Sinema’da Adana Adana’da Sinema
Kıvanç Tatlıtuğ ‘Adanalı nasıl oynanır?’ kursu açsın
Adana’nın Türk sinema tarihindeki yeri ve önemini en başından anlatmaya gerek yok sanırım. Bu yazıların müdavimiyseniz zaten bu konuya dair genel bir bilginiz vardır. Türk televizyonlarının Adana ve Adanalıya iltifatının gerekçesiniyse bir vesile yazdım. Kısacık bir hatırlatma yaparak bu husustaki bilgilerimizi de tazelemek gerekebilir zannederim.

Eski Türkiye’de özel televizyonların yaygınlaşması ve reklam sektörünün bu konuya dikkat kesilmesiyle birlikte bir rating (reyting) savaşları başlamıştı. Hangi kanal daha çok izleniyor, hangi program kimlerin dikkatini çekiyor v.s. v.s.
Elbette reklam verenlerin bütçe planlaması yaparken ürün tanıtımlarının hedef kitlelerini belirlemeleri için ellerinde bir doneye ihtiyaçları vardı.
Bu vesileyle Türkiye ortalamasını baz alarak 300 civarında denek tv izleyicisi tespit edilmiş ve evlerine izleme kayıt cihazları yerleştirilmişti. Şimdi nostaljisini yapıp gözlerimizin nemlendiğine bakmayın 1990’ların harala gürelesini hatırlayanlar vardır. Nasıl olduysa bu deneklerin adresleri televizyon yöneticilerinin ve dizi yapımcılarının ellerine geçiverdi. Bu özel bilgiyi bilmediğimiz aylar boyunca televizyonlarda nereden zuhur ettiği millete malum olmayacak şekilde bir Adana ve Adanalı patlaması yaşandı. Her kanalda bir Adana temalı yahut kahramanı Adanalı olan bir dizi başlayıveriyor. O dönemlerde hoşumuza giden bu işin gerekçesini öğrendiğimizde anlamıştık Vehbi’nin kerrakesini.
Meğerse Türkiye ortalamasını yansıttığı düşünülen 300 izleyicinin büyük bölümü Adana ili sınırlarında yaşıyormuş. 1990’ların güvenlik uygulamalarını bilenler hak verecektir ki Doğu ve Güneydoğu illerine rating cihazı yerleştirip buradan veri almaya çalışmak epey zahmetli olacaktı. E bölgeden gelen göçü göz önüne alan ilgili ölçüm firması doğu illerine dağıtacağı cihazları Adana’da dağıtmış ve ölçümlerini sanki oradan yapıyormuş gibi değerlendirip ilgili şirketlere dağıtıveriyormuş. Kısaca dedim ama konunun ehemmiyetine binaen mevzu biraz uzadı.
Uzun lafın kısası özel televizyonların Adana ve Adanalı ilgisini çözdükten sonra hangi sebepten bilinmez bu akım belli dönemlerde yinelemeye başladı.
2026 yılı Ekim ayı itibariyle yaygın tv kanalarının dizilerinde her nedense yine yeni yeniden bir Adanalı modası başlayıverdi.
Tümünü takip etmek bir ölümlü için çok zor olsa da internetin de yardımıyla içinde Adana geçen güncel yapımları şöyle sıralamak mümkün;
Şevval Sam’ın Adanalı bir gelini canlandırdığı Tuzlu Kahve dizisi Star Tv’de yayınlanıyor. Adanalı ‘görgüsüz bir gelin’ karakterini canlandıran Şevval Sam’ın yapmaya çalıştığı ‘Adana ağzı’nın Adana olmadığı kesin de hangi yöreye ait olduğunu dair sosyal medyada yoğun tartışmalar bu satırlar yazıldığında tüm şiddetiyle sürüyordu.

Burak Özçivit ve Sibel Taşçıoğlu’nun başrollerini oynadığı Güneşin Doğduğu Yer dizisi atv’de 17 Eylül’de başladı. Bu diziye dair kesinlikle hiçbir fikrim yok. Bunu tüm samimiyetimle not edeyim. Haklarında herhangi bir fikrim bulunmayan iki ayrı dizi daha var. Birisi Kanal D’nin Susuz Yaz, diğeri Now’un 22 Ekim’de başlayacağı duyurulan Adana Ayazı isimli dizileri.

