ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE ARACISIZ

Vedat Kahyalar

Sebze ve Meyve Fiyatlarını Böyle Düşürebiliriz

Yaş meyve ve sebze fiyatları neden bir türlü düşmüyor?

Bu sorunun cevabını yıllardır farklı yerlerde arıyoruz.

Hal düzenlemeleri yapıldı, olmadı.

Gıda Komitesi kuruldu, beklenen sonuç alınamadı.

Tanzim satış noktaları açıldı, kalıcı bir çözüm oluşturmadı.

Tarım Kredi devreye sokuldu.

Marketler, haller ve depolar denetlendi.

Fahiş fiyat cezaları kesildi.

İthalat ve ihracatla ilgili çeşitli tedbirler uygulandı.

Ama vatandaş hâlâ pazara ve markete gittiğinde aynı soruyla karşılaşıyor:

"Üreticide bu kadar ucuz olan ürün, tüketiciye gelince neden bu kadar pahalı?"

Bence artık başka bir yöntem üzerinde ciddi biçimde düşünmenin zamanı geldi.

ÜRETİCİYİ TÜKETİCİYLE BULUŞTURALIM

Çözümün önemli bir ayağı çok basit:

Üreticinin ürününü doğrudan tüketiciye satabileceği modern üretici pazarlarını yaygınlaştıralım.

Üstelik bunu yalnızca birkaç yerde göstermelik olarak değil, Türkiye'nin bütün büyük şehirlerinde sistemli bir şekilde yapalım.

Belediyeler, kentin önemli ve ulaşılabilir noktalarında ["Üreticiden Tüketiciye Pazarları"] kursun.

Çiftçi tarlasından getirdiği domatesi, biberi, patlıcanı, portakalı, elmayı doğrudan burada satsın.

Araya mümkün olduğunca az aktör girsin.

Belediye de üreticiye;

* satış standı,

* raf,

* terazi,

* soğuk muhafaza imkânı,

* temizlik ve hijyen altyapısı,

* güvenlik,

* personel,

* dijital fiyat ve ürün takip sistemi

gibi hizmetleri sağlayabilsin.

Üretici yalnızca ürününü getirsin ve satsın.

BELEDİYE NEDEN DESTEKLEMESİN?

Burada çok önemli bir noktaya geliyoruz.

Belediyelerin görevi yalnızca yol yapmak, park yapmak, asfalt dökmek değildir.

Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak da belediyeciliğin önemli bir parçasıdır.

Bugün bir belediye, üreticinin tüketiciye doğrudan ulaşabilmesi için uygun bir alan oluşturabilir.

Üreticiye satış yeri tahsis edebilir.

Tartı ve altyapıyı sağlayabilir.

Hijyen ve denetimi yapabilir.

Fiyatların şeffaf biçimde ilan edilmesini sağlayabilir.

Hatta küçük üreticilerin lojistik maliyetlerini azaltacak ortak taşıma sistemleri kurabilir.

Böylece belediye "ürünü kendisi satın almak zorunda kalmadan" üretici ile tüketici arasındaki bağı güçlendirebilir.

Bu modelin önemli tarafı da burada.

Belediye market işletmeciliğine soyunmayacak.

Çiftçilik yapmayacak.

Ticaret yapmayacak.

●●Pazarın altyapısını kuracak ve adil işlemesini sağlayacak.

Zaten mevcut düzenlemelerde üretici pazarları, üreticilerin kendi ürettikleri sebze ve meyveleri doğrudan tüketiciye satabildiği pazarlar olarak tanımlanıyor; belediyelere de pazarların işletilmesi, altyapının oluşturulması ve denetim gibi görevler veriliyor. ([Resmi Gazete][1])

Yani önerdiğimiz şey bütünüyle yeni ve bilinmeyen bir model değil.

*Var olan imkânı büyütmek, modernleştirmek ve gerçek anlamda çalıştırmak.*

ASIL MESELE "ARACI" DEĞİL, ARACILIK ZİNCİRİNİN UZUNLUĞUDUR

Burada bir yanlış anlaşılmayı da önlemek gerekir.

Her aracı kötüdür demiyorum.

Ürünün toplanması, taşınması, depolanması, sınıflandırılması, paketlenmesi ve dağıtılması için ticaret zincirinin farklı aktörlerine ihtiyaç olabilir.

Sorun; üretici ile tüketici arasındaki zincirin gereğinden fazla uzaması, maliyetlerin şeffaf olmaması ve fiyat oluşumunun yeterince izlenememesidir.

Tarlada 10 liraya satılan ürünün tüketicinin önüne gelince neden 30-40 liraya çıktığını vatandaş anlayabilmelidir.

Hangi aşamada ne kadar maliyet oluşuyor?

Nakliye ne kadar?

Depolama ne kadar?

Fire ne kadar?

Komisyon ne kadar?

Perakendecinin maliyeti ve marjı ne kadar?

Bunlar şeffaf biçimde görülebilmelidir.

Çünkü; fiyatın nerede ve neden yükseldiğini bilmeden yalnızca "fiyatı düşürün" demek yeterli değildir.

"ÜRETİCİ PAZARI" SADECE PAZAR DEĞİL, FİYAT DENGELEME MEKANİZMASI OLABİLİR

Diyelim ki bir şehirde 20 farklı noktada üretici pazarı kuruldu.

Adana'nın Karataş'ından gelen çiftçi domatesini doğrudan Adana'daki tüketiciye satıyor.

Yüreğir'den gelen üretici biberini getiriyor.

Ceyhan'dan gelen üretici narenciyesini satıyor.

Osmaniye'den, Mersin'den, Hatay'dan gelen üreticiler de aynı sistemden yararlanıyor.

Tüketici de alternatif bir alışveriş kanalı kazanıyor.

İşte burada çok önemli bir ekonomik mekanizma ortaya çıkıyor:

Rekabet.!

Vatandaş sadece markete mahkûm kalmıyor.

Sadece geleneksel semt pazarına mahkûm kalmıyor.

Doğrudan üreticiden alma imkânına da sahip oluyor.

Bu kanalın büyümesi, diğer satış kanallarının da fiyatlarını aşağı yönlü baskılayabilir.