Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal’in Kocatepe’deki karargâhıdır.
Kurtuluşun şafağı bu karargâhta söktü.
Bir yıkıntının küllerinden yeni ve aydınlık bir ülke inşa etmenin ülküsü bu karargâhta doğdu.
Bu nasıl oldu derseniz? 19 Mayıs sabahına sorun...
Bu yurdun dağları, ovaları ve ırmaklarından esen bağımsızlık rüzgarına bu karargâhta yön verildi.
İşte bu nedenle bu karargâh, halkın yüreğinde daima saygın olarak kaldı.
Bu karargâhı neredeyse, siyasetin dokunulmaz değeri olarak herkesin kalbinde yer etti.
Kurtuluşun şafağı sökerken bile bu ülkenin Kuvayi Milliye karargâhına saldırı gerçekleşmedi.
Cumhuriyet Halk Partisine analık eden, emziren ve onu büyüten Kuvayi Milliye’nin tabelasına bir tek taş atılmadı… Binasına saldırmaya kimse cüret etmedi.
Tek partili dönem yaşandı… Şüphesiz ki muhalefet edenler oldu…
O muhalefet döneminde bile CHP’nin merkezine bir fiske vurulmadı.
Çok partili dönem, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, varlık ve yokluk dönemleri…
Gözyaşı ve sevinç zamanları…
Dünyanın yıkılıp yeniden inşa edildiği zamanlar… Emperyalist eşkıyaların emriyle CHP kapatıldı.
Sonra yeniden açıldı.
Süngülerin gölgesinde bile kapısına saygıyla kilit vuruldu ve aynı saygıyla geri açıldı…
Siyasetin neredeyse ortak kutsalı sayılan ve hürriyetlere analık yapan bu kapıya saygısızlık edilmedi.
Tarihimizin en acı karşı devriminde bile CHP binalarından bir tuğla sökülmedi.
Ta ki bir eski bir genel başkanın, karşıt kuvvetlerle birleşmesine kadar…
Sn. Kılıçdaroğlu!
Cumhuriyet Tarihi’nin en karanlık karşı devriminde bile dokunulmayan ve saygı duyulan CHP binasına saldırının başında siz vardınız…
Bu ayıpla tarihe geçeceksin!
14 yıla yakın yönettiğiniz,hiç bir seçimi kazanamadan; partiye ancak ve ancak polis gücü ile girebilecek noktaya gelmişseniz, bundan utanması gereken sadece ama sadece sizsiniz!
Bir devlet kurmanın, geleceğe güvenle bakan bir halk inşa etmenin, savaş yıkıntılarının dumanını, fabrika bacasından tüten dumana dönüştürmenin,
İnsanı siyasetin ve değerlerin merkezine koymanın karargâhı olan bu mekana; polis saldırısıyla,biber gazıyla, plastik mermilerle, kapılar kırılarak,demirler kesilerek girildi!
Kendi karargâhı, kendi makamını kolluk kuvvetlerine saldırtan bir genel başkan olarak tarihe geçeceksiniz…
Erzurum Kongresinin yapıldığı binayı bile Osmanlı Zaptiye Kuvvetleri basmadı. Ama siz Cumhuriyet döneminde böyle bir rezaleti başardınız.
Bu saldırı asla o saygın karargâha bir leke bırakmayacaktır…
Bu saldırı, halkın gönlünde size karşı var olan “CHP Genel Başkanlığı” saygısını yerle bir etmiştir…
Adınız saygınlar listesinden silinip, karşı devrimciler listesine yazılacaktır…
Adınız, birleştiriciler listesinden alelacele karalanıp, ayrıştırıcılar listesine kırmızı harflerle yazılacaktır.
Belki fotoğrafınız CHP Genel merkezine yeniden asılacaktır, ama şahsiyetiniz sonsuza kadar yerlerde sürünecektir….
Sn.Kılıçdaroğlu!
Atatürk’ün kurduğu partinin koltuğunda 14 yıla yakın hiç bir seçim kazanmadan oturdunuz; bu yılların sonunda ne yazık ki, Atatürk düşmanları ile kol kola geldiniz…
Aslında bunun ilk işaretini, referandumda mühürsüz oyların geçerli sayılmasına; hiç bir tepki göstermeyerek, bu ucube sisteme ortak oldunuz.
Dokunmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifine ‘Anayasa’ya aykırı’ olmasına rağmen ‘Evet’ diyeceğiz…
Hanenize yazılabilecek tek bir başarınız yok…
Şimdi üzülerek görüyoruz ki;ASIRLIK ÇINAR CHP’yi AKP’nin aparatı haline getirmeye çalışıyorsunuz.
Bunu asla kabul edemeyiz!
Atatürk ‘ün koltuğunda artık oturamazsınız!
O’nun kemiklerini sızlatmayacağız…