Zeydan Karalar'ın Virtu'su
Zeydan Karalar ile ilgili karar sürpriz mi asla değil. Çarşambanın gelişi perşembeden belli olurmuş. Zeydan Başkan gözaltına alınıp adli tıbba getirildiğinde kendisine uzatılan mikrofonlara tek cümlelik bir açıklama yapmıştı 'etkili siyasetçiler istemiyorlar'. Başkan o anın telaşı ve stresi içinde teşhisi doğru koymuştu. İktidarın halk indinde karşılığı olan siyasetçilere tahammülü yoktu ve Zeydan Karalar bu siyasetçilerin en önde gelenlerindendi. Başkan kendisiyle ilgili yürütülen soruşturma sürecinin nasıl saf hukuksal niyetlerle yürütülmediğine inandıysa bizde aynı şeye inandık. O nedenle kendimizi hiçbir zaman hukukun aldatıcı yanına kaptırmadık ve dosyaya dair duyulan iyimserliği paylaşmadık.
Türkiye'de baştan ayağa siyasallaşmış bir yargı pratiğinde siyasal içeriği kuvvetli davalardan adalet beklemek, ummak beyhude bir çabadır. Hatta daha ileri giderek diyebilirizki bir mittir. Mit nasıl rasyonalitenin yani akılcı öngörülebilirliklerin olmadığı bir dönemin düşünce ve inanç biçimi idiyse siyasallaşmış bir yargı pratiğinin hakim olduğu bir yerde hukuka inanarak adalet beklemekte rasyonaliteden yoksun bir davranış biçimidir. Düşünme biçimleri on yıllar içinde değil yüzyıllar içinde oluştuğundan insanın bir düşünce biçiminden diğerine geçişi de zaman alır. Birkez oluştuktan sonra ise değişmesi çok zordur. Rasyonel düşünme biçimi hukuk ile bütünleştiğinde insana öngörülebilirlik yetisi kazandırır. Suçsuz ceza olmaz ilkesi insana güven verir. Ya siyaset değişmişse ve siyaset hukuku baskı altına almış ise ne olacak? İnsanlar değişen siyasete ayak uyduramaz ve hala hukuki öngörülebilirliğin hakim olduğu bir dünyada yaşamaya devam ettiklerini zannederler.
Bu saydıklarımız düzen dediğimiz hakim toplumsal yapıyı değişmez bir gerçeklik zannedenler için daha bir böyledir. Ne siyasetin değişen doğasını kavrayabilirler ne de siyaset dediğimiz güç ve erk için yapılan etkinliğin doğasının gerçek bir bilgisine sahiptirler. Siyaset okumaları siyaset dışında herşey tarafından belirlenir. Bunların en başında hukuk, ideoloji ve ahlak gelir. Bunların her biri siyaseti anlamamız önündeki birer mittir. Hukukun bu işlevi nasıl yerine getirdiğini anlattık. İdeolojilerde siyasetin sert yüzeyine çarptığında tarumar olurlar. Özellikle bu söylediğimiz liberalizm için daha bir geçerlidir. Çünkü o ancak birey dediği nosyonu aşkınlaştırarak ve hukuki zemini sağlama alarak ayakta kalabilir. Ahlak ise siyaset karşısında en narin en kırılgan olanıdır.
Zeydan Karalar güçlü siyasi sezgisi ile başına geleni herkesten önce anlamıştı. İktidar muhalefet içinde güçlü siyasetçiler istemiyordu ve Zeydan Karalar bunların en başında geliyordu. Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar, İmamoğlu sonrasında Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekili seçilerek kamusal gücünü ve etkisini Adana'nın ötesine taşımıştı. Karalar sonradan değil doğuştan bir siyasetçiydi. Siyasetin her kademesinde ter dökmüş ve geldiği yere de tesadüf eseri gelmemişti. Çalışkanlığını tamamlayan en önemli yönü siyasal sezgilerinin güçlülüğüydü. Karalar'ın önündeki siyasal kariyer güzergahı Adana'nın ötesine, Torosları aşmaya yüz tutmuştu. Özellikleri ve deneyimleri itibarıyla Karalar'ın benzeri çok yoktu. Karalar'ın Makyavelci anlamda Fortuna'sı sahip olduğu Virtu'sundan geliyordu.
Madem Karalar etkili bir siyasetçi olduğundan önü kesilmişti. Herşeyden önce buradaki iktidar aklını doğru okumak gerekiyor. Karalar CHP belediyeleriyle ilgili algıya salt bir yenisini eklemek için mi iktidarın gadrine uğramıştı yoksa özel olarak seçilmiş ve hedefe alınmıştı. Eğer ikincisinin geçerli olduğuna inanıyorsak, siyasallaşmış bir yargı düzeninden Karalar için merhamet ve adalet beklemek naiflik olacaktı. Karalar Virtu'sunun cevvaliyeti, kenardan ve her zaman dikkatle takip edilen bir inanç aleminden geldiği, halkla kurduğu bağın organikliği ve partisine duyduğu sadakatın gücü nedeniyle iktidar için tekin bir siyasetçi ve kamusal figür değildi. Belki bu anlattıklarımızı kendisi bile iç dünyasında kabullenmemiş ve ötelemiş olabilir.
Bizimse Karalar'ı önemsememiz kendisini tanımakla paralel ilerledi. Adana'da sosyal demokratları ve genel muhalefet dinamiklerini hırpalamanın yolu Karalar'ı hedefe almaktan geçiyordu. Çünkü Adana çok uzun yıllar sonra ilk defa ulusal ölçekte bir kamusal figüre dönüşmüş etkili bir siyasetçiye kavuşmuştu. Bu siyasetçi hem çok uzun bir süre Adana siyasetinde hakim bir siyasi aktör olarak kalacaktı hem de karşısına çıkan Fortuna'ları Virtu'su ile değerlendirdiğinde ülke ölçeğinde aktörleşebilirdi. Şimdi siyasallaşmış yargı kararı Adana'daki sosyal demokrat ve genel muhalet dinamiklerini etkisini yaşayarak göreceğimiz bir türbülansa doğru iterken Karalar'ın Virtu'su da önemli bir sınamayla karşı karşıya.

