Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, anne sütünün hem bebek hem de anne sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Anne sütünün tarih boyunca “yaşam sıvısı” olarak görüldüğünü ifade eden Turgut, Antik Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde de anne sütünün önemine ilişkin kayıtlar bulunduğunu söyledi. Bebeğin anne sütü alamadığı dönemlerde süt annelik uygulamasının devreye girdiğini hatırlatan Turgut, bu geleneğin Osmanlı döneminde de sürdüğünü ve İslam kaynaklarında emzirmenin önemine dikkat çekildiğini belirtti.
“Anne sütü ilk 6 ay tek başına yeterli”
Anne sütünün bebeğin ilk 6 ayında tek başına yeterli olduğunu vurgulayan Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, anne sütünde bulunan immünoglobulinlerin bebeğin bağırsak florasını ve mukozasını desteklediğini söyledi.
Turgut, “Anne sütünde bulunan immünoglobulinler bebeğin bağırsak florasını ve mukozasını destekleyen benzersiz bir bağışıklık sistemi oluşturur. Böylece bebeği enfeksiyonlara karşı korur ve zeka gelişimini de destekler. Ne eksik ne de fazla bir besin kaynağı olduğu için obezite gibi olumsuz sonuçlara da yol açmaz. Mümkün olduğu takdirde ilk altı ay yalnızca anne sütüyle geçirilmesi gerekir” dedi.
“Emzirme anne sağlığına da katkı sağlıyor”
Emzirmenin yalnızca bebek için değil, anne sağlığı için de önemli faydalar sunduğunu belirten Turgut, doğum sonrası toparlanma sürecinde emzirmenin destekleyici rol oynadığını ifade etti.
Turgut, “Kısa vadede doğum sonrası toparlanmayı hızlandırır, rahim kasılmalarını destekleyerek kanama riskini azaltır ve annenin eski kilosuna dönmesini kolaylaştırır. Uzun vadede ise özellikle 30 yaş altında emziren kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskini azaltmaktadır. Emzirme aynı zamanda ekonomik, kolay ulaşılabilir, steril ve her bebeğe özgü salgılanan paha biçilmez bir beslenme yöntemidir” diye konuştu.
“Pozitif destek emzirme sürecini güçlendirir”
Emzirme döneminde en sık karşılaşılan sorunların doğru teknik bilgisinin eksikliğinden kaynaklandığını belirten Turgut, Sağlık Bakanlığı tarafından gebe okullarında özellikle gebeliğin son 3 ayında emzirme eğitimleri verildiğini hatırlattı.
Yeni doğum yapan annelerin çevresel baskılardan olumsuz etkilenebildiğini söyleyen Turgut, “Çevresel faktörler de emzirme sürecinde belirleyici olabiliyor. Yeni doğum yapan annelerin ‘sütün yetiyor mu, bebek aç mı kalıyor’ gibi sorularla karşılaşması anksiyeteye yol açabiliyor. Anneye, sütünün çocuğuna yeteceğini ve emzirmeye devam ettikçe artacağını söyleyen pozitif söylemlerle destek olunmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Anneler kendilerine güvenmeli”
Tıbbi bir engel bulunmadığı sürece her annenin bebeğini emzirebileceğini belirten Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, en az 6 ay, mümkünse 2 yıl ve üzerinde emzirmenin hedeflenmesi gerektiğini söyledi.
Turgut, “Anneler kendilerine güvenmeli. Emzirmeyi engelleyecek herhangi bir tıbbi sorun yoksa, anne sütünün bebekleri için benzersiz ve vazgeçilmez bir besin olduğunu bilerek, çevrelerinin de desteğiyle emzirmeye devam etmelidir. Emzirme sürecinde güçlük yaşayan anneler yalnız değildir, doğru emzirme teknikleri konusunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak ebe ve sağlık personelinden destek alabilirler” dedi.