TÜFEK İCAT OLDU…

Yaşar Erkmen

Bilgi ve beceri konusunda çok sancılı bir süreç içindeyiz. Bundan yüzlerce yıl önce Köroğlu, “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.” demişti. Günümüzde de yapay zekâ konusunda toplum olarak benzer bir durumu yaşıyoruz.

Küçüksaat.com’daki köşeme haftada bir yazı göndermeye çalışıyorum ama çoğu zaman bu süreye sadık kalamıyorum. Çünkü her hafta insanların ilgisini çekecek bir konuyu, güzel ve akıcı bir biçimde yazmak kolay olmuyor. Eli ayağı düzgün, gündeme uygun bir yazı yazmak için bazen saatlerce, bazen de günlerce uğraşmak gerekiyor. Kimileri de her gün bir ya da birkaç gazeteye, gündemle ilgili hem de farklı yazılar gönderebiliyor. 

Bu kişiler, sanırım yazmak istediği konuyu belirliyor ve bir tuşa basıyor, yazı anında ekrana yansıyor. Hem de yazım ve noktalama konusunda neredeyse kusursuz bir metin ortaya çıkıyor. Fakat aynı kişilerin sosyal medyadaki kısacık yorumları, her ne hikmetse çok sayıda yazım ve noktalama yanlışı barındırıyor. Bu durumda Ahmet Kaya’nın şarkısında dile getirdiği gibi, “Bu ne yaman çelişki anne!..” demeden geçemiyorum.

“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu." sözü, teknolojinin ve uzak mesafeli kural tanımaz araçların gelişmesiyle birlikte insan ilişkilerindeki dürüstlük, cesaret ve adalet kurallarının zarar gördüğünü anlatan özlü bir sözdür. Ünlü halk ozanı ve “eşkıya” Köroğlu'na atfedilir. Onuncu yüzyılda barutun bulunması ve daha sonra da tüfeğin, yani ateşli silahların icat edilmesiyle artık bilek gücünün, cesaretin, maharetin, yiğitliğin esamesi okunmaz olmuştur. Bunun üzerine yiğitliğiyle ve ozanlığıyla ün salmış Köroğlu, şu dizeleri söylemiştir:

Düşman geldi tabur tabur dizildi 
Alnımıza kara yazı yazıldı. 
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu 
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Çağımız, aynı zamanda Bilgi Çağı, Bilişim Çağı, İletişim Çağı olarak da adlandırılıyor. Teknoloji sayesinde her türlü bilgiye çok kısa zamanda ulaşmak mümkün oluyor. Çok değil, günümüzden yirmi otuz yıl önce kitaplıklarımızın baş köşesinde cilt cilt ansiklopediler yer alırdı. Bir konuyla ilgili bir bilgiye ulaşmak için saatlerce uğraşırdık. Aradığımız bilgiyi bulup yazıya geçirmemiz çok zamanımızı alırdı. Ansiklopedik bilgiler doğrulanmış, geçerli bilgilerdi. Doğruluğundan kuşkuya düşülmezdi.

Her şey doğallığını yitiriyor ve yapaylaşıyor. İnsan zekâsı da öyle… Şiir, öykü, roman yazmak için günlerce doğum sancısı çekmeye gerek kalmıyor artık. Yapay zekâya siparişini ver, anında kapına, pardon ekranına gelsin. Ama her yazıdaki üslup birbirinin kopyası gibiymiş, aynı destansı anlatım, aynı şiirsel cümlelermiş… Kimin umurunda?

Ne diyelim? Eh, o kadar kusur kadı kızında da olur, deyip geçelim mi? 
Yazıyı noktalarken Köroğlu’na da bir göndermede bulunalım: 
Yapay zekâ çıktı, yalnızca mertlik bozulmadı; bilginin, emeğin, yaratıcılığın pabucu da dama atıldı!