1. YAZARLAR

  2. Remzi Yıldırım

  3. Adana edebiyat denizi
Remzi Yıldırım

Remzi Yıldırım

Gazeteci

Adana edebiyat denizi

A+A-

"Kitap okuyanın bilgisi olur bilgisi olanın fikri olur"

İnsanı insan yapan en önemli yolculuk, okumakla başlar. Okudukça bilgi artar, bilgi derinleştikçe düşünce olgunlaşır ve düşünce zamanla fikre dönüşür. Fikir sahibi olmak, her konuda konuşabilmek değil; ne söylediğini bilerek, sorumluluğunu alarak konuşabilmektir. Bu da ancak kitapların sunduğu birikimle mümkündür...


Rastgele edinilen bilgiler geçicidir, ancak okumanın kazandırdığı bilinç kalıcıdır...

Bir de yazmak vardır… 

Çünkü söz söylenir, havada kalır; yazı ise zamanı aşar, kalıcılığa dönüşür. Yazmak, yalnızca düşünceyi ifade etmek değil; yaşanılan çağın, duyguların ve tanıklıkların kayıt altına alınmasıdır. Okumayan yazamaz, yazmayan ise yaşadığını geleceğe aktaramaz. Bu yüzden okuma ve yazma, insanın hem kendine hem de topluma karşı taşıdığı en önemli sorumluluklardan biridir...

whatsapp-image-2026-01-31-at-11-34-36.jpeg
İşte bu haftaki yazarımız Mustafa Naci Özer, kendi edebiyat ikliminde ki yazdığı kitapların iksirini bizimle paylaştı. 


Soru: Bize kendinizden bahseder misiniz?

Mustafa Naci Özer;
-Elâzığ’ın Baskil ilçesinde doğdum. İlkokulu köyde ve ortaokulu Baskil ilçesinde bitirdikten sonra Elâzığ Atatürk lisesinden mezun oldum. Daha sonra Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Fransızca bölümünden 1979 yılında mezun oldum. Aynı yıl göreve başladım. Türkiye’nin birçok il ve ilçelerindeki liselerde öğretmen ve yönetici olarak çalıştım. 2009 yılında Hatay iline bağlı bir Anadolu Lisesi kurucu müdür beş yıl Müdürlük yaptım. Sonra sürüldüğüm bir ilkokul müdürlüğünden emekli oldum. Aynı yıl Adana’ya yerleştim. Adana’da beş özel okulda eğitim koordinatörlüğü ve müdürlük yaptım. 2019 yılında bu yana çalışmıyorum. Ancak çeşitli derneklere üyeliğim var. Çukurova Edebiyatçılar Derneği üyesi ve yönetim kurulundaki çalışmalara katılıyorum. Çeşitli yurt dışı etkinliklerine katıldım. Edebiyatla ilgiliyim. Okuyor ve yazma çalışmalarını sürdürüyorum-

whatsapp-image-2026-01-31-at-11-34-36-1.jpeg
Soru: " Yazmaya nasıl başladınız?"

-Her genç gibi önce şiir yazarak yazmaya başladım. Sonra bir dönem günlük tuttum. Çeşitli yazarları, yerli ve yabancı klasikleri okudukça ben de yazabilirim deyip yazmaya başladım. Tabii ben yazmaya başladığımda bilgisayar olmadığı için kalın defterlere yazarak bir birikim oluşturdum. Yıllar sonra bir dizüstü bilgisayarım oldu. Deftere yazdıklarımı boş zamanlarımda yazarak dosya altına aldım.


Soru : "Bize ilk kitabınızdan ve kitap yayınlandıktan sonraki geri dönüşlerden bahseder misiniz? "
    
