1. YAZARLAR

  2. Hacı Hüseyin Kılınç

  3. Yeni Parti'nin Kör Noktası Olarak Dış Politika
Hacı Hüseyin Kılınç

Hacı Hüseyin Kılınç

Avukat

Yeni Parti'nin Kör Noktası Olarak Dış Politika

A+A-

Aslında dış politikanın veya uluslararası ilişkilerin kör nokta olması yalnızca Yeni Parti'ye mahsus birşey değil. Daha yapısal daha kalıcı bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Ama biz iktidar iddiası en net ve geniş yığınları peşinden sürükleme yeteneği açık ara en önde parti olarak meseleyi Yeni Parti üzerinden tartışmayı uygun görüyoruz.

Dünya her geçen gün daha çatışmalı, daha kaotik bir yere doğru sürüklenirken uluslararası ilişkilere hakim olan normatif kabuller dağılıyor ve yerini daha belirsiz , daha karmaşık denklemlere terk ediyor. Nato gibi en yerleşik ittifak sistemleri dahi bu gelişmelerden azade kalamıyor. Kolektif savunma mekanizmalarının nasıl çalışacağı, taahhütlere uyulup uyulmayacağı giderek belirsizleşiyor. Ülkeler ve devletler bu hareketli ve belirsizlik yüklü gelişmeler karşısında yeni ittifaklar arıyor, yeni arayışlara girişiyor. Çağın ana karakterini belirleyen belirsizlik gündelik hayata egemen olduğu gibi uluslararası ilişkilerde de bir norm haline geliyor.

Devletler yoğun bir biçimde bu döneme hazırlık yapıyor. Belirsizliği yönetmeyi, belirsizlikten azami fayda elde etmeyi ana hedef olarak belirliyorlar. İkinci savaş sonrası kurulan uluslararası düzen aşındı ve can çekişiyor. Bu dönemin en büyük gelişmesi olan ve kurallı bir uluslararası düzenin mihenk taşı sayılan Birleşmiş Milletler'in etkinliği ve caydırıcılığı yok oldu. Uluslararası düzenin piyasa temelli işleyişini sağlayan küreselleşme 2008 krizi ile beraber sona erdi. Küreselleşmenin dağılması ticaret savaşlarını daha kuralsız hale getirdi. Kapitalizmin işleyişinin güvencesi ulus devletler yeni paylaşım savaşlarında saf tutmaya başladı. Devletler silahlanmaya, aralarındaki sorunları uluslararası kurumların nezaretinde diplomasi ile çözmek yerine zor kullanarak halletmeye yöneliyor. Kısacası dış politikanın yerleşik kuralları ciddi bir kriz içerisinde.

Bu gelişmeler geniş yığınlardan ve kitlelerden bağımsız gelişmiyor. Uluslarası türbülans, yerleşik kuralların krizi kitlelerin gündelik hayatlarında yaşadıkları belirsizlik ile eklemleniyor ve ortak bir varoluş haline geliyor. Bir belirsizlik çağında güvenlik, beka kaygıları soyut arayışların, beklentilerin yerini alır. Belirsizliği yönetebilen kurumlara, liderlere inanma ve güvenme düzeyi yükselir. Soyut barış çağrılarının, nostaljik kurallı uluslararası düzen özlemlerinin bir karşılığı olmaz. Tüm bu gelişmeler kapitalizmin büyük krizinin saatinin yaklaşmakta olduğunun güçlü işaretleridir. Devletlerin öne çıkması, piyasa dinamiklerinin devletlerin çıkar ve hedefleri ile uyumlu hale getirilmesi ve devlet kapitalizminin giderek bir model haline gelmesi krizin işaret fişekleridir.

Erdoğan güçlü lider imajını yoğun bir propaganda eşliğinde bu süreçler karşısında gösterdiği tavır ve duruşlardan üretmektedir. Uluslararası düzenin yaşadığı kriz karşısında geliştirdiği dünya beşten büyüktür söyleminden tutun liderlerle ilişkilerinde sergilediği rahatlığa varıncaya kadar Erdoğan çağın eğilimleriyle uyumlu hareket ediyor. Dış politikanın öteden beri devlete ait bir alan olarak düşünülmesi, siyasal partilerin bu konuyu siyasallaştırmaktan özenle kaçınması, eleştirilerin dozunun son derece ölçülü ve yumuşak olması, herhangi bir alternatif sunmaktan kaçınmaları iktidar karşısında muhalefetin kör noktasını oluşturuyor.

Kurallı bir düzenden kuralsızlığa, soyut barış söyleminden çatışma ve savaş yüklü bir döneme geçilirken güç isteği ön plana çıkar ve temel arayış haline gelir. Uluslararası düzen giderek güç mücadelelerinin hakim olduğu bir arenaya dönüşürken otoriter-popülist liderler bu güç mücadelesinin taşıyıcı aktörüne dönüşür ve güce susamış geniş yığınları peşlerinden sürükleyerek maceracı politikaların önünü açarlar. İç politika ile dış politika arasındaki yapay ayrım silikleşir ve kaybolur. Kendisini böyle bir yapay ayrıma tutsak eden muhalefet çağın dinamiklerini okuyamaz, gelişmeleri doğru analiz edemez ve etkili politikalar geliştiremez. Yanlış mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar