
Taha Akyol’dan Abbas Bilgili’nin “Dreyfus Davası ve Yassıada Yargılamasıyla Benzerlikleri” kitabına değerlendirme
Gazeteci Taha Akyol, Adanalı avukat Abbas Bilgili’nin yeni kitabını köşesine taşıyarak Dreyfus Davası ve Yassıada yargılamaları arasındaki benzerlikleri ele aldı.
Adanalı avukat ve yazar Abbas Bilgili’nin hukuk tarihinin farklı dönemlerinde yaşanan iki önemli davayı ele aldığı yeni kitabı, gazeteci Taha Akyol’un köşe yazısına konu oldu. Akyol, Fransa’da 19. yüzyılın sonlarında başlayan Dreyfus Davası ile Türkiye’de 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından gerçekleştirilen Yassıada yargılamaları arasındaki benzerlikleri Bilgili’nin çalışmasından hareketle inceledi.
Seçkin Yayıncılık tarafından yayımlanan eser, iki davayı savunma hakkı, delillerin güvenilirliği ve yargı bağımsızlığı gibi temel hukuk ilkeleri çerçevesinde karşılaştırıyor.
Dreyfus Davası’nın hukuk tarihindeki yeri
Taha Akyol, yazısında 1894 yılında casusluk suçlamasıyla yargılanan Fransız subayı Alfred Dreyfus’un yaşadıklarını ele aldı. Dönemin Fransa’sında etkili olan antisemitizmin yargılama üzerindeki rolüne değinen Akyol, davada kullanılan belgelerin güvenilirliği ve savunma hakkına ilişkin tartışmaları aktardı.
Akyol, Fransız yazar Emile Zola’nın Dreyfus’un suçsuzluğunu savunmak amacıyla kaleme aldığı “Suçluyorum!” başlıklı yazısının, davaya yönelik kamuoyu tepkisinin büyümesinde oynadığı role dikkat çekti.
Dreyfus’un yıllar süren hukuki mücadelesinin ardından 1906 yılında aklanmasını hatırlatan Akyol, Bilgili’nin kitabının bu süreçte yaşananları hukuk ilkeleri açısından ayrıntılı biçimde ele aldığını belirtti.
Yassıada yargılamalarıyla karşılaştırdı
Akyol, Abbas Bilgili’nin çalışmasında Demokrat Parti yöneticilerinin yargılandığı Yassıada davalarına ilişkin değerlendirmelere de geniş yer ayırdı.
Bilgili’nin iki davayı delillerin değerlendirilmesi ve savunma hakkının kullanılması bakımından karşılaştırdığını aktaran Akyol, Yassıada’daki yargılama sürecine ilişkin tartışmalı uygulamalara değindi.
Yazıda, dönemin Milli Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel’in darbe öncesinde kaleme aldığı mektubun Yassıada’da eksik okunduğu iddiası da ele alındı. Adnan Menderes’in avukatı Burhan Apaydın’ın mektubun tamamının okunmasını istediğini ancak bu talebin mahkeme tarafından kabul edilmediğini belirten Akyol, savunma hakkının sınırlandırılmasına ilişkin örnekleri Bilgili’nin kitabından aktardı.
Dreyfus Davası ile Yassıada yargılamalarını karşılaştıran Bilgili’nin, sanıklara yönelik muamele ve yargılama koşulları açısından Yassıada’daki uygulamaları daha ağır olarak değerlendirdiği belirtildi.
Celal Bayar’ın Dreyfus Davası’na ilgisine değindi
Taha Akyol, yazısında eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın cezaevinde bulunduğu dönemde Dreyfus Davası üzerine yaptığı değerlendirmeleri de hatırlattı.
Bayar’ın 1 Ağustos 1962 tarihli günlük notlarında Fransa’da yaşanan adaletsizliğe karşı verilen mücadeleyi Türkiye’deki gelişmelerle karşılaştırdığını aktaran Akyol, Bayar’ın özellikle hukukçuların ve aydınların tutumuna yönelik eleştirilerine yer verdi.
Akyol, Bayar’ın Fransa’da Emile Zola ve Georges Clemenceau gibi isimlerin yürüttüğü mücadeleyi örnek gösterdiğini, Türkiye’de ise benzer bir toplumsal tepkinin yeterince ortaya çıkmadığını düşündüğünü anlattı.
Hukuk ve adalet tartışmalarına tarihsel bakış
Adanalı avukat Abbas Bilgili’nin yeni eserini değerlendiren Taha Akyol, farklı dönemlerde ve ülkelerde yaşanan iki yargılamanın ortak noktaları üzerinden adil yargılanma hakkı, yargı bağımsızlığı ve hukuki güvencelerin önemini ele aldı.
Bilgili’nin çalışması, Dreyfus Davası ile Yassıada yargılamalarında yaşananların karşılaştırılması yoluyla hukuk tarihindeki tartışmalı uygulamaları yeniden gündeme taşıyor.



HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.