-İlk kitabım aslında yazdığım ikinci dosya olarak kaydettiğim kitaptı. REFAKATÇİ kitabımı emekli olduktan sonra nafakamdan biriktirdiğim para ile bastırdım. KARAHAN KİTABEVİ’ nden yayınlandı. 2016 yılında böylece basılı bir eserim oldu. Çok mutluydum. 1000 adet kitabın çoğunu tanıdıklara ve arkadaşlara ücretsiz olarak verdim. Fuarlarda ve internet ortamında satılanlardan çok olumlu eleştiriler aldım. Hatta Kültür Bakanlığı 100 adet alarak İl halk kütüphanelerine gönderdi.
Bir bakıma meslek yaşamımın ilk on bir yılını kapsayan bu kitap yaşadığım anılardan oluşuyordu. İnsana dair gerçek yaşamdan alınmış etkileyici, yer yer hüzün dolu, ağır yaşam koşulları, ezilmişlik, sürgün yılları gibi satırlardan oluşan bu kitabı okuyan bazı okuyucular gözyaşlarını tutamadıklarını arayarak söylüyorlardı. Bu durum hoşuma gittiği için yazmayı sürdürdüm. Zaten öncesinde kitap olacak beş ya da altı dosyam hazırdı.

whatsapp-image-2026-01-31-at-11-34-37.jpeg
Soru: O halde bize kitapları yazmaya nasıl başladığınızdan bahseder misiniz? "

-Meslek yaşamımın 12 yılını bekâr olarak çalıştım. Çoğunlukla yalnız kaldığım zamanlarda ve gecenin en sessiz saatlerinde herkes uyurken kendimle baş başa iken yazıyorum. O zaman daha çok odaklanıyorum. Yazdığım her şiir, her öykü ve her roman gerçek yaşam ve insana dair şeylerdir. Tabii çoğunlukla yaşadığım, dinlediğim ve beni etkileyen olayların konu edildiği yazılardır. Kır ve köy yaşantısının zor koşullarını doğunun soğuk iklimlerinde tarla ve bahçelerde ilkel tarım aletlerini kullanarak geçimini sağlayan bir ailede iş gücüne katkıda bulunarak okul yaşamımı da sürdürdüm. Patika yollardan 25 dakika yürüyerek ilkokula gittim. Ortaokul yıllarım yine kış ve yaz koşullarında 40 dakika yürüyerek gitmekle geçti.  Lise yıllarımı ilçede lise olmadığı için şehirde ev kiralayarak ve tüm ihtiyaçlarımı kendim karşılayarak geçirdim. Üniversite yıllarım ucuz otellerde ve yurtlarda geçti. Yani yazmam için o kadar çok malzeme biriktirmiştim. Hâlâ da o birikim devam ediyor.


Soru: " Kitabı yazarken temel düsturunuz nedir? "

-Kitap yazarken temel düsturum öncelikle para kazanmak, yazdıklarımı birilerine beğendirmek, ya da meşhur bir yazar olmak değil. Yalnızca yaşadıklarımın benimle mezara gitmesini istemiyorum. Okur bir dönemin belgeselleri gibi yaşasın istiyorum. Ülkemizin ve bu coğrafyanın iyi ve kötü yanlarından söz ederek, yaşanmışlıkları satırlara dökerek yıllar sonrasına ulaşmasını istiyorum. Tabii okuyucuyu etkilemek ve akıcı bir dil kullanarak sıkılmadan okumalarını da sağlamak için büyük özen gösteriyorum.


Soru:  " Kitaplarınızı yazarken başka nerelere dikkat ediyorsunuz?"

-Aslında bir önceki soruda buna birazcık değinmiştim. Öncelikle yazım kurallarına dikkat ederim. Yazdıklarımı defalarca okurken basit hatalarımı fark ediyorum. Kullandığım bir sözcüğün yerine daha uygun olanını bulup değişiklik yapıyorum. Yani kitaplarımın redaksiyon ve editörlüğünü kendim yapıyorum. Yine de basıldıktan sonra küçük de olsa yanlışlıklara rastlıyorum. Yayıncılara söylediğimde onlar da “nazar bocuğu olsun” diyorlar. Çünkü yayıncılar teslim ettiğim dosyayı kendi programlarında yeniden düzenliyorlar. Özellikle hece bölmelere çok dikkat ettiğim halde kitaplarda hece bölmelerine rastlıyorum. Bunu en tanınmış yayınevleri bile yapıyor. Yabancı ülkelerde basılan kitaplarda bu tür hatalara asla rastlamadım.


Soru: " Üzerine çalıştığınız başka eserleriniz var mı?"