AYNI SORUNSALI YAŞAYACAK MIYIZ?
Bu dizilere dair yayın tarihleri çok yeni olduğundan dedikodu kazanı tam harlanmadı. Fakat geçmiş yıllarda yayınlanan dizilerde şu meşhur, “Yahu Adanalılar böyle mi gonuşuyor gardaş? Adana bu gadar garışık bir yer mi yahu?” sorunsalını yaşadığımız aşikardır.
RAMO GERÇEĞİN TA KENDİSİYDİ AMA…
Bu tartışmalara damgasını vuran iş hiç tartışmasız büyük bir reklam kampanyasıyla başlatılan Show Tv’nin Ramo isimli dizisidir. İlk birkaç bölümü doğrudan doğal plato kabul edilen şehir sokaklarında çekilen dizinin tanıtımı “Adana’da geçen suç ve aile hikayesi” olarak yapıldı. Asayiş raporlarında aksi yazsa da bazı medya kuruluşları ve STK’ların öncülüğünde başlatılan ‘Adana ve Adanalı böyle değildir!’ kampanyası ile dizi önce İstanbul’a taşındı. Ardından sessiz sedasız sonlandırıldı.
Yine Show Tv’nin Yeni Gelin isimli dizisi epey uzun süre yayında kalmasına rağmen ve Adana’da çekilip Adanalıları gösterdiği iddia edilmesine rağmen ne Adana ne de Adanalılarla hiçbir ilgisi, ilişkisi, rabıtası olmayan absürt bir işti. Bu dizinin zaman zaman önüme çıkan tekrarlarına birkaç saniyeliğine de olsa göz atarken bu yapıma neden hiç kimse tepki göstermedi diye sormaktan kendimi alamıyorum bir türlü.
ADANALI VE ADANAYA HAKKINI VEREN DİZİLER
Kanal D’nin televizyon dizisi olarak yeniden çekip yayınladığı Hanımın Çiftliği, başlarda Allah’a küfür edilen sahneleri nedeniyle bazı kesimlerden yüksek tepki almasına rağmen yazarı hemşehrimiz Orhan Kemal’in ve başrolde oynayan Mehmet Aslantuğ ve Özgü Namal’ın hatırına coşkulu alkışlarla takip edilen ender projelerden oldu.
Atv’nin Beyaz Gelincik ve Bir Zamanlar Çukurova dizileri de dönem işi yapımlar olarak Türk televizyon tarihinde hak ettikleri yeri çoktan aldı. Bu yapımların çok zorlama olmayan Adana ağzı fazla tepki toplamadı. Kostümler ve hikaye ise dönemin ruhuna uygun olarak kullanıldığından izleyenlerini memnun eden yapımlar olarak yayın tarihinde başaralı projeler olarak yazıldı.
VE ORGANİZE İŞLER: ADANALI SARI SARUHAN!
Yılmaz Erdoğan’ın 20 yıl sonra üçüncüsünü dizi formatında çekip Netflix’e sattığı 8 bölümlük hikayenin orijinal adının bu olmadığını biliyorum. Fakat hemşehrimiz Kıvanç Tatlıtuğ’un ikinci kez hayat verdiği Adanalı Sarı Saruhan karakterinin yer aldığı sahneler hariç her açıdan lime lime dökülen bu diziyi bu yazının önermesi olarak detaylıca anlatmaya çalışacağım.
Tatlıtuğ’un hakkıyla canlandırdığı ve yalnızca rol aldığı sahnelerin hatırına izlenebilecek bu dizi aynı zamanda ileride bir vesile Adanalı karakteri canlandırmayı düşünen oyuncular için bir kurs niteliğindedir. Bu yazıyı tasarlarken kafamda şöyle bir başlık vardı: Kamera önünde Adanalı oynama kursu başlamıştır. Müracaat: Kıvanç Tatlıtuğ!
Oyuncu gerçekte de Adanalı olmasının verdiği avantajı elbette çok iyi kullanmış bu karaktere hayat verirken. Ama yaşamının hiçbir döneminde karanlık işler çevrilen bir ortamda bulunduğunu düşünemeyeceğimiz oyuncu yeraltı jargonunu, sokaktaki insanın mimik ve el kol hareketlerini o kadar gerçekçi oynamış ki ‘insan gerçekten hayret ediyor!’
Bu vesileyle teklifimi şakayla karışık yinelemekte fayda var. Kıvanç Tatlıtuğ yoğun programında bir boşluk oluşturup ilerleyen zamanlarda Adanalı karakter canlandırma ihtimali bulunan oyunculara bu konuda hızlandırılmış bir ders vermelidir. Olmadı içinde Adana ve Adanalı geçen dizi ve filmler için konsept danışmanlığı da yapabilir.
ROLÜNÜN HAKKINI VEREN OYUNCU: EROL TAŞ
Gerçekten de Kıvanç Tatlıtuğ, sokak adamı ve karanlık işler çeviren Adanalı bir karakteri öylesine başarılı canlandırıyor ki yarın bir gün polis çevirmesinde o karakter yüzünden başı derde girebilir o derece yani. Klasik Yeşilçam sinemasının memlekette hüküm sürdüğü yılların kötü adamı Erol Taş’ın filmlerde canlandırdığı karakterleri gerçek sanan bazı insanlar tarafından sokakta taşlandığı rivayet edilir. Şaka bir yana hiçbir oyuncunun canlandırdığı karakter gerçek sanılarak sokakta taşlanmasını, dövülüp sövülmesini istemem. Ama yakın zamanda Kıvanç Tatlıtuğ’un başına böyle bir olay gelme ihtimalini hayli yüksek görüyorum.
Sözü bağlarken bir öngörümü buraya not edeceğim. Öyle yapayım ki yarın öngörüm çıktığında ‘ben yazmıştım’ diyebileyim. Yazar, oyuncu ve yönetmen olarak piyasayı iyi koklayan Yılmaz Erdoğan’ın yakın gelecekte başrolünde Kıvanç Tatlıtuğ’un oynayacağı ve başkahramanı Adanalı Sarı Saruhan olan bir sinema filmi yahut dizi patlatacağına adım gibi eminim. Bu kanaatimi şuracığa şerh edeyim. Yarın lazım olur.

