8 Mart: Bir Gül Değil, Bir Çığlığın Tarihi
Bazı günler vardır.
Takvimde yalnızca bir tarih gibi görünür ama aslında bir acıdan doğmuş hatıradır.
8 Mart da işte öyle bir gündür.
Bugün çoğu zaman çiçeklerle, kutlama mesajlarıyla, süslü sözlerle anılır. Oysa bu günün köklerinde gül kokusu değil, duman ve emek kokusu vardır.
Yıl 1857,
Yer Amerika’nın New York şehri…
Tekstil fabrikalarında çalışan yüzlerce kadın işçi, insanlık dışı şartlara karşı ayağa kalkar. Gün boyu çalışan, alın terinin karşılığını alamayan, yorgun elleri nasır tutmuş kadınlar bir şey ister:
İnsanca bir hayat.
Ama onların sesine kulak verilmez.
Grev yapan kadınlar fabrikaya kilitlenir.
Ve çıkan yangında 129 emekçi kadın hayatını kaybeder.
O gün sadece bir yangın çıkmaz…
O gün dünyanın vicdanı yanar.
Yıllar sonra 1910 yılında, Danimarka’nın Kopenhag şehrinde yapılan Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda Alman düşünür Clara Zetkin, bu acının unutulmaması için bir teklif sunar:
“8 Mart, emekçi kadınların günü olsun.”
Ve böylece tarih, bu günü Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kayda geçirir.
Çünkü kadın sadece bir çiçek değildir.
Kadın, alın teridir.
Kadın, sabırdır.
Kadın, hayatı omuzlayan görünmeyen kahramandır.
Bir anne gece uykusuz kalırken,
bir işçi kadın tezgâh başında ekmek kavgası verirken,
bir öğretmen geleceği yoğururken,
bir çiftçi toprağa umut ekerken…
Aslında dünya onların omuzlarında yükselir.
Bu yüzden 8 Mart sadece bir kutlama günü değildir.
Bir hatırlatma günüdür.
Kadının emeğini, mücadelesini, onurunu ve insanlığın yarısını oluşturan o büyük gücü hatırlama günüdür.
Çünkü bir toplum kadını kadar güçlüdür.
Kadın susturulursa toplumun yarısı susar.
"Kadın yükselirse insanlık yükselir "
Ve unutmayalım…
8 Mart bir gülün değil,
bir çığlığın hatırasıdır.
Selam olsun emeğiyle dünyayı ayakta tutan bütün kadınlara…


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.