Yeni Parti'nin Yolu (2)

Hacı Hüseyin Kılınç

Yeni Parti ile ilgili ilk yazımızda partinin basiret ve feraset ile ihtiyat ve atılganlığa aynı anda sahip olması gerektiğinden bahsetmiş, fakat neyi kastettiğimiz üzerinde durmayıp yazıyı noktalamıştık. Basiret olayların içyüzünü anlamak, faka basıp boşa düşmemek kısaca uyanıklık anlamına gelir. Feraset ise basiretin doğal sonucu gibi görünsede öyle değildir. Feraset daha çok olaylar karşısındaki sezgisel uyanıklığı ifade eder. Feraset sahibi karmaşık olayları sezgileriyle çok çabuk algılar ve ona göre davranır. İhtiyat temkinli olmayı, olayları enine boyuna kavramayı ve şuursuz bir hareketten kaçınmayı gerektirir. Şuursuz davrananlar çoğu kez duygularıyla davranırlar ve çok kolayca başkalarının kurduğu oyuna gelirler. Atılganlık ise hedefe doğru ilerleme kararlılığına sahip olmak demektir. Fazla ihtiyat nasıl atalete sürüklerse fazla atılganlık da gereksiz çıkışlara neden olur ve akamete uğratır.

Yeni Parti bu özelliklere sahip olursa hem iktidardan gelen saldırılara karşı direnç kazanır hem de kendi zayıflıklarının üstesinden gelebilir. Biz bu yazıda Yeni Parti'nin kendi zayıflıkları üzerinde duracağız. İlk zaaf alanı Yeni Parti'nin doğal sosyolojisinden kaynaklanıyor. Yeni Parti iktidarı değiştirme umudunun artık Kılıçdaroğlu CHP'si ile mümkün olmadığına kanaat getiren ulusalcı seçmen sosyolojisinin tazyikiyle kuruldu. Fakat bu seçmen iktidarın nasıl değiştirileceği konusunda net bir vizyona sahip değil. İktidarın bilinçli ve kasıtlı olarak yarattığı siyasal kutuplaşmanın da çok farkında değil. Cumhuriyet değerlerine tek başına sahip çıkmanın iktidarı değiştirmeye yetmediğini göremiyor. Kısacası iktidar olmanın gerektirdiği esneklikten yoksun. Bu seçmenin kendine en yakın hissetiği seçmen kümeleri yeni kurulan sağ milliyetçi partilerin seçmenleri. Ortak özellikleri Cumhuriyete bağlılık ve seküler olmak.

Bugün Yeni Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Partisi ve CHP seçmenlerinin ortak paydasını iktidar karşıtlığı ile milliyetçi veya ulusalcı seküler duruş oluşturuyor. Siyasal kutuplaşmanın etkisi ile bu çevreler DEM Partisini ve seçmenini bölücülüğün odağı ve siyasal iktidarın işbirlikçisi olarak görürken Erdoğan karizmasının etkisindeki seçmeni ise bilinçsiz ve faydacı kabul ediyor. Yeni Parti eğer kapsayıcı olacak ve iktidarı değiştirecek ise bu tuzağa düşmemelidir. Kendi tabanından ve radikal sağ milliyetçi partilerden gelecek tazyikler, eleştiriler karşısında sıkı durmayı becerebilmelidir. Kendisini kısırlaştıracak ve iktidar hedefinden uzaklaştıracak tuzaklardan kaçınmalıdır. Çünkü bu partiler, ancak Yeni Parti başarısız olduğunda, gerekli basiret ve feraseti gösteremediğinde büyüyebilir, oy artışı sağlayabilirler.

Ancak Yeni Parti'nin kendini bu çevrelerle sınırlaması ve bu taraftan gelecek eleştirileri karşılamakta göstereceği her zaaf partiyi kapsayıcılıktan uzaklaştırdığı gibi partiyi iktidar olmanın gerektirdiği stratejik düşünüş ve vizyondan da alıkoyacaktır. İktidarın Yeni Parti karşısında baskı ile ve baskıları arttırarak sonuç alabilmesi mümkün değil. İmamoğlu'nun tutuklanması, belediyelere yönelik operasyonlar ve butlan kararı iktidarın istediği sonuçları vermedi. Yeni Parti'yi baskılayarak engellemeye dayalı politikalarda sonuç vermeyecek. Bizatihi partinin büyümesine ve gelişmesine yarayacak. Ancak Yeni Parti'nin seçmen sosyolojisini yönetme konusunda yaşayacağı zaafiyetler asıl problemi olacaktır. Yeni Parti iktidar olmak ve ülkeyi yönetmek için kuruldu. Yeni Parti muhalefetin en büyük öbeği olarak kalmayı ve sadece iktidarın yanlışlarını söylemek için de kurulmadı.

Bu anlamda Yeni Parti kendisini milliyetçi seküler seçmen sosyolojisi ile sınırlayamayacağı gibi bu sosyolojinin kendiliğindenci eğilimlerine de teslim olamaz. Yeni Parti altı okun güncel yorumlarını sosyal demokrasiye eklemleyen bir hatta yerleşti. İdeolojik olarak amorf kalmaya niyetli veya ideolojisiz bir siyasete hevesli değil. Kılıçdaroğlu'nun CHP'si gibi sağ, muhafazakar ve milliyetçi seçmeni kazanmak için kimliksizleşemez, ideolojisini yok sayamaz. Yeni Parti'nin sadece ana hatları proğramına girmiş duruşu kapsayıcılık için yeterlidir. Ancak bu kapsayıcılığın bir iktidar iddiası ile bütünleştirilmesi gereklidir. Parti ne kendi sosyolojisinin ne de iktidardan bıkmış ve usanmış seçmenlerin kendiliğindenci eğilimlerine teslim olarak iktidara gelemez.

Yeni Parti seçmenin bıkkınlığını, artık gitsinler feryadını mutlaka gelsin bunlar yönetsine dönüştürmelidir. Eğer her seçimde yaşanılan tekrar yaşanmak istenmiyorsa, iktidarın çekim alanından uzaklaşmış seçmenin yeniden iktidara çapalanması düşünülmüyorsa, mutlaka bu duygu yaygınlaştırılmalı ve partinin iktidara geldiğinde daha iyi yöneteceği umudu seçmene aşılanmalıdır. Yoksa muhalefet etrafında birikmiş seçmen seçim saati yaklaştığında yeniden eski yerine dönecektir. Ve yapılan her türlü araştırma seçimi asıl bu seçmen grubunun ikna edilmesinin kazandırdığını ispatlamıştır. O halde ihtiyacımız olan şey basiret ve ferasetin gerektirdiği uyanıklık olduğu gibi yönetebileceğimiz cevvaliyetini de seçmene aşılamak olmalıdır. Bu ise ancak Yeni Parti'yi yeni yollara, yeni düşünüşlere ve yeni eyleyişlere hazırlamakla mümkündür.