Bir Şarkının Son Sözü: "Tanrılar"
Bir kelime bazen bir toplumun vicdanında uzun süre yankılanır.
Dün YouTube'da bir şarkıya denk geldim.
Öylesine dinlemeye başladım.
Ne bir araştırma yapıyordum, ne de bir yazı konusu arıyordum.
Sadece müzik dinliyordum.Derken şarkının sonuna geldim.
Son sözler söylendi:
" Tanrılar "
Şarkı bitti.
Ama o kelime bitmedi.
Bir süre aklımda kaldı.
"Acaba yanlış mı duydum?" dedim.
Tekrar dinledim.
Aynı kelime.
Tanrılar. İşte o anda müziğin ötesine geçen bir soru geldi aklıma:
Biz çocuklarımıza ne dinletiyoruz? Gençlerimizin zihnine hangi kelimeleri yerleştiriyoruz?
Daha önemlisi;
Kelimelerin taşıdığı anlamı hiç düşünüyor muyuz?
Elbette sanat özgürdür
Şarkı sözü yazan insanın hayal dünyası vardır.
Edebiyatın mecazları vardır. Mitoloji vardır.
Kurgusal anlatılar vardır.
Bunların hepsini bir kenara atamayız.
Fakat bizim de bir kültürümüz, bir inancımız, bir medeniyet hafızamız var. İslam inancında Allah birdir. Tevhid, bu inancın temelidir.
"Allah birdir" demek, yalnızca dinî bir cümleyi tekrar etmek değildir.
Bir medeniyetin binlerce yıllık inanç anlayışını ifade etmektir.İşte bu yüzden bazı kelimeler, bazı toplumlarda sıradan bir kelime olmaktan çıkar.
Bir anlam taşır, Bir hafıza taşır, Bir inanç taşır.
Bugün gençlerimizin dünyası artık yalnızca okulda, evde ve sokakta şekillenmiyor. Telefon ekranlarında şekilleniyor.
YouTube'da, TikTok'ta,
Instagram'da, Müzik platformlarında.
Bir şarkı milyonlarca kez dinlenebiliyor. Bir söz, binlerce gencin diline aynı anda yerleşebiliyor.
Bugün bir çocuğun odasında duyulan şarkı, yarın okul koridorunda söylenebiliyor. Bugün eğlence olarak dinlenen bir cümle, yarın düşünce dünyasının parçası hâline gelebiliyor.
İşte burada aileye de, Sanatçıya da, Yayıncıya da, Platformlara da,
Elbette devlete de önemli bir sorumluluk düşüyor.
Ama çözüm yasaklamak mı? Bence hayır.Çözüm, öncelikle bilinç oluşturmak.Çünkü yasaklanan her şey merak konusu olabilir. Asıl mesele gençlerimize doğruyu anlatabilmek.
Onlara "Bunu dinleme!" demekten önce, "Neden böyle düşündüğünü biliyor musun?" diye sorabilmek.
Gençlerimizi sadece içerikten uzaklaştırmak değil, içerikleri değerlendirebilecek bir bilinçle yetiştirmek gerekiyor.
Çünkü bugün "tanrılar" denilen bir kelimeyi sorgulamayan genç, yarın başka bir kavramı da sorgulamadan kabul edebilir. Mesele yalnızca bir şarkı değildir. Mesele kelimelerin zihnimizde açtığı kapılardır.
Ben yetkililerin de burada üzerine düşeni yapması gerektiğine inanıyorum.
Ancak bu görev, sanat üzerinde baskı kurmak şeklinde değil; çocukları ve gençleri zararlı, yanıltıcı veya yaşlarına uygun olmayan içeriklerden koruyacak etkili medya okuryazarlığı ve içerik denetimi mekanizmaları oluşturmak şeklinde olmalıdır.
Özellikle çocuklara yönelik içeriklerde daha hassas olunmalıdır.
Müzik platformları, sosyal medya şirketleri ve içerik üreticileri de sorumluluktan kaçmamalıdır.
Çünkü milyonlara ulaşan her içerik, beraberinde bir sorumluluk getirir. Özgürlük varsa sorumluluk da vardır.
Sanat varsa vicdan da olmalıdır.
Bir de anne babalara seslenmek istiyorum.
Çocuklarımızın eline telefon verip, "Ne dinliyorsun?" diye sormadan hayatımıza devam edemeyiz.
Onlarla birlikte dinleyelim.
Konuşalım.Sorular soralım.Bir şarkının sözlerini birlikte değerlendirelim.Çünkü çocuklarımızın zihnini yalnızca algoritmalar eğitmesin.Onların zihninde aile de konuşsun. Okul da konuşsun. Öğretmen de konuşsun. Kültür de konuşsun. Ahlak da konuşsun.
Benim kulağımı rahatsız eden o kelime belki başkası için yalnızca bir şarkı sözü olabilir. Buna saygı duyarım. Fakat benim için mesele başka.
Ben bir gazeteci olarak kelimelerin gücünü biliyorum.Bir kelimenin bazen bir toplumu ayağa kaldırdığını, bir kelimenin bazen bir insanı yaraladığını, bir kelimenin bazen yıllarca hafızadan silinmediğini de biliyorum.
O yüzden diyorum ki: Çocuklarımızın duyduğu her kelimeyi sansürlemeyelim; ama onlara duydukları her kelimeyi sorgulayabilecek bir akıl kazandıralım.
Çünkü gerçek koruma budur.
O gece şarkıyı bir kez daha dinledim.
Son söz yine aynıydı:
"Tanrılar..."
Müzik sustu. Ekran karardı. Ama ben düşündüm. Bizim çocuklarımızın dünyasında hangi kelimeler çoğalıyor?
Hangi kelimeler unutuluyor? Hangi değerler sessizce geriye çekiliyor?
Belki de bugün hepimizin kendimize sorması gereken soru budur.Çünkü bir millet yalnızca toprağını değil, kelimelerini de korumalıdır.
İnancını, Kültürünü, Dilini
Ahlakını. Çocuklarının zihnini.
Benim itirazım bir şarkıya değil.Benim itirazım, hiç düşünmeden tüketilen sözlere. Çünkü müzik kulağa girer; ama bazı sözler oradan geçip insanın zihnine yerleşir.
İnsanın zihnine yerleşen her kelime, bir gün karakterinin bir parçası olabilir.
Allah birdir.
Bu inancı taşıyan bir toplum olarak elbette hassasiyetlerimizi savunacağız. Ama bunu bağırarak değil; anlatarak, öğreterek, düşünerek ve gençlerimizi bilinçlendirerek yapacağız.
Çünkü geleceği korumanın en güçlü yolu, Gençlerimizin kulağını kapatmak değil,
zihnini açmaktır.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.