
Adanalı imam vaaz kürsüsünde şakanın dozunu kaçırınca görevden alınıp sürgün edildi
Osmanlı dönemine ait 1795 tarihli bir belge, vaazlarında cemaati güldürdüğü ve dini sohbetleri eğlenceye dönüştürdüğü gerekçesiyle Adana’ya sürgün edilen Hamza Efendi’nin ilginç hikâyesini ortaya çıkardı.
Adana’nın geçmişine ışık tutan ilginç bir olay, sosyal medyada paylaşılan Osmanlıca bir belgeyle yeniden gündeme geldi. III. Selim dönemine ait 1795 tarihli belgede, vaaz kürsüsünde sergilediği davranışlar nedeniyle tepki çeken ve ardından Adana’ya sürgün edilen Şehzade Camii vaizi Hamza Efendi’nin hikâyesi anlatılıyor.
Vaazları eğlenceye dönüştürdü
Osmanlı tarih kaynaklarında yer alan bilgilere göre Hamza Efendi, Ramazan aylarında Ayasofya’da vaaz veriyordu. Ancak vaazlarında bazı meseleleri gösterişli biçimde canlandırarak cemaati güldürmesi, dönemin yöneticilerinin tepkisine neden oldu.
Birkaç yıldır devam ettiği belirtilen bu davranışların, vaaz meclisinin ciddiyetini bozduğu ve dini sohbetleri adeta çocuk eğlencesine dönüştürdüğü ifade edildi. Hamza Efendi'nin önceki yıl bu tutumu nedeniyle uyarıldığı, ancak sonraki Ramazan ayında aynı davranışlarını sürdürerek daha da ileri götürdüğü kaydedildi.
Çareyi Adana’ya sürgün etmekte buldular
Belgede aktarılan gerekçelerin ardından Hamza Efendi'nin terbiye edilmesi amacıyla asıl yurdu olduğu belirtilen Adana’ya gönderilmesine karar verildiği anlaşılıyor.
Sürgünün tarihi, Hicri 1209 yılı Şevval ayının ilk günlerine denk geliyor. Miladi takvime göre bu dönem 21-30 Nisan 1795 tarihleri arasına karşılık geliyor.
Tarihçi Kemal Beydilli’nin Osmanlı'da İmamlar ve Bir İmamın Günlüğü adlı çalışmasında aktarılan kronik kaydında da Hamza Efendi’nin Adana’ya sürgün edildiği ve burada hayatını kaybettiği belirtiliyor. Aynı kayıtta geçen 6 Şevval 1209 tarihi ise 26 Nisan 1795'e karşılık geliyor. Bu tarihin sürgün günü değil, Hamza Efendi’nin Adana’daki ölüm tarihi olduğu değerlendiriliyor.
Latin alfabesine dönüş şekli:
Şehzade Câmii vâizi Hamza Efendi birkaç seneden beri Ramazân-ı şerîf günleri Ayasofya-i Kebîr’de hâric ez-âdâb ba’z-ı mesâil ilâvesiyle tasvîr-i mes’ele idüb sâmiîni güldürerek mecâlis-i va’zı mel’abe-i sıbyâna döndürmekle ve bu keyfiyet ise şân-ı şerîate gayr-ı lâyık ahvâlden olmasıyla geçen sene Ramazânında kendüsüne tenbîhât-ı lâzıme icrâ olunmuş iken mütenebbih olmayub bu Ramazân-ı şerîf günlerinde evvelkinden ziyâde mugâyir-i rızâ etvâr ve güftâra ictisâr eylediğine mebnî li-ecli’t-te’dîb evâil-i Şevvâl’de vatan-ı aslîsi olan Adana cânibine tard olunmuşdur.
Arap harfleriyle kaleme alınan belge, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış. Kullanılan alfabe Arap alfabesi olsa da metnin dili Türkçe. Dönemin Türkçesinde Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yoğun biçimde kullanılması, belgenin günümüzde anlaşılmasını zorlaştırıyor.
Belgenin günümüz Türkçesiyle özeti ise şöyle:
Şehzade Camii vaizi Hamza Efendi, birkaç yıldır Ramazan aylarında Ayasofya’da verdiği vaazlarda bazı meseleleri gösterişli biçimde canlandırarak cemaati güldürmekte, vaaz meclisini çocuk eğlencesine çevirmektedir. Geçen yıl uyarılmasına rağmen bu yıl da aynı davranışlarını sürdürmüş, hatta daha ileri götürmüştür. Bu nedenle terbiye edilmesi amacıyla asıl yurdu olan Adana’ya gönderilmesine karar verilmiştir.
Tarihi kayıtlarda Adana’da öldüğü belirtiliyor
Olayın dayandığı tarihî aktarım, Ahmed Vâsıf Efendi’nin Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakā’ikü’l-Ahbâr adlı eserinin Hicri 1209 yılı kayıtlarında yer alıyor. Kemal Beydilli’nin çalışmasında aktarılan kronik bilgisi de Hamza Efendi’nin sürgün edildiği Adana’da hayatını kaybettiğini bildiriyor.
Yaklaşık 231 yıl önce yaşanan bu olay, Osmanlı döneminde din görevlilerinin vaaz üsluplarının ve cemaat karşısındaki davranışlarının nasıl değerlendirildiğine ilişkin dikkat çekici bir tarihî örnek olarak kayıtlardaki yerini koruyor.



HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.