeki etkilerine de değinen Dr. Yurdaer, sürekli bildirimler, sosyal medya ve kısa süreli dijital içeriklerin uzun süreli dikkat ve derin düşünme alışkanlıklarını etkileyebileceğini söyledi.

Çocuk ve gençlere yalnızca telefonlarını bırakmalarını söylemenin yeterli olmadığını belirten Yurdaer, “Kitap okumak, spor yapmak, doğada zaman geçirmek, müzikle ilgilenmek, bir şey üretmek ve yüz yüze iletişim kurmak yeniden hayatımızın parçası olmalı. Dikkatimizi nereye verirsek yaşamımız da orada şekillenir. Dikkatimizi geri kazanmak, aslında yaşamımızı geri kazanmaktır” ifadelerini kullandı.

“Teknoloji hayatın tamamı haline gelmemeli”

Filiz İzbal da özellikle gençlerin teknolojiyle ilişkisine dikkat çekerek dijital dünyanın tamamen reddedilmesi yerine dengeli kullanımın önemini vurguladı.

İzbal, “Ben gençlere teknolojiden uzaklaşın demiyorum. Teknolojiyi hayatınızın tamamı haline getirmeyin diyorum” dedi.

Sağlıklı mutluluğun yalnızca anlık hazlardan oluşmadığını belirten İzbal; anlam, aidiyet, üretkenlik ve gerçek yaşam deneyimlerinin de insanın psikolojik sağlığı açısından önemli olduğunu ifade etti.

“Sağlıklı toplum yalnızca hastane inşa ederek kurulmaz”

Sağlıklı toplumun temelinde sağlıklı bireyin bulunduğunu söyleyen Yurdaer, bunun yalnızca fiziksel hastalığı olmayan insan anlamına gelmediğini belirtti.

Sağlıklı birey, aile, eğitim, şehir ve toplum olmak üzere beş temel alana yatırım yapılması gerektiğini ifade eden Yurdaer, “Sağlıklı toplum, yalnızca hastaneler inşa ederek kurulmaz. İnsanların sağlıklı yaşayabileceği ortamları oluşturarak kurulur” dedi.

“Yapay zekâ bizim yerimize düşünmemeli”

Röportajda yapay zekânın eğitim üzerindeki etkilerini de değerlendiren Filiz İzbal, yapay zekâyı doğru kullanıldığında insan kapasitesini artırabilecek güçlü bir araç olarak gördüğünü söyledi.

Ancak düşünme sorumluluğunun tamamen teknolojiye devredilmesinin risk oluşturduğunu vurgulayan İzbal, öğrencilerin yapay zekâdan hazır cevap almak yerine onu düşünmelerini geliştiren bir yardımcı olarak kullanması gerektiğini ifade etti.

İzbal, “Teknoloji bizim yerimize düşünmemeli; daha iyi düşünmemize yardımcı olmalı. Geleceğin güçlü insanı, yapay zekâyı kullanan değil, onu akıl ve vicdanla yönetebilen insan olacaktır” dedi.

GÜNDEM Haberleri

Filiz Kepme, COP31 kapsamında üniversiteli gençlerle buluşmaya devam ediyor
Zeki Kıvanç: “Adana ihracatta Türkiye ortalamasının üzerinde büyüdü”
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin finali Adana’da yapılacak
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeline yangın eğitimi
İŞKAD, kadın girişimcilerin başarılarını ödüllendirdi