-Şimdiye kadar çeşitli yayınevlerinden basılmış 11 (on bir) adet esrim var. Bunların dört tanesi roman, iki tanesi gözlem deneme, bir tanesi araştırma, iki tanesi öykü (yaşanmış gerçek hikâyeler) iki tanesi de şiir kitabı. Aslında en çok sevdiğim kitaplarımdan biri çocuk şiirleri (Yüreğim Anadolu’da) diğeri çocuk hikâyeleri (Hizan Kayası- Nostaljik çocuk öyküleri) diğerlerini de seviyorum. Ama çocuklar dünya için bir ülke için son derece önemli varlıklardır. Onlara yazdıklarınızla güzel mesajlar verirseniz doğayı, hayvanları, insanları ve çevreyi koruma bilincine ulaşırlar ve büyüdükçe çevrelerindeki insanları da eğitirler. Dolayısıyla ülke ve dünya her kötülükten ve olumsuzluktan kurtulur.
    Üzerinde çalıştığım, tamamladığım ve hâlâ yazma aşamasında olduğum eserlerim var elbette. Üç adet şiir kitabı, iki adet öykü iki adet deneme, bir adet anı kitaplarımın dosyaları hazır. Üzerinde son çalışmaları yapıyorum. Bir adet roman üzerinde çalışmalarım sürüyor. Yeni yazdığım şiir ve öyküleri de henüz dosya olarak kayıt altına almadım. 
    Asıl büyük sorunum bu yazdıklarımı bastırmak için masraflarını karşılayamam olmamdır. Yayın evleri ülkemizde yazarları sömürüyorlar. İlkemizde yazarı teşvik eden ve koruyan herhangi bir yasa yok. Yeterince tanınmıyorsanız ve iyi paralar dökerek reklam yapmıyorsanız kitaplarınız da tanınmıyor ve kitaptan kazanç sağlayamıyorsunuz. Çeşitli yarışmalara da jürilere güvenmediğim için eser yollamıyorum.


Soru: " Bir kitabın veya öykünün tamamlandığına nasıl karar veriyorsunuz?"

-Eseri bitirdiğimde defalarca okuyorum. Zaman zaman eksik yerleri bulup yeni cümleler ekliyorum. Hatta bazen bir bölümünü çıkarıyorum. Bunu ilk esrim REFAKATÇİ de yapmıştım. Kitap tamamlandığında 397 sayfa olmuştu. Bazı sayfalarda geçen isim yer adları sonradan bir hukuki sonuç doğurmasın diye cümle ve paragrafları silerek 368 sayfaya düşürmüştüm. Diğer yazdıklarım kendiliğinden olağan sonuca ulaşıyor. Yazacak belki başka şeyler de olabilir diye hafızamı zorlamıyorum. Bu kadar yeter, deyip noktayı koyuyorum. Aslında daha deneyimli birine okutup, onun eleştirilerini almak gerekir. Ama çevremdeki edebiyat ile ilgili etkili ve yetkili insanların zamanını almak benim yapıma ters düşmektedir. Zira onlar da böyle bir öneri ile bana hiç gelmediler.  Yazdıklarıma kendim karar verip, dosyasını yayınevine gönderiyorum. Bu yüzden hiç kimseyi suçlamak ya da bahane üretmek gibi bir düşüncem olmuyor. İyi ya da kötü sorumlusu benim.


S otu; "Adana Şair ve Yazarlar Platformu 18. Kitap Fuarında organizasyonu etkili oldu siz neler düşünüyorsunuz..?"

-Edebiyat ile ilgili yapılan tüm çalışmalar elbette çok faydalıdır. Yazarları okurlarla buluşturmak, yazarlara kendi yazdıklarını sergilemek için yer ya da stand temin etmek çok yararlı bir çalışmadır. Adana Yazarlar ve Şairler Platformu bu çalışmayı çok planlı ve etkili şekilde yaptı. Tüm Yazar ve Şairler son derece memnun oldular. Bunun için Platform başkanı Sayın Mahmut REYHANİOĞLU zahmetli bir çalışma ile bu işin üstesinden başarı ile geldi. Kendisine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Ben ayrıca Çukurova Edebiyatçılar Derneğine de üye olduğum için oradaki standa da iki gün kitaplarımı sergiledim. Bu yıl yerli yazarlara ilgi oldukça azdı. Son iki gün özel işlerim dolayısıyla fuara katılamadım. Ancak katılamadığım günler için telefonla arayanlar oldu. Fuarda olmadığımı ve ilgilerine teşekkür ederek bildirdim.
Fuarda kaldığım süre içinde üç söyleşi etkinliğinde bulunmam eski ve yeni yazarlarla tanışmam benim en büyük kazancım olmuştur. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.


