
Taner Talaş yazdı: Azerbaycan doğru söylüyor, kızmayın
Gazeteci Taner Talaş, Azerbaycan’da okulda başörtüsüne yönelik yasak tartışmaları üzerinden bağımsızlık, demokrasi, insan hakları ve uluslararası kurumların rolünü değerlendirdi.
Azerbaycan’ın “iç işlerimize karışmayın” yaklaşımını Türkiye’de benzer tartışmalarda kullanılan söylemler üzerinden ele alan Talaş, Türk Cumhuriyetleri ile Arap ülkelerindeki demokrasi ve insan hakları uygulamalarına da dikkat çekti. Türkiye’nin yalnızca kardeşlik söylemiyle değil, demokratik değerleri güçlendiren bir anlayışla bölge ülkeleriyle ilişki kurması gerektiğini savundu.
İşte o yazı:
Azerbaycan, okulda başörtüsünü yasaklıyor, “Bizim iç işlerimize karışmayın, biz özgür, bağımsız, muktedir, hükümran, egemen bir devletiz” diyor.

Doğru söylüyor, niye kızıyorsunuz…?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) hoşunuza gitmeyen herhangi bir karar gelince, hudutlarımızın dışında namusu tescilli aydınların insan hakları merkezli yaptığı eleştirileri duyunca, aynı sözleri siz de söylemiyor muydunuz?
İç işlerimize karışmayın.
Haçlı ittifakı.
Batı emperyalizmi.
İslam düşmanları.
Milli birlik ve beraberliğimizi içine sindiremeyen dış mihraklar…
Şimdi aynısını Azerbaycan söylüyor.

Kuzey Kore de bağımsız bir devlet, dış etkiye, eleştiriye kapalı.
Tüm eksik ve noksanlarına rağmen; uluslararası toplumu oluşturan demokratik örgütler, AİHM, BM, AB gibi kuruluşların varlığı ve bunlarla girilen ilişki, bağımsızlığı ceberrut devlete çevirmeye çalışan ülkelerin antidemokratik uygulamalarını engellemek için etkileyici unsurlar olarak görünüyor.
Bu arada fikrimi söyleyeyim.
Bağımsız, dış etkiye kapalı, hükümran, güçlü her devlet; totaliterdir, antidemokratiktir, en sonunda insan haklarını ihlal eder.
Diğer Türki Cumhuriyetler de çok farklı değil.
Yine araya bir dipnot atayım;
Orta Doğu’daki Arap rejimlerini kıyasıya eleştiriyoruz, Arapların insan haklarıyla, demokrasiyle ilişkilerinin zayıf olmasını haklı olarak yeriyoruz.
Milliyetçi arkadaşların dikkatini çekmek isterim, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri de Araplardan farksız. İnsan hakları, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, şeffaflık, demokrasi başlıklarında Araplarla yarışıyorlar.
“İki devlet tek millet” söyleminin içine demokratik tasavvur zerk edilmezse, hayal kırıklığı yaşamamız kaçınılmaz.
Meselenin başka bir boyutu da insan hakları ihlallerini sadece başörtüsüne indirgememiz. Diğer ihlalleri görmediğimiz vakit, bizi rahatsız edecek ihlaller en sonunda kapımızın önünde belirecek.
Türkiye, demokrasi hayatını kalıcı hâle getirip, gardaşlarına sadece gardaşlık edebiyatı değil, demokrasi ihracını da yapabilecek kapasiteye ulaşmalı.
Ayrıca, demokrasi ile yönetilmeyen Arap ve Türk devletleri, istisnasız, İsrail ile müttefik olmaya adaydır.



HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.