Zulme karşı susmayan vicdan

Vedat Kahyalar

Trump: **"İran ile anlaşma yapmayı tercih ederim; çünkü insanları öldürmek istemiyorum."**

Eski CIA subayı ve stratejik analiz şirketi Rapidan Energy Group'un Başkanı Scott Modell'e atfedilen değerlendirmelere göre, Washington, İran'ın askerî kapasitesini ve direnme gücünü beklediği ölçüde zayıflatamadı. Bu görüşe göre ABD, İran yönetimini devirmesinin mümkün olmadığı sonucuna vardı ve stratejik bir çıkmazla karşı karşıya kaldı.

Gerilim, yalnızca petrol ve finans piyasalarını kontrol altında tutmayı amaçlayan kısır bir döngüye dönüşmüş görünüyor.

Peki sonuç ne oldu?

* Ne İran bölündü.

* Ne rejim değişti.

* Ne de nükleer çalışmalar sona erdi.

Körfez'in korkak ve gasıp yöneticileri ise bir kez daha büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

En önemlisi de dünya, emperyalizme ve siyonizme direnen bir iradeyi gördü.

İran, Amerika'ya "Gücün sınırsız değil." mesajını verdi.

Savaş şimdilik durmuş görünüyor.

Peki ya bir gün Amerika'nın karşısına doğrudan Çin çıkarsa ne olur?

Günlerce, Amerika adına karada savaşacak gruplar arandığı yönünde çeşitli iddialar gündeme geldi.

İran, Körfez ülkelerine şu mesajı verdi: **"Amerika artık sizi koruyamıyor."**

Allah'a, hakka, adalete ve İslam kardeşliğine yönelmesi gereken Körfez monarşileri ise şimdi güvenlik için Çin'e göz kırpıyor.

En büyük stratejik hata, İran'ı Gazze gibi yapayalnız zannetmekti.

Kırk yedi yıllık ambargo, İran'a araştırmayı, üretmeyi ve kendi imkânlarıyla ayakta kalmayı öğretti.

---

Münafıklar ve işbirlikçiler, "Biz Amerikancıyız." diyemedikleri için, ABD politikalarına karşı çıkan hür vicdanlı insanları karalamaya çalışarak "Siz İrancısınız." diyorlar.

Oysa hakikatin tarafında olmakla bir devletin tarafında olmak aynı şey değildir.

Vicdan sahibi insanlar coğrafyaların değil, adaletin safında durur.

Bir zulme karşı çıkmayı başka bir ülkenin sözcülüğü gibi göstermek, gerçeği tartışamayanların en kolay propaganda yöntemidir.

İftirayla fikir çürütülemez.

Etiketler hakikati değiştirmez; sadece o etiketi yapıştıranın niyetini ele verir.

Katil siyonistlerle ticaretini ve ilişkilerini bir şekilde sürdürenler, içlerinde kalan iman ve vicdan kırıntıları sebebiyle zaman zaman suçluluk hissederler. Fakat dünya sevgisi bu sesi kısa sürede bastırır. Hamaset ve sloganlar da o rahatsızlığı örtmeye yeter.

"Ya bizdensin ya onlardan." anlayışı, bağımsız düşünceden korkanların dilidir.

Hür insanlar ise yalnızca doğruya ve adalete bağlıdır.

Vicdanı satın alınamayan insanlar, emperyal hesapların değil, hakikatin sesini dinler. Bu yüzden onları herhangi bir ülkenin veya ideolojinin kalıbına sığdıramazsınız.

Son olarak...

Mezhebini, mensubiyetini veya liderini aziz İslam dininin önüne koyanlar, tedavisi zor bir zihinsel hastalığa yakalanmış kimselerdir.

Kendimize şu soruları samimiyetle sormalıyız:

Bugün Hz. Muhammed (sav) yaşasaydı, İsrail ve Amerika'nın yanında mı olurdu?

Onlara açık veya gizli destek verenleri ümmetinden sayar mıydı?

İsrail'e petrol, demir-çelik, gıda ve benzeri ürünler gönderenlerin yüzüne nasıl bakardı?

Allah Teâlâ, hakka inananların, adalet için mücadele edenlerin ve zulme karşı direnenlerin yardımcısı olsun.