Soru : " Özellikle büyüklere ve çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için neler yapılmalı? "
    
-Bu çok can alıcı bir soru; bu soruyu içtenlikle ve sıkılmadan yanıtlamak isterdim. Ancak büyükler için yapılacak pek bir şeyin olduğunu zannetmiyorum. Yani okumanın bir alışkanlık olduğu düşünülürse, belli bir olgunluğa erişmiş büyüklere okuma alışkanlığı kazandırmak oldukça zor. Tabii bunu derken bir genelleme yapmak da istemiyorum. Az da olsa büyüklerden de sonrada okuma alışkanlığı kazananlar var.
Küçükler için aynı şeyi söyleyemem. Bilinçli geleceği düşünen ve modern yaşama açık ailelerin çocukları üç yaşına geldiklerinde onların düzeyine uygun ilgi çekici hikâyeleri okuyarak meraklarının uyanmasına yardımcı olabilirler. Okuma ve yazmayı öğrendiklerinde kendiliğinden kitap alıp okumaya başlayacaklardır. Yani kitap oku demekle hiç kimse kitap okumaz. Merak ettirip ilgisini çektirmek lazım. Bunu da bir kitaptaki can alıcı noktadan söz edip, merak uyandırılışa çocuk onu okumaya başlar. Kitabın içindekini öğrenmek için merak eden kişi büyük ya da küçük mutlaka okumaya başlar.
Kitap okuyan olaylara doğru yaklaşım gösterir, sorar, sorgular ve doğru yorumlar yapar. Bilgi insanı yüceltir ve saygın biri yapar. Bilgili insan çevresini de eğitir. Rahmetli Uğur MUMCU’nun şu sözünü asla unutmam. 

“Kitap okuyanın bilgisi olur. Bilgisi olanın fikri de olur.”

Yani her konuda fikir sahibi olabilmek için çok kitap okumak gerekir.


Soru : " Kitaplarınızın büyükler çocukların hayatında nasıl bir iz bırakmasını umut ediyorsunuz? "
    
-Hem büyükler hem de küçükler yazdıklarımdan kendilerine ait birçok şey bulacaklardır. Bir kısmını onlar da yaşamışlardır. Büyüklerin bir kısmı 

“bunları ben de yaşadım”
 
diyeceklerini düşünüyorum. Özellikle çocuklar yazdıklarımdan kendilerine çok önemli dersler çıkaracaklardır. İlgilerini çeken konularda yazdıklarımın sonunda mutlaka insanlık yararına olacak öğütlerle, eğitici ve yol gösterici örneklerle sonlandırıyorum. Bunun da onları etkileyebileceğini düşünüyorum. Özellikle çocuklar için yazdığım ve ulusal bilinci aşılayan her konudaki şiirlerin yer aldığı (Yüreğim Anadolu’da) kitabını okumalarını öneririm. Kültür bakanlığı 200 adet alıp il halk kütüphanelerine gönderdi.
Her ne sebeple olursa olsun yazdıklarımın bir kısım insanı etkileyeceğini, yaşanan olumsuz durumlardan ders, olumlulardan kendilerine örnek alacak satırlar bulacaklarını umut ediyorum.

" Yazarlık yoluna yeni çıkanlara ve…
Yazmak isteyen her bireye şunu önerebilirim. Düşündüklerinizi, yaşadıklarınızı, dinlediğiniz ilginç anlatıları, anılarınızı kısacası hayatın içinde olan, insana, doğaya ve yaşama ait her şeyi cesurca yazın. Eleştiri ve olumsuz sözlerden etkilememeye özen gösterin. Her şeyin bir sonu vardır. 

'Söz uçar yazı kalır." 

Mutlaka yazmayı ve yaşamı kayıt altına almayı unutmayınız. Başarılar diliyorum.
    

Bana bu röportaj olanağını sunan çok değerli gazeteci Yazar dostum
Remzi Yıldırım beye en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.