1. YAZARLAR

  2. Hacı Hüseyin Kılınç

  3. Rus Marksizmi Üzerine Bazı Gözlemler
Hacı Hüseyin Kılınç

Hacı Hüseyin Kılınç

Avukat

Rus Marksizmi Üzerine Bazı Gözlemler

A+A-

Stalin hiçbir zaman parlak bir kuramcı olamadı. Oysa Rus Marksizmi çok parlak kuramcılar çıkarmıştır. Lenin hem parlak bir kuramcı hem de bir o kadar praksis insanıdır. Teorik meselelerle siyaset arasında dolayım kurmak konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahiptir. Siyasal ve örgütsel meselelerdeki kararlılığı tek kelimeyle mükemmeldir. Teorik meselelerin pratik uzantılarının yakalamak konusunda gösterdiği yeteneği tersinden işletmek konusunda da kavrayış gücü fevkalade yüksektir. En basit pratik sorunlardan çok yüksek soyutlamalar yaparak kuramsal sonuçlara ulaşır. Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin ikinci kongresini değerlendirdiği ‘ Bir Adım İleri İki Adım Geri ‘ parti içindeki gerçek siyasal eğilimleri yüzeye çıkarma, herkesin sıradan bulup kaale dahi almadığı üyelik meselesini tüm siyasetin üzerine kurulacağı zincirin en zayıf halkası olarak kavraması ile bir başyapıttır. 

Lenin’i Marksizmin kurucularının yaptığı işi nihai sonuçlarına ulaştıran ve teoriyi pratikle buluşturan biri olmakla sınırlarsak eksik kavramış oluruz. Lenin Marksizme kalıcı ve evrensel düzeyde katkılar yapmıştır. Devrimin güncelliğini Lukacs’ın dediği gibi teorisinin ve tüm eyleminin merkezine yerleştirmiş bir başka Marksist önder çıkmamıştır. Tüm amacını bir devrimin gerçekleşmesine seferber etmişti. Marksizmin gelişkin bir siyasal teoriye kavuşması konusunda katkıları belirleyicidir. Marx devlet biçimlerinin analizi konusunda muazzam bir miras bırakmıştı, ama Lenin siyasal teorinin boşluklarını doldurma konusunda mührü asıl olarak vuran kişidir. 

Örgüt teorisi, eşitsiz gelişme, sınıf içi eşitsizlikler, sınıf bilincinin eşitsiz dağılımı, kendinde bilinç, kendiliğinden bilinç, siyasal bilincin katmanları, devrimci durum, ikili iktidar, yönetme krizleri, emperyalizm analizi ve ortaya çıkardığı sonuçlar, işçi aristokrasisi, ulusal meselelerin ürettiği devrimci imkanlar, savaş ve savaşa bir iktidar meselesi olarak yaklaşma, siyasal düzeyleri diyalektik bütünselliği içinde kavrama, hiçbir mücadele biçimini dışlamama, bütün mücadeleleri siyasal mücadeleyi kerteriz alarak yerleştirme ve kuruluşun sorunları. Lenin tüm bu alanlarda devasa bir miras bıraktı. Marksizm onun katkıları olmaksızın devrimci bir yenilenmeden yoksun kalmış olurdu. Lenin Marksizme içkin devrimciliği kuru bir mekanizmin tasallutundan çekip kurtarmıştır. 

Trostkiy bazı yönleriyle Lenin’den bile üstün özelliklere sahip bir devrimci Marksisttir. Geleceği okuyabilme, uzun dönemli eğilimleri kestirebilme konusundaki yetenekleri tartışmasızdır. Daha 25 yaşındayken ve 12 yıl öncesinden Rus devriminin geçeceği tüm süreçleri dakik biçimde saptamış ve öngörmüştür. Lenin bile Nisan ayı geldiğinde onun on yıllar önce söylediği noktaya ancak gelebilmişti. Eşitsiz ve bileşik gelişmenin ilk ciddi analizi ve uygulanışı onun kaleminden  çıkmıştır. İhanete Uğrayan Devrim Sovyet Devrimi’nin karşı karşıya kaldığı bürokratik çarpılmayı büyük bir kusursuzluk içinde sergileyen ilk incelemedir. Sosyalizmin karşılaşacağı yıkımı yarım yüzyıl önceden saptamıştır. 

Trotskiy her şeyden önce büyük bir edip ve entelektüeldir. Rus Devrimi’nin Tarihi tarih alanında bir başyapıttır. 19.yüzyıl Fransız Devrimi tarihçilerinin incelemeleriyle rahatlıkla boy ölçüşecek ve hatta onları geride bırakacak bir derinliğe sahiptir. Trotskiy bir devrimci önder, Lenin’le birlikte devrimi gerçekleştirmiş bir eylem adamı olmasaydı bile entelektüel yetenekleri ile yine de 20.yüzyıla damga vuran kişiliklerden biri olacaktı. Trostkiy muazzam bir tarihi, edebi ve siyasi entelektüel birikime sahiptir. Marx’ın da edebiyatla ilişkisi her zaman güçlü olmuştu. Büyük bir klasik edebiyat birikimine sahipti. Homeros’u, Dante’yi, Shakespeare ve Goethe’yi avucunun içi gibi bilirdi. Ama bir edebiyatçı değildi. Önce felsefeci sonra bilim insanına dönüşmüştü. Trostkiy ise bir ediptir, gerçek bir edebiyatçıdır. Balzac ayarında bir kalem erbabı ve Zweig’a nal toplatacak bir biyoğrafi yazarıdır. 

En gençleri Nikolay Buharin’dir. Bolşevik Partisi’nde herkesin sevdiği biridir. Çok genç yaşında hemen Lenin’in yanında partinin kuramcısı sıfatını edinmiştir. Lenin emperyalizm analizinde önemli ölçüde onun söylediklerini tekrarlamıştır. Emperyallzm çalışmasının tarihi eğilimleri kaydetme konusunda Lenin’inkinin ilerisinde olduğu iddia edilir. Yalnızca parlak bir iktisatçı değil aynı zamanda felsefi meselelerde de kıvrak bir kaleme sahiptir. Lenin sonrası kuruluş döneminde Stalin daima onun söylediklerinin ardından gitmiştir. Buharin parlak bir iktisatçı, gelişkin bir Marksist olmasına karşılık iktidar mücadelesinin sertliğini kaldırabilecek katılıktan yoksundu. Yönünü, doğrultusunu bulmakta hep zorlandı. Daha güçlü siyasi kişilikler sayesinde parti içi tartışmalarda sözcülük üstlenebildi. Bağımsız bir kanal açmak için iradesi yeterli değildi. 

Sadece üçü değil kuşkusuz başkaları da var. Plehanov örneğin hepsinin hocasıydı. Hepsi Marksizmi ondan öğrenmişti.  Narodnizme ve legal Marksizme karşı Rus Marksizmi denilen şeyin neredeyse atası sayılırdı. Felsefi meselelerde muazzam bir birikimi vardı. Kautskiy Almanlar için ne idiyse Plehanov’da Ruslar için oydu. Geniş bir birikim, Marksizmin gücünü değişik alanlarda yetkince sınama ve onu burjuva düşünceleri karşısında ayağa dikme. Lenin savaşa kadar ona hep saygılı davrandı. Mesela Martov karşıt hiziplerde olmalarına karşılık Lenin’in hayranlığını esirgemediği biriydi. Stalin mi? Onun bu panteonda ne bir yeri, ne bir ismi ne de her hangi bir esamesi okunuyordu.

Önceki ve Sonraki Yazılar