Turuncu Adam ve Kelimelerin Ustaları
Adana’da edebiyat, bir renkle başlar çoğu zaman.
Turuncu…
Güneşten kalma bir iz, portakal çiçeğinin hatırası, Çukurova’nın alnına düşmüş sıcak bir kelime.
TÜYAP Kitap Fuarı’nda yürürken insan, yalnız stantlar arasında dolaşmaz;
cümlelerin içinden geçer.
Her yazar, yanık bir Anadolu türküsünün son kıtasını mırıldanır gibidir.
Bir ortanca çiçeği durur sayfanın kenarında,
bir tebessüm ilişir satır aralarına.
Adana Şair ve Yazarlar Platformu’nda herkes,
Orhan Kemal’e selam verirken
Yaşar Kemal’in rüzgârını taşır cebinde...
Kitaplar burada raflarda durmaz;
hayata açılır.
Okuyucunun eli bir kapağa değdiğinde
bir ömrün emeğine dokunur aslında.
İmza atılmaz sadece,
zaman mühürlenir.
Sonbahar, çınar ağacının dalından kopan sarı bir yaprak gibi
usulca düşer fuarın üstüne.
O yaprağın sesini duyanlardandır
Mahmut Reyhanioğlu.
Şairdir, Yazardır;
ama hepsinden önce
bu kentin kelimelerini omuzlayan bir yürüyüştür.
Onunla birlikte edebiyat,
yalnız yazılan değil,
yaşanan bir hâl alır.
Fikirler şiire yaslanır,
şiir hayata…

Ortaya bir demet gül çıkar,
bir demet yasemin.
Her biri bin vuslata değer
insan yüzleri, insan sesleri.
Cumartesi günü Adana Fuarı’nda
kent, kendi yazarlarıyla buluşur.
Bir kitap alınır,
bir fotoğraf çekilir,
“anı kalsın” diye
zamanın kenarına iliştirilir.
Çünkü bu şehirde edebiyat,
hatırasız yaşanmaz.
Edebiyat Kenti Adana’da
okuyucu da yazardır biraz.
Romanı imzalatırken,
şiiri çantasına koyarken
eve yalnızca bir kitap değil,
umutlu bir kelime götürür.
Hayatı ıskalamadan okuyanlar vardır.
Yazmayı bir tutku,
kitabı bir yoldaş bilenler…
İyi ki vardırlar.
İyi ki kelimeye inanırlar.
Ve elbette,
bir değil bin teşekkürü hak eder
edebiyat sevdalısı
o turuncu adam…
Mahmut Reyhanioğlu.
Eyvallah.
Bu kente yakışan bir insan.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.