1. YAZARLAR

  2. Remzi Yıldırım

  3. Denizin İçinde Namaz Kılan Adam
Remzi Yıldırım

Remzi Yıldırım

Gazeteci

Denizin İçinde Namaz Kılan Adam

A+A-

Karataş sahili.

 

Yaz sıcağı, Akdeniz'in tuz kokusu, hafif hafif kıyıya vuran dalgalar. Çocuklar suyun içinde kahkahalar atıyor, aileler şemsiyelerin altında serinlemeye çalışıyor. Gökyüzü masmavi, deniz ise insanın içine huzur veren bir sessizlik taşıyor.

 

Tam o sırada herkesin bakışını üzerine çeken bir görüntü.

 

Denizin yaklaşık bir metre içinde bir adam ayakta.

 

Elleri kulak hizasında tekbir alıyor.

 

Sonra kıyam.

 

Rükû.

 

Secde.

 

Deniz, adeta onun seccadesi olmuş.

 

Dalgalar ayaklarına vuruyor ama o hiç aldırmıyor. Çevresindeki insanların şaşkın bakışlarına rağmen ibadetini ağır ağır, tane tane sürdürüyor.

 

Kimse yanına gidip "Neden burada namaz kılıyorsun?" diye sormuyor.

 

Kimisi telefonuna sarılıyor.

 

Kimisi şaşkınlıkla izliyor.

 

Kimisi başını çevirip yürüyüp gidiyor.

 

Belki de o adamın çok özel bir hikâyesi vardı.

 

Belki bir adağı vardı.

 

Belki ölümden dönmüştü.

 

Belki Allah'a verdiği bir sözü yerine getiriyordu.

 

Belki de kalabalıklardan uzak kalıp Rabbiyle baş başa olmak istemişti.

 

Bilmiyoruz.

 

Ve bilmediğimiz bir konuda hüküm vermek de bize düşmez.

 

Çünkü bir kulun ibadetini kabul edecek olan yalnızca Yüce Allah'tır.

 

Fakat inkâr edilemeyecek bir gerçek vardı.

 

Bu görüntü alışılmış değildi.

 

İnsan ister istemez düşünüyordu.

 

Camiler var.

 

Mescitler var.

 

Sessiz köşeler var.

 

Peki neden denizin içinde?

 

İnsan bazen şeklin peşine düşüyor, özünü unutuyor.

 

Oysa ibadetin en büyük değeri gösterişte değil, samimiyettedir.

 

Belki o adamın yaptığı yalnızca Allah ile kendisi arasındaki bir yolculuktu.

 

Belki de bize düşen, onun ibadetini değil, kendi eksiklerimizi sorgulamaktı.

 

Bugün nice insanlar caminin önünden geçerken içeri girmiyor.

 

Nice insanlar ezanı duyuyor ama işini bırakmıyor.

 

Nice insanlar secdeyi yıllardır unuttu.

 

Belki de denizin içindeki o adam, bütün bu manzaranın ortasında bize sessiz bir soru soruyordu:

 

"Allah'a yaklaşmak için gerçekten nereye gidiyoruz?"

 

Karataş sahilinde o gün yalnızca bir adam namaz kılmadı.

 

O görüntü, vicdanlara da sessizce dokundu.

 

Kimileri garipsedi.

 

Kimileri tebessüm etti.

 

Kimileri dua etti.

 

Kimileri ise uzun uzun düşündü.

 

Belki de bu fotoğrafın en büyük anlamı buydu.

 

Çünkü bazen tek bir kare, sayfalarca yazının anlatamayacağını anlatır.

 

Denizin içinde kılınan o namazın kabul olup olmadığını biz bilemeyiz.

 

Ama o fotoğrafın hepimize bir şeyler düşündürdüğü kesin.

 

Belki de asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, başkalarının ibadetini tartmak değil; kendi secdemizin, kendi niyetimizin ve kendi kulluğumuzun hesabını vermektir.

 

Gerisini ise en iyi bilen, kalplerde olanı bilen Yüce Allah'tır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.