1. YAZARLAR

  2. Remzi Yıldırım

  3. Çiçekler Neden Hep Dalına Doğru Eğrilir?
Remzi Yıldırım

Remzi Yıldırım

Gazeteci

Çiçekler Neden Hep Dalına Doğru Eğrilir?

A+A-

Çukurova'nın uçsuz bucaksız bereket ovalarında, baharın en güzel günleriydi. 

Toprak, kışın sessizliğini üzerinden atmış; gelincikler kırmızı bir deniz gibi ovaya yayılmıştı. 

Rüzgâr estikçe binlerce gelincik aynı anda salınıyor, sanki toprağın kalbi atıyormuş gibi bir görüntü oluşturuyordu.

O sabah yaşlı bir bilge, gelincik tarlasının kıyısında yürüyordu. Yanında genç bir delikanlı vardı. Hayatın karmaşası içinde yolunu kaybetmiş, kalbi yorulmuş, zihni ise bin parçaya bölünmüştü.

Bir süre sessizce yürüdüler.

Sonra genç adam, rüzgârın önünde hafifçe eğilen gelincikleri göstererek sordu:

— Neden bütün çiçekler hep dallarına doğru eğiliyor?

Bilge gülümsedi.
Bir gelinciğin yanına çömeldi.

İncecik gövdesini gösterdi.

— Çünkü evlat, çiçek bilir ki onu ayakta tutan şey köküdür. Ne kadar güzelleşirse güzelleşsin, ne kadar renklenirse renklensin, dalından ve kökünden uzaklaşırsa yaşayamaz.

Delikanlı sustu.

Bilge devam etti.

— İnsan da böyledir. Ne kadar yükselirse yükselsin, ne kadar zenginleşirse zenginleşsin, özünden uzaklaşırsa solmaya başlar.


Rüzgâr yeniden esti.
Gelincikler yine aynı yöne eğildi.
Sanki hepsi aynı hakikati fısıldıyordu.


Bilge, avucuna biraz Çukurova toprağı aldı.

— Bak evlat, Bu toprakta nice insanlar yetişti. Kimi çiftçi oldu, kimi öğretmen, kimi şair, kimi devlet adamı. Fakat hepsini değerli yapan şey geldikleri yeri unutmamalarıydı.
Çünkü insan bazen makamına yaslanır, bazen servetine, bazen alkışlara.
Ama kökünü unutursa ilk fırtınada devrilir.

Delikanlı gözlerini uzaklara çevirdi.
Gelinciklerin arasından geçen rüzgârın sesi, çocukluğundan kalan bir türküyü hatırlatmıştı.
Annesinin nasırlı ellerini.
Babasının alın terini.
Mahallesinin dar sokaklarını.
İlk okuduğu kitabı.
İlk kurduğu hayalleri.
Fark etti ki yıllardır ilerlediğini sanırken aslında kendinden uzaklaşmıştı.

Bilge son kez konuştu:
— İnsanın yolculuğu bazen ileriye gitmek değildir evlat. Bazen de özüne dönebilmektir. Çünkü kaybolan insanın ihtiyacı yeni yollar değil, unuttuğu kökleridir.
Güneş yavaş yavaş Çukurova'nın ufkuna doğru eğilirken, gelincikler kırmızı bir dua gibi sallanıyordu.
O an sanki bütün ova tek bir cümle söylüyordu:

"Çiçek nasıl dalını unutmazsa, insan da özünü unutmamalıdır. Çünkü güzellik çiçekte değil kökündedir; insanı insan yapan da sahip olduğu değil, hatırladığı değerlerdir."
@
O gün Çukurova'nın gelincikleri, binlerce kırmızı yaprağıyla insanlığa sessiz bir ders verdi:


Yükselmek güzeldir, ama insanı ayakta tutan şey daima köklerine duyduğu vefadır. 

İnsan Özü ile Barışmalı

İnsan bazen bir kitapta, bazen bir türküde, bazen de bir gelinciğin sessizliğinde kendini bulur. Önemli olan, hayatın gürültüsü arasında özümüzün sesini duyabilmektir.
Sizlere  şu kısa düşünceyi aktarayım;

"Köküne bağlı ağaç fırtınadan korkmaz. Özüne bağlı insan da zamanın savurduğu yollarda kaybolmaz."

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.