1. YAZARLAR

  2. Hacı Hüseyin Kılınç

  3. AKP ve Milli İradecilik
Hacı Hüseyin Kılınç

Hacı Hüseyin Kılınç

Avukat

AKP ve Milli İradecilik

A+A-

Milli irade mitosu Türk sağının en büyük yalanıydı. Türk sağı hiçbir zaman yurttaşı ikna edilmesi gereken bir özne olarak görmedi. Milli irade 'yerli ve milli değerlerle' mücehhez muhafazakar ve milliyetçi kitlelerin sandığa yansımış ifadesiydi. Türk sağı öznelik üretebilen, bağımsız bir entite olabilen bir halkın rızasını almayı ve bunu sandığa taşımayı düşünmedi. Karşısında özneler değil yerli ve milli değerlerle donanmış kütleler gördü. Bu yüzden de darbelere direnemedi. Asker geldiği gibi gidecekti ve sabretmek en büyük siyasi erdemdi. Milli irade yurttaş öznelerin genel iradesinin bir bileşkesi değil iktidara götürecek bir enstrümandı sağ için.

Siyasal İslamcılık Türk sağının milli iradeci geleneğini devraldı. İktidarının önünde en büyük engel olarak gördüğü askeri vesayete karşı bu zırha büründü. Ve memleketin ne kadar aptallaşmış demokratı var ise bu yalanı yuttu. Siyasal İslam şimdi ne milli irade ne de hukuk tanıyor. Tüm değerlerle bağını koparttı. Eğer milli irade sağ iktidarlar ve siyasal islamcılık tarafından araçsallaştırılmış olmasaydı terki de bu kadar kolay olmazdı. Siyasal İslamcı iktidarın derdi milli iradeyi hakim kılmak değil önündeki vesayeti geriletmekti. Milli irade bu yolda seferber edilecek kullanışlı bir araçtı. Siyasal iktidarın iktidar mekaniğini çözememek muhalefetin en büyük handikapı. Bu sayede ona hiç haketmediği payeler veriliyor, misyonlar yükleniyor.

Yurttaşlarını rızaları üretilecek özneler olarak değil yerli ve milli değerler üzerinden seferber edilecek güruhlar olarak gören iktidarların yurttaş iradesine saygısı bulunmaz. O nedenle siyasal iktidarın kaybettiği belediyeleri hile ve hurda ile ele geçirmesi de normaldir. Çünkü milli irade iktidar için saygı duyulacak bir ilke veya değer değildi. Bunu yaparken yüzlerinin kızarmaması, her hangi bir utanç duymamaları da olağandır. Utanç içselleştirilmiş bir değere aykırı davranıldığında içine girilen bir ruh halidir. Bu değer kaybolmuşsa veya zaten hiç olmadıysa herşey mübah herşey haktır. Bu ise artık medeni değerlerin olmadığı bir dünya demektir.

Tekrar edelim. İktidarın milli iradeye saygı duymak ve bunun için rıza devşirmek gibi bir niyeti bulunmuyor. İktidarın tek bildiği ve yaptığı iktidarını sürdürmek ve ayakta kalmak. İktidar tüm motivasyonunu bu duygudan alıyor. O nedenle en temel insani ve siyasi değerlerle bağı kopmuş bulunuyor. İktidar sırf iktidarını sürdürmek için zulmetmeksizin kendini var edemeyen bir canavara bir leviathana dönüştü. Bu konuda Siyasal İslama en büyük katkıyı bu gerçeği bir türlü idrak edemeyen kullanışlı muhalifler sunuyor. Ama Fikret'in dediği gibi her gecenin elbette bir sabahı olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar